Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, Halkın Partisi’nin “Temiz siyaset ve değerler temelinde” kurulduğunu vurgulayarak, HP’nin önümüzdeki dönemde yalnızca değerlerin değil, istikrarın da sigortası olacağını söyledi.

HP’nin hukuksuzluklara karşı güvence olmayı sürdüreceğini dile getiren Özersay, partinin gireceği hükümetlerde temel ilke ve değerleri korumak için mümkün olan en son noktaya kadar mücadele edeceğini söyledi.

Halkın Partisi, 10’uncu kuruluş yıldönümünü Lefkoşa Merit Otel’de düzenlenen halka açık resepsiyonla kutladı. 6 Ocak 2016 tarihinde yapılan başvuruyla resmen kurulan parti için dün akşam gerçekleştirilen resepsiyona Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile eşi Nilden Bektaş Erhürman da katıldı.

Halkın Partisi’nden verilen bilgiye göre, resepsiyonda konuşan HP Genel Başkanı Özersay, Halkın Partisi’nin 6 Ocak 2016’da “ülkede yaşanan sorunların asıl nedeninin ideolojik farklılıklar değil, değerler erozyonu, çürüme ve yozlaşma olduğu” saptamasıyla kurulduğunu belirtti.

Özersay, Halkın Partisi’nin bu nedenle sağcı ya da solcu bir parti olarak değil, merkezde; kişisel menfaatleri değil toplumsal faydayı esas alan değerler temelinde kurulduğunu ifade etti.

Özersay, 10 yıl önce bu yaklaşımı hafife alanların aradan geçen dönemde ülkedeki en büyük sorunlardan birinin çürüme ve yozlaşma olduğunu söylediğini belirterek, bunun kuruluşta yapılan saptamanın doğruluğunu ortaya koyduğunu savundu.

Bu tablonun, ülkede bu konularda alınacak çok yol bulunduğunu da gösterdiğini dile getiren Özersay, yolun uzun, mücadelenin uzun soluklu ve bu mücadeleye halkın da sahip çıkmasının gerekli olduğunu söyledi.

– “Halkın Partisi bir sigortadır, güvencedir”

Konuşmasında Halkın Partisi’nin geçen 10 yılda pek çok konuda “Sigorta” görevi üstlendiğini kaydeden Özersay, HP’nin “Yolsuzluklara, laiklik karşıtı yaklaşımlara, hırsızlıklara, hukuksuzluğa, partizanlığa ve Kıbrıs sorunu konusunda atılabilecek yanlış adımlara karşı bir “Güvence” olduğunu kaydetti.

Özersay, hükümette oldukları dönemlerde bu başlıklarda “Sigorta görevi gördüklerini” ve yanlışların yapılmasını önlemeye çalıştıklarını, halka verdikleri sözler ve ilkeler ayaklar altına alındığında ise “Sigortanın attığını” ve HP’nin hükümetten çekildiğini hatırlattı.

Bunun bir değil iki kez yaşandığını kaydeden Özersay, bu durumun HP’nin koltuk sevdalısı bir parti olmadığını, gerektiğinde o koltuklardan kalkma cesareti bulunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Bununla birlikte parti olarak öz eleştiri yaptıklarını da belirten Özersay, bu acı tecrübelerden dersler çıkardıklarını, bundan böyle sigortanın eskisi gibi “Hemen atmayacağını”, ülkenin “Çakma değil gerçek anlamda istikrarlı ve uzun ömürlü hükümetlere” ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Özersay şöyle devam etti:

“Halkın Partisi bundan böyle gireceği hükümetlerde, kuracağı koalisyonlarda bu temel ilkeleri ve değerleri korumak için öncelikle ve mümkün olan en son noktaya kadar hükümette kalarak mücadeleyi sürdürecek, içeride mücadeleye dair yöntemler kullanacaktır. Elbette zaruret oluştuğunda, mecbur kalındığında o sigorta gene atacak ancak çıkardığımız dersler temelinde bu öyle kolay kolay olmayacaktır.”

-“Meclis dışındaydık ama milletin vekili gibi çalıştık”

Halkın Partisi’nin Meclis dışında olmasına rağmen etkili ve sonuç alıcı bir muhalefet görevi yerine getirdiğini savunan Özersay, HP Yolsuzlukla Mücadele Birimi kurarak işe başladıklarını, avukatları, maliyecileri ve kamuda tecrübeli isimleri bir araya getirdiklerini söyledi.

Özersay, son yıllarda yolsuzluklarla mücadelede yalnızca açıklamalarla yetinmediklerini, çeşitli hukuki ve idari başvurularla somut adımlar attıklarını, bu sayede birçok konuda sonuç alındığını ifade etti.

“Tanı Bunları” ve “Yarın Ola Hayrola” kampanyalarıyla kamuoyunda güçlü bir farkındalık oluşturduklarını söyleyen Özersay, yürütülen çalışmaların yolsuzluklara karşı toplumsal duyarlılığı artırdığını ve birçok dosyanın yargıya taşınmasına katkı sağladığını kaydetti.

“Bu son üç buçuk yıldır Meclis dışındaydık; milletvekili değildik ama milletin vekili gibi çalışmaya devam ettik. Halk için çalıştık ve somut sonuçlar da elde ettik.” diyen Özersay, birçok alanda şikâyetlerde bulunarak yolsuzluklara karşı aktif mücadele yürüttüklerini belirtti.

-“Kadromuzu tanıtma süreci yeni başladı”

Partinin kadro yapılanmasına da değinen Özersay, kadrolarını kamuoyuyla paylaşmaya başlayalı yalnızca 15 gün olduğunu belirterek, buna rağmen kendilerini arayan birçok kişinin Halkın Partisi’nin bu denli güçlü ve liyakatli bir kadroya sahip olduğunu bilmediklerini ifade ettiğini aktardı.

Özersay, “Halkın Partisi’nde kim var” kampanyasına yeni başladıklarını kaydederek, güçlü, liyakatli ve memleket sevdalısı kadroyu seçim gelmeden seçmene göstereceklerini ve tanıtacaklarını söyledi.

– “Önce memleket diyebilen herkese kapımız açık”

Özersay, Halkın Partisi’nin sağcısıyla solcusuyla ülkesini seven herkes için bir alternatif olduğunu ifade ederek, geçmişte hangi partide yer almış ya da hangi partiye oy vermiş olursa olsun, ülkesini seven herkes için HP’nin bir seçenek olduğunu söyledi. Özersay, “Önce memleket diyebilen herkese Halkın Partisi’nin kapıları açıktır” ifadelerini kullandı.

Özersay, Halkın Partisi’nin sağcısıyla solcusuyla ülkesini seven herkes için bir alternatif olduğunu ifade ederek, geçmişte hangi partide yer almış ya da hangi partiye oy vermiş olursa olsun, ülkesini seven herkes için HP’nin bir seçenek olduğunu söyledi. Özersay,

“Önce memleket diyebilen herkese Halkın Partisi’nin kapıları açıktır” ifadelerini kullandı.

– Şeffaflık, güvenlik, üniversiteler, sağlık, “nereden buldun”, istihdam, nüfus sayımı ve vatandaşlık

Özersay, şeffaflık ve denetimin güçlendirilmesi gerektiğini savunarak, arsa, silah ruhsatı, tarımsal ve turizm arazileri gibi birçok işlemde Resmi Gazete’de yayımlanma zorunluluğu getirilmesini, aynı uygulamanın vatandaşlık kararları için de hayata geçirilmesini istedi.

Güvenlik ve asayişin polisiye önlemlerle değil, esasen kara parayla mücadeleyle sağlanabileceğini ifade eden Özersay, yabancı iş gücü getirilmesinin rant aracı olmaktan çıkarılarak devlet denetimine alınması gerektiğini dile getirdi.

Özersay, sahte diplomalar ve insan kaçakçılığına zemin hazırlayan tabela üniversiteleriyle ilgili de derhal tedbir alınması ve bazı üniversite lisanslarının iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

Kamu sağlık hizmetlerinde ülkeye özgü bir genel sağlık sigortası sistemine geçilmesini savunan Özersay, hasta bakıcılarla ilgili düzenleme yapılmasını ve hasta haklarının yasal güvenceye kavuşturulmasını talep etti.

Yetersiz kalan Mal Beyanı Yasası yerine “Nereden Buldun Yasası” çıkarılmasının şart olduğunu savunan Özersay, siyasette yer alanlar ile üst düzey bürokratların ani zenginleşmelerinin denetlenmesi ve hesap verebilir bir yapının kurulmasının önemine işaret etti.

Özersay ayrıca, geçici işçi istihdamının sınav ve liyakat esasına göre yapılması, müsteşar ve özel kalem müdürleri dışındaki tüm üst düzey kamu görevlilerinin Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından sınavla belirlenmesi, nüfus sayımının yanı sıra Vatandaşlık Yasası’nın değiştirilmesi ve vatandaşlık uygulamalarının muhalefet ile sivil toplum denetimine açılması gerektiğini de ifade etti.

-“Seçim ola hayrola”

Konuşmasının sonunda Özersay, bu mücadelenin yalnızca söylemle başarılamayacağını, halkın bu mücadeleye sahip çıktığını ve omuz verdiğini gördüklerini söyledi.

On yıl önce Halkın Partisi’nin siyasetin merkezine “Bomba gibi düştüğünü” ifade eden Özersay, geçen on yılda zor ve yavaş da olsa siyasetin merkezinde bir alan açıldığını, bu alanı bugün Halkın Partisi’nin doldurduğunu ve dolduracağını kaydetti.

“İlk genel seçime katılacak olan Halkın Partisi, meşru bir hükümetin kurulmasında en önemli aktör olacaktır” diyen Özersay, partinin önümüzdeki dönemde siyasette yalnızca değerlerin değil, istikrarın da sigortası olmaya devam edeceğini belirtti.

Özersay, “Bu kadar zamandır bir bildiğimiz vardı ki ‘Yarın ola hayrola’ diyorduk; şimdi de bir bildiğimiz var ki ‘seçim ola hayrola’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Redif Ekinci, Damla Dabis’in Kanal T’de hazırlayıp sunduğu programa katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Meclis dışında geçen süreçte yaşanan yolsuzluk, rüşvet ve sahte diploma skandallarına dikkat çeken Ekinci, toplumda ciddi bir güvensizlik oluştuğunu söyledi.
Saha çalışmalarında TDP’ye yönelik güçlü bir beklenti ve özlem gözlemlediklerini belirten Ekinci, siyasetin yeniden güven ve liyakat temeli üzerine kurulması gerektiğini vurguladı.
“Temel sorun: yönetim ve vizyon”
Ülkedeki ekonomik ve yapısal sorunların temelinde yönetim zafiyeti olduğunu ifade eden Ekinci, mevcut anlayışın toplumsal refah yerine dar çıkar ilişkileri üzerinden şekillendiğini söyledi.
Ekinci, ülkenin en basit krizlere dahi hazırlıksız yakalandığını belirterek, bunun temelinde vizyon eksikliğinin yattığını ifade etti.
“İlk adım: nüfus sayımı ve yolsuzlukla mücadele”
Çözüm için atılması gereken adımları da sıralayan Ekinci, veri odaklı siyaset için nüfus sayımının zorunlu olduğunu belirtti.
Yolsuzlukla mücadele edilmeden hiçbir reformun başarıya ulaşamayacağını ifade eden Ekinci, “Bu topluma yaşatılanların hesabı sorulacak” dedi.
“Sorun emekçiler değil, yönetimdir”
Hayat pahalılığı tartışmalarına da değinen Ekinci, kamu ve özel sektör çalışanlarının karşı karşıya getirilmesini eleştirdi.
“Bu bir emekçi sorunu değil, yönetim sorunudur” diyen Ekinci, mevcut hükümetin meşruiyetini kaybettiğini savundu.
“Basın muhatap bulamadı”
Göreve gelişinin ilk haftasında yaşanan gelişmelere de değinen Ekinci, sürecin yalnızca ifade özgürlüğü ekseninde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Süreçte en büyük sorunlardan birinin kurumsal muhatap eksikliği olduğunu vurgulayan Ekinci, basın emekçilerinin kiminle iletişime geçeceğini bilmediğini söyledi.
Devletin üst kademelerinde dahi koordinasyon eksikliği yaşandığını ifade etti.
“Bu bir demokrasi suikastıdır”
Yaşananları daha geniş bir çerçevede değerlendiren Ekinci, sürecin organize bir müdahale olduğunu savundu.
“Bunu yapanlar bu ülkenin dinamiklerini çok iyi biliyor. Bu bir demokrasi suikastıdır” diyen Ekinci, olayın bilinçli şekilde kurgulandığını ifade etti.


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu’nu değerlendirdi.
Erhürman, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Çözüm irademiz de, aşamalı yaklaşımımız da, metodolojimiz de herkes tarafından anlaşılıyor. Kabul noktasında kimsenin adına konuşmaya yetkili değilim elbette” ifadelerini kullandı.
Erhürman’ın paylaşımı şu şekilde:
“Antalya Diplomasi Forumu sonrasında yurttaşlarımızdan tebrikler, öneriler, eleştiriler geldi. Forum kapsamında yapılan görüşmeler ile ilgili daha ayrıntılı bir değerlendirme yapacağım elbette. Şimdilik, yalnızca bir girizgah…
Cumhurbaşkanı olarak yurttaşlarımızın, herhangi bir baskı ve endişe hissetmeksizin Cumhurbaşkanlığı makamına yalnızca tebriklerini değil, eleştirilerini de özgürce iletmeleri benim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı.
Üslup? Her yurttaş kendi üslubunu dilediği gibi belirler. Üslubun değerlendirilmesi benim işim değil. O, hedef kirlenin yapacağı bir iş. Benim görevim, üslup ne olursa olsun içeriği değerlendirmeye, beklentiyi, onun toplumsal tabanını, sosyolojik ve sosyo-kültürel arka planını anlamaya çalışmak.
Seçimden önce ne söylediysek, aynı çizgide devam ediyoruz. Çözüm irademiz de, aşamalı yaklaşımımız da, metodolojimiz de herkes tarafından anlaşılıyor. Kabul noktasında kimsenin adına konuşmaya yetkili değilim elbette.
Yine seçimden önce hep söylediğim gibi, sabır, soğukkanlılık, ciddiyet ve kararlılık… Bu ilkelerin bizi altı ay kadar önce başladığımız noktadan çok daha ileri bir noktaya taşıdığını görüyor ve biliyorum.
Daha da hızlanarak devam ediyoruz. Hep birlikte…”


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Hür-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu yaptığı açıklamada, hükümetin, emekçilerin sırtına yük bindirecek düzenlemeyi hayata geçirmeye çalıştığını ancak gelen tepkiler üzerine adımı atamayacağını anladığını savunarak, “Yanlışın düzeltilmesi, o yanlışı yapanların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” dedi.

Serdaroğlu, o süreçte yaşananları işaret ederek, “Emekçiyi güvenlik güçleriyle karşı karşıya getiren anlayışı unutmadık.” dedi.

Hükümetin görevinin hayat pahalılığını doğuran politikaları ortadan kaldırmak olduğunu belirterek, emekçinin cebine girecek “üç kuruşu kısmaya çalışmak değil, o cebin her gün daha fazla boşalmasına neden olan düzeni değiştirmek” olduğunu söyledi.

Serdaroğlu, yasa tasarısının asgari ücret artışını sınırlamak niyetiyle yapıldığını ve kapalı kapılar ardında, birkaç sermaye temsilcisiyle karar alındığını savunarak, “Alınan kararları kabul etmiyoruz. Bu ülkenin gerçek sahipleri olan çalışanlar alınacak her ekonomik ve sosyal kararın doğrudan tarafıdır. Biz olmadan alınan hiçbir karar meşru değildir.” dedi.

Hükümete, emekçiyi yok sayan politikalardan vazgeçilmesi ve ekonomik kararların şeffaf ve katılımcı bir şekilde alınması çağrısında bulunan Serdaroğlu, hayat pahalılığını kalıcı biçimde düşürecek adımların atılmasının önemine vurgu yaptı.

Serdaroğlu, seçime gidilerek, sandığın halkın önüne konulması ve ülkenin geleceğine halkın karar vermesi çağrısında bulundu.


Devamını Oku

Trending

Reklam