Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

KKTC’den dünyaya uzanan kök hücre ve ilik nakli bağışları: 101 Kıbrıslı Türk bağışçı 21 farklı ülkeden hastaya umut oldu

Published

on

“Bugün 18 yaşında bir kızın yaşamına devam edebilmesini sağlayan cömertliğin için teşekkür ederim. Sen benim 18. yaş doğum günü hediyemsin.”

Bu sözler, yurt dışında yaşayan 18 yaşındaki bir genç kızın, hayatını kurtaran hiç tanımadığı Kıbrıslı Türk kök hücre bağışçısına yazdığı mektuptan.

12 yıl önce, lösemi tanısı konan ve iyileşmesi için tek umudu kök hücre nakli olan genç kız için ailesinden uygun bağışçı bulunamayınca dünya kemik iliği havuzunda yapılan taramalar sonucunda uygun donör KKTC’de bulundu.

Genç kız, nakilden altı ay sonra, ismini dahi bilmediği bağışçısına yazdığı mektupta şu ifadeleri kullanıyor: “Sen bana hayatımı geri verdin… Geleceğimi görebileceğim ve yaşayabildiğim için, ne kelimeler ne de bu mektup, yaptığın iyiliğe teşekkür etmeme yeterlidir.”

Bu mektubu, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) ile paylaşan Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı (KSV) Koordinatörü Servet Özeralp, genç kızın duygularının, ülkede tedavi gören çocuklar için de geçerli olduğunu söylüyor; “Nakil olan çocuklar, dünyaya biyolojik olarak doğdukları günü değil, ilik nakli oldukları günü kutluyorlar.” diyor.

Kanserle mücadelede kök hücre ve kemik iliği bağışının önemini vurgulayan Özeralp, 20 yılı aşkın süredir, KSV’nin 0-21 yaş arası kanser hastaları ve ailelerine rehberlik hizmeti ve destek sağlama misyonlarının yanı sıra nakil ihtiyacı olan hastalara uyumlu donör bulma misyonunu da yürüttüğünü belirtiyor.

KSV’nin, 2002’den bu yana, Güney Kıbrıs’ta bulunan Karaiskakio Vakfı ile iş birliği yaparak, Kıbrıs Kemik İliği Arşivi üzerinden Dünya Kemik İliği Bankası’na donör kaydı imkânı sağladıklarını belirten Özeralp, bugüne kadar KKTC’den 101 bağışçının kök hücre veya kemik iliği bağışında bulunarak hem ülkede hem de birçok ülkedeki hastalara ikinci kez yaşama şansı sunduklarını söylüyor.

Nüfus oranına göre dünyanın “en büyük üçüncü” kemik iliği havuzu olan Kıbrıs Kemik İliği Arşivi’nde, güney ve kuzeyden olmak üzere 201 bin 424 potansiyel donör kayıtlı. Bunlardan 38 bin 791’i KKTC’den. 101 Kıbrıslı Türk donörün kök hücre ve kemik iliği nakilleri 21 farklı ülkedeki hastalara ulaştı.

Bu bağışçılar arasında yer alan, KSV Mütevelli Heyeti Başkanı Hüseyin Özün Yamaç ile Gazimağusa sakini, sağlık çalışanı Yunus Macit ise paylaştıkları donör deneyimleriyle “bağışçı olmanın ne kadar büyük bir insani görev olduğunu” vurguluyor.

KKTC’de gönüllü bağışçı sayısının artması için toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Vakıf yetkilileri, herkesi bu insani göreve katkı koymaya davet ediyor.

KSV yetkilileri, Vakıf’ın çocukluk çağı kanseri ile mücadele eden çocuklar ve genç yetişkinler ile ailelerine sundukları hizmetleri, bu konuda yürüttükleri çalışmaları ve faaliyetleri TAK’a anlattı.

-“Gönüllü bağışçı sayısının artması için toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor”

Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı (KSV) Koordinatörü Servet Özeralp, Vakıf’ın, 1999 yılında lösemiye yakalanan 12 yaşındaki Kemal Saraçoğlu’nun hayatını kaybetmesinin ardından ailesi tarafından Kemal’in adını yaşatmak ve toplumu kanser hakkında bilgilendirmek ve erken tanıyla kanserin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu göstermek amacıyla kurulduğunu belirtiyor.

Vakıf’ın misyonunun; 0-21 yaş arası kanser hastaları ve ailelerine rehberlik hizmeti sağlamak, ihtiyaçlarını karşılamak ve çocukluk çağı kanseri hakkında toplumda farkındalık yaratmak olduğunu söylüyor.

Özeralp, bu ay başı itibarıyla, KSV’de kayıtlı 0-21 yaş arası 65 üye çocuk ve genç bulunduğu, KKTC’de en sık görülen çocukluk çağı kanser türlerinin tedavi edilebilir lösemi ve lenfoma (yaklaşık yüzde 70) olduğu bilgisini paylaşarak, bu hastalıkların tedavisinde kök hücre ve kemik iliği naklinin önemini vurguluyor.

“Nakil ihtiyacı olan hastalara uyumlu donör bulmak öncelikli misyonlarımız arasında yer alıyor” diyen Özeralp, 2002 yılından beridir, KSV’nin Karaiskakio Vakfı ile iş birliği yaparak, Kıbrıs Kemik İliği Arşivi üzerinden Dünya Kemik İliği Bankası’na donör kaydı imkânı sağladıklarını anlatıyor.

KSV’nin paylaştığı verilere göre Kıbrıs Kemik İliği Arşivi’nde, güney ve kuzeyden olmak üzere toplam 201 bin 424 potansiyel donör kayıtlı. Bunlardan 38 bin 791’i de KKTC’den. Nüfus oranına göre dünyanın “en büyük üçüncü” kemik iliği havuzu olan Kıbrıs Kemik İliği Arşivi, 2000 yılından bugüne kadar, 35 farklı ülkedeki 875 hastaya kök hücre ve kemik iliği nakli sağladı. Bu havuz üzerinden 101 Kıbrıslı Türk bağışçının nakilleriyse 21 farklı ülkede bulunan hastalara ulaştı.

Özeralp, bugüne kadar, KKTC’den 101 gönüllü bağışçının kök hücre (96) ve kemik iliği (5) bağışıyla gerek ülkede gerekse dünyanın birçok ülkesindeki hastaya yaşam umudu olduğunu aktarıyor.

18-45 yaş arası, KKTC Kimlik kartına sahip olan, daha önce bu amaç için örnek vermemiş, sağlıklı bireylerin örnek verebileceğini hatırlatan Özeralp, “Donörün ulaşılabilir olması gerektiğinden, her kişi kendi vatandaş olduğu ülkede bu örneği verebilir. Bu noktada da KKTC kimlik kartı devreye girer ve kaydolur.” diyor. Sistemin, 60 yaşına kadar bu örnekleri kayıtlı tuttuğunu da ekliyor.

-“Kemik iliği bağışı, kan bağışı kadar kolay”

KKTC’de gönüllü bağışçı sayısının artması için toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Özeralp, “Bu konuda insanların aşamadığımız korkuları var. Ama aslında kemik iliği bağışı, kan bağışı kadar kolay. Donör olan bir kişi, üç gün içinde tekrar bağış yapabilecek duruma gelir. Vücuttan eksilen herhangi bir şey olmaz.” diyor.

Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Hüseyin Özün Yamaç, KSV’nin donör kaydı konusunda dünyayı takip eden bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirterek, kuzeyde, bu hastalar için kan örneklerinin toplanmasına, 2000’lerin başlarında Kemal Saraçoğlu ile altı yaşındaki Kıbrıslı Rum Andreas Vassilliou için uygun kemik iliğinin bulunması için düzenlenen kampanyalar ile başlandığını hatırlatıyor.

Özeralp, Kemal ve Andreas için Ledra Palace’da düzenlenen kampanyaya binlerce kişinin katıldığını belirterek, “Andreas ve Kemal, bu adada insanları bir amaç için bir araya getiren barış sembolleriydi.” diyor. Özeralp, Güzelyurt’ta 3 yaşındaki Jale ve Kıbrıslı Rum Andrea için de kampanyalar düzenlediğini ve Vakfın ilk donörü olan Kıbrıslı Türk Uğur Yalçın’ın bağışıyla Andrea için uygun ilik bulunduğunu belirtiyor.

-“İnsanlık görevimi yerine getirdiğimi hissettim. Bu, büyük bir mutluktu”

Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Yamaç, hiç tanımadığı bir hastanın iyileşmesi için kök hücre bağışında bulunduğu yolculuğunun 2006 yılında KSV’den gelen bir telefonla başladığını belirerek, o anı şöyle anlatıyor:

“Telefonda, Vakıf’tan Gediz İnan vardı. ‘2000’li yıllarda verdiğiniz kan örneğiniz bir hasta için uyum sağladı. Gönüllü bağışçı olmayı kabul ediyor musunuz? diye sordu. Hiç tereddüt etmeden, bağışçı olmayı kabul ettim.”

“Bir insanın, başka birine verebileceği en büyük değer, ona hayatında ikinci yasam şansı sunmaktır” diyen Yamaç, “Bunun için bir kaç saatlik bir sıkıntı yaşarsınız ama karşı taraftaki kişi için bu, yeniden hayata tutunma şansı demektir.” diyerek bağışçı olmanın önemine işaret ediyor.

Nakil günü, güneydeki hastanede kendisini karşılayan genç doktor Papaminas’in “her şey insanlık için” sözlerini anımsayan Yamaç, “İlik nakliyle hiç tanımadığım bir insana hayata yeniden başlama şansı verdiğim için insanlık görevimi yerine getirdiğimi hissettim. Bu, büyük bir mutluktu.” diyor.

Yamaç, bir süre sonra, kendisini kanser tedavisine adamış Papaminas’in kanserden hayatını kaybettiğini öğrendiğinde derinden üzüldüğünü ama onun sayesinde bir hayat kurtarmış olmanın da huzurunu hissettiğini söylüyor.

-“Bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin insanın insana ihtiyacı var”

Lösemi hastası bir çocuğun iyileşmesi için iki kez bağışçı olan Gazimagusa’da yaşayan, ecza deposu çalışanı Yunus Macit, 2017 yılında, bir kampanyada örnek verdiğini, beş yıl sonra, KSV’nden gelen bir telefonla uyumlu donör olduğu haberini aldığını anlatıyor.

İlk başlarda, kemik iliği nakli hakkında bilgisi olmadığı için tedirgin olduğunu, ama danıştığı doktorların “bunun milyonda bir gerçekleşen büyük bir şans olduğunu” söylemesi üzerine, “Ortada bir can söz konusu ve siz tek umudusunuz. Bu yüzden ne olursa olsun bunu yapmam gerektiğini hissettim” diyerek, donör olmayı kabul ettiğini söylüyor ve “İyi ki de yapmışım” diye ekliyor.

Operasyon günü, doktorlar ve hemşirelerin güler yüzlü karşılamasıyla endişelerinin kaybolduğunu söyleyen Macit, “İşlem, anestezi altında kalça kemiğinden alınarak yapılıyor. Kesinlikle bir ağrı hissetmiyorsunuz. Nakilden bir hafta sonra hayatıma, sporuma kaldığım yerden devam ettim. Bu deneyimini herkesle paylaştım. Herkese donör olmayı tavsiye ettim.” diyor.

Nakilden yaklaşık sekiz ay sonra, hastalığı nükseden çocuk için kök hücre nakli ihtiyacı olduğunu, hiç düşünmeden ikinci kez bağışçı olmayı kabul ettiğini anlatan Macit, “Çocuğun sağlığına kavuştuğunu öğrenmek çok büyük bir mutluluktu…Bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin insanın insana ihtiyacı vardır.” diyor.

-Genç kızdan hayatını kurtaran Kıbrıslı Türk kök hücre bağışçısına mektup

Vakıf Koordinatörü Özeralp, nakil olan hasta ile bağışı arasında oluşan bağa işaret ederek “Hiç tanımadığınız, dünyanın herhangi bir yerindeki bir insanla aranızda farklı bir bağ oluşur” diyor ve 12 yıl önce, lösemi hastası genç kızın, hayatını kurtaran Kıbrıslı Türk bağışçısına gönderdiği mektubu TAK ile paylaşıyor.

12 yıl önce, lösemi tanısı konan ve iyileşmesi için tek umudu kök hücre nakli olan genç kız için ailesinden uygun bağışçı bulunamayınca dünya kemik iliği havuzunda yapılan taramalar sonucunda uygun donör KKTC’de bulundu.

Nakilden altı ay sonra bağışçısına yazdığı mektubunda genç kız, “O küçük çantayı gördüğümde ve damla damla yeni hayatıma girmeye başladığında korkularım tamamen kayboldu.” diyor ve şöyle devam ediyor: “Bugün bu mektubu yazabilmemi, 18 yaşında bir kızın yaşamına devam edebilmesini sağlayan cömertliğin için teşekkür ederim. Sen benim 18. yaş doğum günü hediyemsin.”

“Sevgili donör, sen bana hayatımı geri verdin” diyen genç kız, ailesinin ve kendisinin ona sonsuz teşekkürlerini dile getirerek, “Geleceğimi görebileceğim ve yaşayabildiğim için, ne kelimeler ne de bu mektup, yaptığın iyiliğe teşekkür etmeme yeterli. Sonsuz şükranlarımla!” diyor.

Özeralp, genç kızın duygularının burada tedavi gören çocuklar için de geçerli olduğunu ifade ederek, “Nakil olan çocuklar, artık dünyaya biyolojik olarak doğdukları günü kutlamıyorlar, ilik nakli oldukları günü kutluyorlar.” dedi.

Özeralp, “Bu çocuklara el birliği ile sarılmalıyız. Biz Kemal Saraçoğlu Vakıf olarak bu konuda çok huzurluyuz. Vakıf’a güvenip bize katkıda bulunarak çocuklara bu imkânı sağlamamıza olanak tanıyan toplum da bunun bir parçası” diyerek, Vakıf’a destek veren herkese minnettarlığını iletiyor.

-“Tam zamanlı doktor ve ilaç eksikliği…”

Vakıf Koordinatörü Özeralp, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Çocuk Onkoloji Servisi’nde 0-19 yaş arası 22 çocuk ve genç yetişkinin tedavi gördüğünü beliriyor ve serviste tam zamanlı uzman doktor eksikliğinin ve ilaç tedarikinde sıkıntıların devam ettiğini söyleyerek Sağlık Bakanlığı’na bunlara çözüm bulması çağrısını yineliyor.

Özeralp, Çocuk Onkoloji Servisi’nde görev yapan çocuk onkoloğunun ve yetişkin onkoloji bölümündeki hematoloji uzmanının emekliye ayrıldığını, her iki uzmanın şu an hizmet alımı statüsünde hasta bakmaya devam ettiğini ancak bunun sürdürülebilir olmadığını ifade ederek, “Kanser hastalarının, kesintisiz tedavi alabilecekleri için tam zamanlı doktorlara ihtiyacı var” diyor. “Kanser tedavisinde ilaçlarda doz atlamanın geri dönüşü yoktur.” diye ekliyor.

-“Hastalığı yenip doktor olan çocuklar var”

Özeralp, Vakıf’ın dokuz mütevelli heyeti üyesi ve dört çalışanıyla, toplumun desteği sayesinde, üye çocuklara ve ailelerine; maddi destek, ilaç, tıbbi sevk, tektik, yurtdışı kira yardımları, gıda ve ihtiyaç yardımları ile eğitim desteği ve psikolojik destek sağladığını belirtiyor. Ayrıca, İngiltere merkezli Tanyel’s Smile ile iş birliğinde, tatil etkinlikleri, yılbaşı, doğum günü partileri gibi sosyal içerikli etkinlikler düzenlediklerini de aktarıyor.

Özeralp, Milli Eğitim Bakanlığı ile iş birliği kapsamında, son 10 yıldır, çocuk onkoloji servisinde tam zamanlı iki öğretmenin görev yaptığını ve bu sayede uzun süren tedavi sürecinde ilköğretim çağındaki çocukların eğitimden geri kalmadığını anlatıyor.

Yamaç ise, “Hastalığı yenip, doktor olan çocuklarımız var. Onların eğitimlerine katkıda bulunmak bizim için çok önemli” diyerek, bağışçıların katkılarının artmasının Vakıf’ın hizmetlerini sürdürülebilirliğine imkân tanıyacağını belirtiyor.

KSV’ye bağışlar ve donör kaydı hakkında daha fazla bilgi; Vakıf’ın 542 850 8700 ve 542 880 8700 telefon numaralarından ya da https://www.kemalsaracoglu.org/ sitesinden edinilebiliyor.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Öğretmenler Sınav (Değişiklik) Tüzüğü…Çavuşoğlu: “Düzenleme, eşitsizliği önlemek adınadır”

Published

on

By

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Öğretmenler Sınav Tüzüğü’ndeki değişikliklerin, öğretmenler arasındaki eşitsizliği önlemek adına yapıldığını belirtti.

Düzenlemenin, Kamu Hizmeti Komisyonu’nda ilk atama sınavına girecek olan öğretmenleri kapsadığını belirten Çavuşoğlu, sendikaların yaptığı basın açıklamasının “yersiz olduğunu” söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın, Teknik Kurul toplantısı öncesinde bakanlık önünde yaptığı açıklamanın ardından kamuoyuna açıklamalarda bulundu.

-“Değişiklikler, anomalileri düzenlemek ve adalet sağlayabilmek adına”

Bakan Çavuşoğlu, iki öğretmen sendikasının, Öğretmenler Sınav (Değişiklik) Tüzüğü hakkında Bakanlık önünde ortak basın açıklaması yaptığına işaret ederek, düzenlemenin, kamuya yeni girecek öğretmenlerin haklarının korunmasıyla ilgili olduğunu belirtti.

Öğretmenler arasında haksızlık yarattığı için tüzük değişikliğinin çok uzun zamandır konuşulduğunu ifade eden Çavuşoğlu, geçen yıl ilkokullara Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) öğretmeni alınması için yapılan sınavın bunun en somut örneği olduğunu vurguladı.

Kamu Hizmeti Komisyonu aracılığıyla yapılan sınavda 98 alan öğretmenin 110’uncu, 60 alan öğretmenin ise birinci geldiğini kaydeden Çavuşoğlu, değişikliklerin, anomalileri düzenlemek ve adalet sağlayabilmek adına yapılmak istendiğini söyledi.

-“Değişiklik, komisyonda ilk atama sınavına girecek olan öğretmenlerimiz için”

Değişikliğin bu yıl yapılacak sınava girecek öğretmenleri kapsadığının altını çizen Çavuşoğlu, “Değişikliğin mevcut öğretmenlerle alakası yoktur. Kamu Hizmeti Komisyonu’nda ilk atama sınavına girecek olan öğretmenlerimiz içindir” dedi.

-Bakanlığa yönelik düzenlemeler

Bakanlığa yönelik de mecburi düzenlemeler yaptıklarını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

“Öğretmenlik kadrolarının doldurulmasına yönelik talepleri 30 Haziran’a kadar belirleyip, Kamu Hizmeti Komisyonu’na bildirme zorunluluğunu kendimize getirdik. Daha önce bunun ucu daha açıktı ve öğretmen atamalarında bazı gecikmeler yaşanıyordu. Biz bu gecikmeler yaşanmasın diye kendimizi 30 Haziran’a kadar sınırlamış olduk.”

60 puan ve üzerinde alanlar için sınav süresinin bir yıl geçerli olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, medya aracılığıyla münhalin en az 15 gün önceden müracaatçılara bildirilmesiyle ilgili de düzenleme yaptıklarını belirtti.

-“Adalet yaratacağını düşünmekteyiz”

Sınavları 70 Alan Bilgisi, 30 Eğitim Bilimleri olarak düzenlediklerini de ifade eden Nazım Çavuşoğlu, geçmişte Alan Bilgisi ve Eğitim Bilimleri sınavının bir oturum olarak yapıldığına işaret etti.

Çavuşoğlu, “Soru havuzunda bir defa sorulan soru, ikinci kez sorulamadığı için Eğitim Bilimleri soruları öğretmen adaylarına eşit bir şekilde sunulmamaktaydı” dedi.

Yaklaşık iki bin öğretmenin münhallere başvurduğunu dile getiren Çavuşoğlu, her yapılan sınavda Eğitim Bilimlerinde farklı soru çıktığında, öğretmen adaylarından, “bir önceki gün soruların basit, bir sonraki gün ağır” olduğu yönünde tepkiler aldıklarını kaydetti.

Eğitim Bilimleriyle ilgili konuları tüm öğretmen adaylarına eşit yapmak istediklerini vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, bunun adalet yaratacağı düşüncesini belirtti.

Eğitim Bilimlerini altı-yedi başlığa bölerek, 30 puanı paylaştırdıklarını da kaydeden Çavuşoğlu, “Öğretmenlerimizin her konuda bilgili olmasının önünü açtık ve bu eşitliği sağladık” dedi.

Çavuşoğlu, İngiliz dilinde tarih ve sosyal bilgiler gibi münhaller için sınavın en az yüzde 70’inin İngilizce olmasının mecbur hale getirildiğini de kaydetti.

-İtiraz sürecine düzenleme

Sınavlarda, itirazların nasıl yapılacağı ve değerlendirileceğiyle ilgili bir düzenleme olmadığını, Kamu Hizmeti Komisyonu’nun belirlediği kriterlerin uygulandığını söyleyen Çavuşoğlu, kamu görevlilerinin sınavlarında olan itiraz prosedürünü öğretmenler için de eklediklerini dile getirdi.

Çavuşoğlu, “Havada olan itiraz sürecini tamamen kamu görevlilerinde olan şekle koymuş olduk” dedi.

-“İlkokul öğretmen atamaları için yapılan sınav sistemi başarıyı motive etmiyordu”

Asıl meselelerden birinin sıralama listesi olduğunu kaydeden Nazım Çavuşoğlu, bütün dünyada ve KKTC’de orta eğitim ile kamu münhallerinde alınan sınav puanına göre sıralama yapılırken, ilkokul öğretmenlerinde 60 puanın alınması halinde bunun yaşa göre yapıldığını söyledi.

İlkokul öğretmenleri için de başarı sıralamasının, sınavda alınan puana göre yapılması için düzenleme yaptıklarını belirten Çavuşoğlu, “Bu 2014’ten beri maalesef yanlış bir düzenlemeydi. Ancak sendika buna devamlı itiraz etmekteydi. Yani 100 alan işe giremiyor ama 60 alan işe girebiliyordu. Bu anomaliyi ortadan kaldırmak adına düzenleme yaptık” diye konuştu.

Münhale başvuracak öğretmenlerin çok mutlu olacağına inanç belirten Çavuşoğlu, “Bugüne kadar ilkokul öğretmen atamaları için yapılan sınav sistemi başarıyı motive etmiyordu… Herkesin gösterdiği başarı hak ettiği sıradır diye düşünüyoruz ve bu hakkı iade ediyoruz. Burada yaptığımız düzenlemenin alkışlanmak yerine eleştirilmesi, gerçekten sendikacılığın ülkede geldiği kısır döngüden başka bir şey değildir” dedi.

-Türkçe lisans mezunu öğretmenlere İngilizce münhale başvurma hakkı

İngilizce dilinde kimya, fizik, matematik, tarih, psikoloji alanlarında çok ciddi öğretmen eksiklikleri olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından Avrupa Dil Pasaportu C1 düzeyinde İngilizce sertifikasına sahip olan ve YÖK Dil Sınavında ilgili branşta en az 85 puan alanların, Türkçe lisans mezunu olsalar bile İngilizce münhale başvurmasının önünü açtıklarını söyledi.

Beklentinin tamamen İngiliz diline hakim olmayı gerektirdiğini vurgulayan Çavuşoğlu, İngilizce dilinde lisans mezunu öğretmen bulunmayan branşlarda, kendisini yetiştiren öğretmenlerin önünü açmak için bu düzenlemeyi yaptıklarını belirtti.

Tüzükte yapılan değişikliğin mevcut öğretmenlerle hiçbir ilgisi olmadığının altını çizen Bakan Çavuşoğlu, “Yaptığımız değişiklik bu seneden itibaren öğretmen alım münhallerine başvuracak olan öğretmenler içindir. Bu öğretmenler arasında oluşan eşitsizliğin önlemek adınadır” dedi.

Açıkladıkları dışında bir düzenleme yapmadıklarını söyleyen Çavuşoğlu, sendikaların yaptığı basın açıklamasının” yersiz olduğunu” ve bu konuların uzun bir zamandır konuşulduğunu kaydetti.

Bakan Çavuşoğlu, “Başarıya göre sıralama tüm dünyada varken, yaşa göre sıralamayı sendikanın savunması kabul edilebilecek bir durum değildir. Başarılı olan öğretmen arkadaşlarımıza büyük haksızlıktır diye düşünüyorum. Biz bu haksızlığı ortadan kaldırmak için bu çalışmayı yaptık” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Kıbrıs

Gardiyanlar Birliği’nden cezaevlerindeki kadroların doldurulması çağrısı

Published

on

By

Kıbrıs Türk Gardiyanlar Birliği, cezaevlerinde personel eksikliğinden kaynaklı yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, bir an önce kadroların doldurulması çağrısında bulundu.

Birlik Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, Merkezi Cezaevi Müdürlüğü’nün özellikle ilk atama kadrolarına ilişkin defalarca münhal ve doldurulma talebi olmasına rağmen sürecin Başbakanlığın yetkisinde olan personel istihdam onayının bir adım ötesine geçemediği savunuldu.

Söz konusu istihdamların 2022 yılında Lefkoşa Sanayi Bölgesi Cezaevi binasından Haspolat Kirli Sanayi Bölgesi Cezaevi Yerleşkesi’ne taşınma süreci gerçekleşmeden önce yapılması gerektiği belirtilen açıklamada, “Artık bıçak kemiğe dayanmamış, kemiği kesmeye başlamıştır.” denildi.

Açıklamada, merkezinde insan olan ve verilen hizmetin kesintisiz olarak devam ettiği cezaevlerinde, en küçük hatanın ve hizmet noksanlığının geri dönülemez sonuçlar doğurmasına yol açabilme olasılığı olduğu, sağlık, güvenlik ve teknik hizmetlerin devamının elzem olduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çekildi.

Buna ek olarak, kapasitesinin artırılmış olmasına rağmen, yeni Cezaevi’nin tüm bireyleri barındırmaya yeterli olmamasından dolayı devre dışı bırakılması planlanan Lefkoşa Sanayi Bölgesi Cezaevi binasının kullanılmaya devam edildiği anımsatılan açıklamada, istihdamların sadece yeni Cezaevi için yapılması planlanırken, şimdi mevcut personelin sayısız ödünlerle iki yerde de sorumluluklarını yerine getirdiği belirtildi.

Cezaevlerinin görevleri arasında mahkûm ve tutukluları ıslah etme, edindiği kötü alışkanlıklardan uzaklaştırma, toplumda yeniden yer bulmalarını sağlama, meslek sahibi yapma, topluma yararlı bireyler şeklinde yaşamlarını idame etmelerini sağlama gibi konular olduğu hatırlatılan açıklamada, mevcut personelle bireylerin sadece toplumdan ayrıştırma ve izole edilme görevlerinin yerine getirilebildiği ifade edildi.

Açıklamada, talep edilen istihdamların özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri kaynaklı seçim yasaklarının yürürlüğe girmesinden önce yapılması ve 2025 yılı sonuna kadar tüm eksik kadroların doldurulmasının elzem olduğu vurgulandı.

Devamını Oku

Kıbrıs

Gazimağusa Belediye Başkanı Uluçay, cezaevi sonrası yaşam projesinin yürütücüleriyle görüştü

Published

on

By

Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, cezaevinden tahliye edilen bireylerin topluma yeniden kazandırılması projesinin yetkililerini kabul etti.

Gazimağusa Belediyesinden verilen bilgiye göre, kabulde, “Cezaevi Sonrası Yaşam: İstihdama Özel Bakış” projesinin koordinatörü Barış Alibeyoğlu, İletişim ve Proje Asistanı İrem İlksoy, Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi Başkanı Aslı Murat yer aldı.

Görüşmede Uluçay’a projenin amacı, hedefleri ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi. Projenin, cezaevinden tahliye edilen bireylerin topluma yeniden kazandırılması ve istihdama katılımlarının artırılması hedefi taşıdığı anlatıldı; yerel yönetimlerin bu süreçte üstlenebileceği rol hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Avrupa Birliği tarafından Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB Yardım Programı kapsamında finanse edilen Proje Kıbrıs Türk Barolar Birliği ile İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği işbirliğiyle yürütülüyor.

Başkan Uluçay, görüşmede, ziyaretten duyduğu memnuniyeti, Proje kapsamında oluşturulacak iş birliğinin önemini ve bu iş birliğinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Devamını Oku

Trending

Reklam