Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

Kamuda yetkili beş sendikanın, hükümetin attığı adımları protesto etmek amacıyla başlattığı yürüyüş eylemleri sürüyor. Sendikaların bugünkü eylem adresi Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı oldu.

Taşkınköy Şefler Pastanesi önünde toplanan Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN), Kamu İşçileri Sendikası (KAMU-İŞ), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) yetkilileri, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı önüne yürüdü.

“Yolsuzluğa, Yoksulluğa ve Yok Oluşa Hayır” pankartı taşınan yürüyüşte, hükümet aleyhine sloganlar atılırken, asgari ücrete yapılan artışlar da dövizlerle protesto edildi.

Yürüyüşe, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen) de destek verirken; alkışlar ve sloganlar eşliğinde Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı önüne gelen eylemciler, basın açıklamasının ardından ateş yaktı.

SERDAROĞLU: USULSÜZLÜĞÜN VE YOLSUZLUĞUN KARŞISINDA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ

KAMU-İŞ Başkanı Ahmet Serdaroğlu yaptığı konuşmada, sendikaların hak ve adalet arayışından vazgeçmeyeceğini belirterek, “adaletsizliğin, usulsüzlüğün ve yolsuzluğun karşısında durmaya devam edeceklerini” söyledi.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’ya yönelik eleştirilerde bulunan Serdaroğlu, geçmişte “ezilenlerin yanında olduğunu” savunan anlayışın bugün uygulanan vergi politikalarıyla asgari ücretliyi, kamu çalışanlarını ve küçük esnafı hedef aldığını ileri sürdü.

Vergi muafiyetleri ve asgari ücret artış oranlarıyla ilgili alınan kararların adaletsiz olduğunu savunan Serdaroğlu, bu uygulamaların hem maliyeyi hem de çalışanları zor durumda bıraktığını söyledi.

Asgari ücretlinin yüzde 18,30’luk artışa mahkûm edildiğini öne süren Serdaroğlu, bu durumun kamu çalışanları ile zor durumda olan işletmelerden daha fazla vergi almak amacıyla yapıldığını iddia etti. Serdaroğlu, söz konusu kararlara Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın da onay verdiğini savundu.

Serdaroğlu, ülkede usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarına rağmen siyasi sorumluluk üstlenilmediğini ileri sürerek, sendikaların itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını da dile getirdi.

“Bilinmesini isteriz ki bu yol uzundur. Bu yol uzun da olsa biz asla durmayacağız.” diyen Serdaroğlu, müsteşar ve müdürlere yönelik “müşavirlik” düzenlemelerini de eleştirdi.

Sendikaların eylemlerinin artarak süreceğini ifade eden Serdaroğlu, ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne ziyaret gerçekleştireceklerini ve mücadeleyi farklı eylem biçimleriyle sürdüreceklerini söyledi.

EYLEM: EŞİT, ADİL BİR DÜZEN İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ

KTOEÖS Başkanı Selma Eylem ise, kamuda yetkili beş sendika olarak hükümet ortağı Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’ya tepki göstermek amacıyla eylem yaptıklarını söyledi.

İstifa çağrısında bulunan Eylem, ülkede “hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, torpil ve peşkeş düzeni” bulunduğunu savunarak, halk yararına hiçbir icraat yapılmadığını ileri sürdü.

İhalesiz atılan adımları ve son takılan trafik kameralarını da eleştiren Eylem, söz konusu sistemin hangi şirket tarafından işletildiğinin, gelir paylaşımının nasıl belirlendiğinin ve neden Kamu İhale Yasası’nın uygulanmadığının açıklanması gerektiğini savunarak, önceliğin trafik güvenliği mi yoksa ceza geliri mi olduğunun açıklanmasını istedi.

Sorulara yanıt verilmediğini, eleştirilere ise hakaretle karşılık verildiğini ileri süren Eylem, bu üslubu kabul etmediklerini belirterek, “Bizler sorgulamaya, sormaya ve bu ülkede eşit, adil bir düzen için mücadele etmeye devam edeceğiz.” dedi.

 MAVİŞ: KİMSE BU ÜLKEDE HALKTAN DAHA AYRICALIKLI DEĞİLDİR

KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş de Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın kendilerine yönelik suçlamalarını eleştirerek, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını dile getiren herkesi “Rumcu”, “Türkiye düşmanı” ya da “vatan haini” ilan etmenin kabul edilemez olduğunu söyledi.

“Biz bu ülkeyi seviyoruz. Fırsat eşitliği, sosyal adalet, liyakat bizim ödevimizdir. Ve bunlara aykırı davranan bakanlar ve bürokratlar bizim düşmanımızdır. Bu halkın düşmanıdır.” diyen Maviş, asgari ücret artışı başta olmak üzere “yolsuzlukların, dağıtılan imtiyaz ve ayrıcalıkların” hesabını sormayı sürdüreceklerini söyledi.

Kendilerine yöneltilen suçlamalara rağmen mücadeleden vazgeçmeyeceklerini kaydeden Maviş, kamu görevlilerinin hesap verme, şeffaf olma ve eleştirilere yanıt verme yükümlülüğü bulunduğunu belirterek, sendikacıları ve gazetecileri susturmaya yönelik yasal düzenlemelerin demokratik olmadığını savundu.

“Kimse bu ülkede halktan daha ayrıcalıklı değildir” diyen Maviş, halkın sandıkta kararını vereceğini ve kamu vicdanına aykırı uygulamalara karşı eylem ve mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

BENGİHAN: HÜKÜMET İSTİFA EDİNCEYE KADAR MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ

KTAMS Başkanı Güven Bengihan da, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın yönetim anlayışını eleştirerek, Bakanlığa bağlı posta, karayolları ve sivil havacılık dairelerinde ciddi yönetim sorunları yaşandığını savundu.

Bakanlığın liyakat yerine partizanlığı esas aldığını ileri süren Bengihan, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve kamu yararı için mücadele eden kesimlerle sürekli çatışma yaşandığını belirterek, bu tutumun kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Hükümetin halka verecek olumlu bir icraatının kalmadığını savunan Bengihan, “Yoksullaşmaya, yolsuzluğa ve yok oluşa hayır” diyerek hükümetin istifasını talep ettiklerini ve bu gerçekleşene kadar eylemlere devam edeceklerini söyledi.

Yolsuzluk, ihale usulsüzlükleri ve rüşvet iddialarının görmezden gelindiğini ileri süren Bengihan, bu tabloya rağmen istifa edilmemesini de eleştirdi.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun’un sendika başkanlarının maaşlarına ilişkin iddialarına da yanıt veren Bengihan, bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, sendika başkanlarının maaşlarının Kamu Görevlileri Yasası’nda açıkça yer aldığını söyledi.

Bengihan, milletvekili, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı maaşlarını rakamlarıyla hatırlatarak, bu ödemelerin büyük bölümünün vergiden muaf olduğunu ve emekliliğe yansıdığını belirtti; asgari ücretlilerden fedakârlık istenirken üst düzey yöneticilere ayrıcalık tanınmasını eleştirdi.

Meclise sunulan bazı yasa önerilerinin liyakat ilkesini daha da zayıflatacağını savunan Bengihan, üst kademe yöneticilerin danışman adı altında görevde tutulmasına ve geçici personelin müdür ya da müsteşar yapılmasına karşı olduklarını belirtti.

Bengihan, bu düzenlemelere karşı duracaklarını ve hükümet istifa edinceye kadar mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

 ATAN: BU BEŞ SENDİKA SOKAĞA ÇIKTIYSA SONU DA GELECEK

KAMUSEN Başkanı Metin Atan ise konuşmasında hükümeti eleştirerek, ülkede yaşandığı iddia edilen “usulsüzlük, yolsuzluk ve hırsızlık” olaylarının organize bir yapıya dönüştüğünü savundu.

Beş yetkili sendikanın, ülkede doğru ve halk yararına işler yapılması için mücadele ettiğini belirten Atan, Arıklı’nın, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik geçmiş açıklamalarını hatırlatarak, “Eğer samimiyseniz, dokunulmazlığı Meclis gündemine getirin” çağrısında bulundu.

Atan, hükümetin ülkeyi bir “ganimet” gibi gördüğünü ileri sürerek, kamu kaynaklarının peşkeş çekildiğini, elektrik, akaryakıt, çalışma izinleri ve Ercan Havalimanı gibi konularda ciddi usulsüzlük iddiaları bulunduğunu savundu.

Telekomünikasyon alanında da yüksek meblağlı işlerin ihalesiz yürütüldüğünü öne süren Atan, bu duruma sessiz kalınmasını eleştirdi.

“Bilsinler artık. Bu beş sendika sokağa çıktıysa sonu da gelecek.” diyen ve bu sessizliğin paylaşım düzeninden kaynaklandığını iddia eden Atan, yaşananları “organize işler” olarak nitelendirdi.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun’un sendikalara yönelik açıklamalarına da tepki gösteren Atan, kamuoyunu yanıltan söylemleri kabul etmediklerini ifade etti.

Sendikaların bu soğuk havada keyif için değil, halka karşı sorumlulukları gereği sokakta olduğunu ifade eden Atan, ülkede liyakat yerine partizanlığın hâkim olduğunu, aile ve yandaş ilişkileriyle istihdam yaratıldığını savundu.

Atan, geçmişte Kıbrıslı Türklere yönelik ayrıştırıcı söylemler kullanan kişilerin bugün ülkeyi yönettiğini ileri sürerek, bu durumu kabul etmediklerini belirtti. “Bu düzen değişene kadar sokaklarda olacağız” diyen Atan, mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.

TUĞCU: SAYIŞTAY RAPORLARINDA YER ALAN YOLSUZLUK İDDİALARININ GÖRMEZDEN GELİNDİ

Söz alan EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu da sendika başkanlarının konuları ayrıntılı biçimde ortaya koyduğunu belirtti.

Tuğcu, KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun’u eleştirerek, kurum imkânlarının kişisel amaçlarla kullanıldığını, partizan uygulamalar yapıldığını ve Sayıştay raporlarında yer alan yolsuzluk ile usulsüzlük iddialarının görmezden gelindiğini savundu.

Gürsel Uzun’un geçmişte Toprak Ürünleri Kurumu’na ilişkin Sayıştay raporlarında da benzer iddialarla yer aldığını ileri süren Tuğcu, Başbakan Ünal Üstel’e çağrıda bulunarak, söz konusu atamanın sorumluluğunun siyasi iradeye ait olduğunu ve bu tercihin ileride kamuoyu önünde açıklanmak zorunda kalınacağını ifade etti.

KIB-TEK’in Maliye’den sonra en büyük bütçeye sahip kurumlardan biri olduğuna işaret eden Tuğcu, sorumluluğu bulunan kişilerin görevden alınmasını talep etti.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın daha önce Enerji ve Ekonomi Bakanlığı döneminde KIB-TEK’teki uygulamalarını da eleştiren Tuğcu, “korsan ve kirli yakıt” kullanımı ile sayaç uygulamaları nedeniyle vatandaşların mağdur edildiğini savundu.

Tuğcu, Teknecik Elektrik Santrali’ne ilişkin Sayıştay raporlarında yer alan bulguların da açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Orta Doğu’daki savaşın etkilerine karşı ekonomik ve güvenlik tedbirlerinin önemine dikkat çekti.

“Sakin olunması, sabırlı olunması ama tabii aynı zamanda da hep beraber birlik içerisinde bu süreci takip etmemiz ve alınacak olan tedbirler olsun, tasarruflar olsun bu konuda hep birlikte hareket etmemiz gerekir. Aynı gemi içerisindeyiz. Evet görüşlerimiz bazı noktalarda farklı olabilir ama öyle durumlar vardır ki birlik içerisinde yolumuza devam etmemiz gerekir” diyen Hasipoğlu, milletvekillerine çağrıda bulundu.

ÖNCE TASARRUF KALEMLERİ, SONRA EKONOMİK TEDBİRLER

Hasipoğlu, Başbakan Ünal Üstel’in açıkladığı tasarruf kalemlerinin birinci tedbirler olduğunu vurguladı. İlerleyen süreçte ekonomik tedbirlerin ikinci paketi ile gündeme geleceğini belirten Bakan, “Bakanlar Kurulu bu olağanüstü durumlardan dolayı çok sık zaten toplanmaya başladı” ifadelerini kullandı.

BRENT PETROL 60 DOLARDAN 105 DOLARA ÇIKTI, SÜT İHRACINDA KRİZ VAR

Ekonomik göstergelere dikkat çeken Hasipoğlu, “Daha önce konuşmacılar da ifade etti. Brent petrolün dolar bazında altmış dolardan yüz beş dolara çıktı. Bir süt krizi var, bildiğiniz üzere o sütün ihracında bir kriz var” dedi.

Bakan, ekonomik tedbirlerin yanı sıra güvenlik tedbirlerinin önemine vurgu yaparak, “Bu tür durumlarda ekonomik tedbirler alınacağı gibi aynı zamanda güvenlik tedbirleri de tabii ki çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

YENİ DÜNYA DÜZENİ, CANAVARLAR ZAMANI

Orta Doğu’daki çatışmalar ve küresel riskler hakkında değerlendirmelerde bulunan Hasipoğlu, “Artık yeni bir dünya düzenine doğru bir gidişat var. Liderler bir anda koltuklarından oluyor, rejimler değişiyor, insanlar katlediliyor, BM seyirci kalıyor! Eski dünya düzeni ölüyor, yenisi doğmak için mücadele veriyor. Bu geçiş sürecinde de tabi canavarlar ortaya çıkıyor. Bunun en hazin örneği 168 İranlı kız çocuğunun 28 Şubat sabahı İsrail’den atılan füzeyle katledilmesidir” dedi.

“GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİNİN FIRSATÇILIĞINI İZLİYORUZ”

Hasipoğlu, Rum yönetiminin bölgedeki hareketliliğini eleştirerek, “Güney Kıbrıs Rum yönetimi aman beni koruyun, ülkem elden gidiyor, bir anda Fransa’yı, İtalya’yı, Amerika’yı, İsrail’i ülkesine çağırıyor” ifadelerini kullandı.

Bakan, “Adayı daha da hedef haline getiriyor ve silahlanıyor. Kime karşı silahlanıyor? Tabii ki bize ve ana vatan Türkiye’ye karşı silahlanıyor” dedi.

“ALTI F-16 UÇAĞI KIBRIS TÜRK HALKININ GÜVENLİĞİ İÇİN GELDİ”

Türkiye’nin adadaki güvenlik önlemlerine dikkat çeken Hasipoğlu, “Bugün Türkiye’den kalkacak uçakların buraya geliş süresi beş dakika. Nitekim altı tane F-16 uçağı bugün adamıza geldi. KKTC halkının güvenliği için geldi” dedi.

TÜRK ORDUSU ADADAKİ BARIŞIN TEMİNATI

Adadaki Türk askerinin işgalci olmadığını vurgulayan Bakan, “Yunan Savunma Bakanı’nın ifade ettiği gibi adadaki Türk askerinin işgalci değil, bilakis adadaki Türk askeri 1974 Mutlu Barış Harekatı’ndan itibaren bu adaya barışı ve huzuru getirdi. F-16 uçaklarının adaya gelmesi de barış ve huzur içindir” dedi.

ABD, İSRAİL VE RUM YÖNETİMİYLE BÖLGESEL İŞBİRLİKLERİ

Bakan, bölgedeki uluslararası işbirliklerine dikkat çekerek, “İsrail diyor ki Kıbrıs adası İsrail’in bir güvenlik meselesidir. Bu cümle bile Rum yönetiminin hangi amaca hizmet ettiğinin en bariz göstergesidir” ifadelerini kullandı.

BİRLİK VE BERABERLİK ÇAĞRISI

Konuşmasını birlik ve beraberlik mesajıyla tamamlayan Hasipoğlu, “Bu günleri birlik ve beraberliğimizi bozmadan geçirip, savaşı en az zararla atlatmak için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu süreci en güvenli şekilde atlatacağımızdan şüphem yoktur” dedi.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Meteoroloji Dairesi, bugün ve Çarşamba günü sabah saatlerinde yer yer don olayı beklendiğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nin, 10–16 Mart tarihlerini kapsayan haftalık hava tahmin raporuna göre, iç kesimlerde ve sahillerde en yüksek hava sıcaklığı18-21 derece dolaylarında seyredecek.

Bölge, periyodun ilk yarısında yüksek basınç sistemi, ikinci yarısında ise alçak basınç sistemiyle soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Buna göre hava; genellikle az bulutlu, Perşembe gününden itibaren parçalı ve çok bulutlu olacak.

Rüzgâr, genellikle kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli; Perşembe günü ise yer yer fırtınamsı rüzgâr şeklinde esecek.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, trafik kameraları, biriken cezalar ve radar sistemiyle ilgili tartışmalara açıklık getirdi.

Arıklı konuşmasında, teknik sorunlar nedeniyle biriken cezaların vatandaş üzerinde yarattığı mağduriyeti kabul ederken, puan cezalarının silinmesi ve para cezalarıyla ilgili yeni bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını söyledi.  Arıklı, ayrıca kameraların sorunsuz bir şekilde çalıştığını ve ciddi bir şekilde ceza yazdığını söyledi.

“Polisin elinde yaklaşık 100 bin civarında ceza var”

Arıklı, trafik cezalarının dağıtımı konusunda geçmişte yapılan ihale uygulamasının ciddi sorunlar yarattığını anlattı. Normalde cezaların polis tarafından dağıtılması gerektiğini ancak bir dönem bunun özel sektöre ihale edildiğini belirten Arıklı, sürecin beklenildiği gibi işlemediğini ifade etti.

İhalenin ardından yaşanan bütçe ve uygulama sorunları nedeniyle cezaların biriktiğini söyleyen Arıklı, şu anda polis teşkilatının elinde yaklaşık 100 bin civarında trafik cezası bulunduğunu dile getirdi.

Kameraların sayısının artması ve daha önce çalışmayan bazı sistemlerin devreye girmesiyle birlikte yeni cezaların da eklenmeye devam ettiğini kaydeden Arıklı, bu durumun polisi de ciddi şekilde zorladığını söyledi.

“Bir anda adamın eline 8-10 tane ceza veriyorsunuz, ehliyetini kaptırıyor”

Bakan Arıklı, biriken cezaların vatandaş açısından ciddi bir mağduriyet yarattığını vurguladı. Özellikle puan sistemi nedeniyle aynı anda çok sayıda ceza tebligatı alan sürücülerin bir anda ehliyetlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.

Vatandaşların cezaları zamanında bilmesi halinde daha dikkatli araç kullanabileceğini söyleyen Arıklı, gecikmenin devlet kaynaklı olduğunu ve bunun bedelinin vatandaşa yüklenmemesi gerektiğini ifade etti.

Bu nedenle hükümet içinde konunun tartışıldığını belirten Arıklı, puan cezalarının belirli bir dönem için silinmesi seçeneğinin gündeme geldiğini açıkladı. Mali açıdan bunun bir sorun oluşturmadığını ancak para cezaları konusunda farklı bir formül bulunması gerektiğini söyledi.

“Para cezalarını güvenlik kuvvetlerinin ihtiyaçları için kullanabiliriz”

Arıklı, çözüm arayışı kapsamında Maliye Bakanı ile görüşme yaptıklarını ve geçmişte uygulanan bir modelin yeniden değerlendirildiğini aktardı.

Bu modele göre trafik cezalarının yeniden polis tarafından dağıtılması ve elde edilen gelirlerin güvenlik kuvvetleri ile polis teşkilatının ihtiyaçları için kullanılmasının gündeme geldiğini belirtti.

Bir buçuk iki yıl önce benzer bir öneriyi Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na ilettiklerini de hatırlatan Arıklı, polis sayısının yetersizliği gibi sorunların da bu tartışmanın parçası olduğunu ifade etti.

Bakan Arıklı, teknik sorunlar nedeniyle yaşanan gecikmeler için de özür diledi.

“Bu kameralar basit kameralar değil”

Mecliste radar ve kamera sistemlerinin çalışıp çalışmadığına ilişkin eleştiriler de gündeme geldi. Arıklı, trafik radarlarının kurulduğu andan itibaren çalıştığını ancak bazı kameraların teknik ömürlerini tamamladığını söyledi.

Kamera sistemlerinin bakım ve yedek parça maliyetlerinin ciddi sorun yarattığını belirten Arıklı, örnek olarak 35 bin avroya alınan bir kameranın tamiri için 25 bin avroluk fatura çıkarıldığını anlattı.

Bu nedenle Türkiye ile yapılan görüşmeler sonucunda mevcut sistemlerin yerli yazılımlarla çalışan yeni kameralarla değiştirilmesine karar verildiğini ifade eden Arıklı, güvenlik risklerine de dikkat çekti.

Yabancı firmaların kontrolündeki sistemlerin güvenlik açısından sakıncalı olabileceğini söyleyen Arıklı, yeni kurulan yerli sistemlerin şu anda aktif şekilde çalıştığını belirtti.

Bakan Arıklı, buna rağmen polis teşkilatının elinde biriken cezaların eritilmesi gerektiğini ve mevcut haliyle birçok sürücünün bir anda ehliyetini kaybetme riski bulunduğunu sözlerine ekledi.

Devamını Oku

Trending

Reklam