Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Başbakan Üstel:Devletimizi Barış Harekatı sayesinde kurduk

Published

on

Başbakan Ünal Üstel, Kıbrıs Türkünün devletini Kıbrıs Barış Harekatı sayesinde kurduğuna vurgu yaparak, 20 Temmuz 1974 tarihinin Kıbrıs Türkü için büyük bir gurur ve mutluluk olduğunu söyledi.

Üstel, “Ülkemizi daha ileriye taşıyacağız” dedi.

Başbakan Ünal Üstel, 20 Temmuz Barış Harekatının 50. Yıldönümü dolayısıyla Türk Ajansı Kıbrıs’ın sorularını yanıtladı.

Garantör Türkiye Cumhuriyeti’nin 1974’te adaya çıkarma yaptığı dönemdeki anılarını anlatan Üstel, harekatın Kıbrıslı Türkler için önemine işaret etti.

Üstel, Rumların saldırıları sırasında havan atışından yaralandığını, bombanın düştüğü yerde 29 şehit verdiklerini kaydetti.

Yunan cuntası tarafından yapılan darbe girişimi sonrası Rumların saldırılara başladığını, Türk köylerinin abluka altına alındığını, ağır saldırılar yapıldığını anlatan Üstel, o dönemde Baf bölgesindeki Yeşilova köyünde yaşadıklarını belirtti.

EOKA’nın Türklere karşı yoğun saldırılar yaptığı dönemde, merhum Rauf Denktaş’ın “Türkiye yetişecek” ve “cepheye koşun” çağrılarını anımsadığını ifade eden Üstel, o günlerde liseye giderken mücahitlik eğitimi aldıklarını anlattı.

Yeşilova’nın ovalık bir alanda olduğu için Rumların tepede yerleştiğini ve köyü izlediğini, havanla vurduğunu ifade eden Üstel, şöyle devam etti:

“Köy inim inim inliyor, köylüler birçoğu kerpiç olan evlere sığınıyordu. Muhtarın çağrısıyla herkes muhtarın evine toplandı. Köye Rumlar tarafından top atışı yapılıyordu. Temmuz, yaz sıcağı. Kadınlar içeride, erkekler avluda. Önce bir havan mermisi evin sağına, ikincisi soluna, sonuncusu ise 40 kişinin bulunduğu avluya düştü. Havan topunun sesini eğitimde duyduğumuz için kucağımda olan yaklaşık 1 yaşındaki yeğenimi yere koyup üzerine kapandım. Havan mermisi betona vurdu ve ortalık toz duman oldu. İlk anda çocuğa baktım, iyiydi. Ayağa kalkmaya çalıştım ama yapamadım. Sağ ayağımdan yaralanmıştım. Dönüp baktığımda pantolonumun parçalandığını ve ayağımın kanlar içinde olduğunu gördüm. Orada 29 kişi de şehit oldu. Beton yanındaki dut ağacı üzerinde insan parçaları vardı. Büyük bir panik içindeyken Rum askeri geldi ve bizi teslim aldı.

Babam köyde kamyon işi yapardı. Yaralılar Baf hastanesine götürüldü. Rumlar bizi avluya topladı, sırtımızı duvara dayadık, annem ayağımdaki kanamayı durdurmak için önce kendi yemenisiyle, yetmeyince komşu kadınların yemenisiyle ayağımı sarmaya çalıştı. Rum askeri yarama rağmen buna dahi izin vermedi. Babam kamyonla yaralıları hastaneye taşıdı. Ayağım yaralı olduğu için kamyon kasasına zor bir şekilde girdim. Acıyı yaşarken Rum bizi tokatladı ve çuval gibi kamyona atıldım. Hastaneye geldik. Top atışlarından evimiz yandı, hiç bir şey kalmadı.

Yaram sadece biraz ilaçlanıp sarıldı, pansumanda lise öğrencisi olduğumuzu söyledim. Beni ayırdılar. Baf bölgesinde uçak sesleri duyulurken hastanede ışıkların kapatıldığını hatırlıyorum.

Hastanede koridorda sedyenin üzerinde yatıyordum. Bunlar olurken üzerinde yattığım battaniye altımdan çekildi. “Şillo (köpek) Türko” diyen biri tarafından. Sedyeden düştüm bayıldım.

Karanlıkta ‘abi yardım et’ sesi geldi. 8 yaşında, bizim köyden bir çocuk. ‘Ayağımdan vuruldum çok ağrım var, çok korkuyorum. Beni yanına çek dedi. Ayağım yaralıydı ve ayağa kalkamıyordum. Sürünerek birbirimize yaklaştık ve onu yanıma çekerek yatıştırmaya çalıştım. Acı içinde kıvrandık, ilaç tedavi yok. Açız…

Hastanede ‘öleceğiz’ diye düşündüm. EOKA’cılar gelip tehdit etti, çaresiz bekledik. Orada her gün bir arkadaşımız ölüyordu.

Rum doktor daha sonra bizi Yeşilova köyüne götürdü ve Türk tarafına geldik. Benim tedavim Girne’de yapıldı. Esir değişiminde de babamlar geldi ve tedaviye İstanbul’da Çapa’da devam ettik”

Anılarının ardından harekatın Kıbrıs Türkü için önemine vurgu yapan Üstel, 1955-74 arası Kıbrıs Türkünün çektiği eziyeti bugünkü Gazze’ye benzetti.

Büyük mücadele verdiklerini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türkünü özgürlüğüne kavuşturduğunu belirten Üstel, 50. Yılda, KKTC’nin kurulmasında büyük katkıları olan Dr. Küçük ve Denktaş başta olmak üzere şehitleri andı, gazileri yad etti.

Üstel, 20 Temmuz’un büyük bir gurur ve mutluluk olduğunu, devletin Barış harekatı sayesinde kurulduğunu ifade ederek, dönemin hükümet ortakları Bülent Ecevit ile Necmettin Erbakan’ı andı.

Başbakan Ünal Üstel, “Ülkemizi daha ileriye taşıyacağız” ifadesini de kullandı.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Başbakan Ünal Üstel, Akıllı Ulaşım Sistemleri Lansman Töreni’nde yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Anavatan Türkiye iş birliğinde hayata geçirilen yapay zekâ destekli trafik güvenliği sistemlerinin temel amacının ceza kesmek değil, vatandaşların can güvenliğini sağlamak olduğunu vurguladı.

Törende konuşan Üstel, hükümet olarak göreve geldikleri ilk günden bu yana halkın ihtiyaçlarını esas alan yatırımlara öncelik verdiklerini belirterek, “Vatandaşlarımızın can güvenliğini ve huzurunu koruyan tüm yatırımları öncelikli alanlarımız arasında tuttuk. Trafik güvenliği de bu anlayışın en önemli başlıklarından biridir” dedi.

“Asıl sorun sürücü davranışları”

Üstel, son yıllarda altyapı ve teknik imkânların önemli ölçüde iyileştirildiğini ancak trafik kazalarının hâlâ can yakmaya devam ettiğini ifade ederek, polis raporlarına göre kazaların büyük bölümünün dikkatsiz sürüş ve aşırı hızdan kaynaklandığını söyledi.

“Trafikte temel sorun sürücü davranışlarıdır. Bu sorunu ortadan kaldırmak devletin sorumluluğudur” diyen Üstel, bu anlayışla hız kaynaklı can kayıplarını azaltmak amacıyla yeni nesil teknolojik sistemlerin devreye alındığını kaydetti.

“Bu kameralar ceza makinesi değil”

Yapay zekâ destekli sabit hız kameralarının yalnızca ceza yazan sistemler olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Üstel, “Bu sistemlerin amacı ceza kesmek değil, can kurtarmaktır. Trafikte kaybedilen her can, bir annenin evladını, bir ailenin geleceğini kaybetmesi demektir. Bu kayıplar aynı zamanda ülkenin geleceğinden kopan parçalardır” ifadelerini kullandı.

Trafik kazalarının ekonomik boyutuna da değinen Üstel, kazaların önlenmesiyle birlikte kaynakların eğitim, sağlık ve altyapı gibi alanlara daha fazla aktarılabileceğini dile getirdi.

“Yerli ve milli teknoloji ulusal güvenlik meselesidir”

Üstel, akıllı ulaşım sistemlerinin yalnızca trafik güvenliği açısından değil, iç güvenlik bakımından da stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Bugün kullanılan teknolojilerin yerli ve milli olması bir tercih değil, ulusal güvenlik zorunluluğudur. Dışa bağımlı sistemlerle gerçek güvenlik sağlanamaz” dedi.

Sistemlerin, aranan ve şüpheli araçları tespit edebildiğini, güzergâh analizleri yapabildiğini ve emniyet birimlerine anlık, güvenli veri sunduğunu belirten Üstel, bu altyapının iç güvenliğe de önemli katkı sağladığını söyledi.

“Lisans ücreti yok, kontrol tamamen bizde”

Türkiye Cumhuriyeti’nin yerli ve milli savunma sanayi vizyonuna işaret eden Üstel, Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu bu vizyon sayesinde Türkiye’nin dünyayla yarışan bir teknoloji seviyesine ulaştığını ifade etti.

“Kurulan bu sistemlerle artık yazılımlar bize ait, veriler bizim kontrolümüzde. Lisans ücreti ödemiyoruz ve en önemlisi dışa bağımlılık sona eriyor” diyen Üstel, bu adımın egemenlik ve iç güvenlik açısından da son derece önemli olduğunu vurguladı.

130 sabit, 20 mobil kamera devrede

Teknik detayları da paylaşan Üstel, 2006 yılında kurulan eski sabit hız tespit kameralarının tamamen devreden çıkarıldığını, yerlerine yapay zekâ destekli akıllı hız tespit sistemlerinin kurulduğunu açıkladı.

Mevcut noktalara ek olarak 30 yeni noktaya kamera yerleştirildiğini belirten Üstel, “Toplamda 130 sabit kamera ile Polis Genel Müdürlüğü’ne teslim edilen 20 mobil kamera aktif durumdadır. Bu sistemlerin tamamı, yazılımı ve altyapısıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC’ye hibe edilmiştir” dedi.

Son dört aydır test sürecinde olan sistemlerle ilgili kamuoyunda dile getirilen “arızalı”, “güneşe dayanamadı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Üstel, bu süreçte herhangi bir cezai işlem uygulanmadığını ve toplu ceza kesilmesinin söz konusu olmayacağını da özellikle ifade etti.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesinde yer alan görüşme yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

İlk olarak heyetler arası, ardından baş başa gerçekleşen görüşmenin ardından Erhürman ve Yılmaz açıklamalarda bulundu.

” ZAMAN ZAMAN BİR ARAYA GELEREK KONULARI İSTİŞARE ETMEK BİZİM İÇİN ÖNEMLİ”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkinin “başka herhangi iki devlet arasındaki ilişkilere benzetilemeyeceğini” vurgulayarak, zaman zaman bir araya gelebilmenin ve konuları konuların istişare içinde yürütmenin önemine dikkat çekti.

“EŞİT EGEMENLİK HAKLARIMIZIN SAHADA İHLAL EDİLMESİNE TAHAMMÜL GÖSTERMEYECEĞİZ”

Erhürman, Kıbrıs konusuna yaklaşımında “görüşme masası” ile “müzakere masasını” ayırdığını kaydederek, bu süreçte geçmişte yaşananların göz önünde bulundurulduğunu belirtti. Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olarak eşit egemenlik haklarına sahip olduğuna işaret eden Erhürman, bu hakların sahada ihlal edilmesine tahammül göstermeyeceklerini söyledi. Erhürman, özellikle son dönemde AB Dönem Başkanlığıyla birlikte bazı yaklaşımların daha da kabul edilemez noktalara taşındığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının tarih boyunca hiçbir dönemde masadan kaçmadığını, ancak masada olmanın haklardan, menfaatlerden ve siyasi eşitlikten vazgeçmek anlamına gelmeyeceğini vurguladı.

Masa dışında da bir “dünya” bulunduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin diplomatik yollarla Kıbrıs Türk halkının dünyayla ilişki kurmasına katkı koyduğunu söyleyen Erhürman, göreve geldiği gün itibarıyla bu anlayışla beraber çalışmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti; iş birliğinin devamını diledi.

CEVDET YILMAZ: HEM KIBRIS KONUSU HEM DE KKTC’İN KALKINMASI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da, bugün tekrar Cumhurbaşkanlığı’nda bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkilerinin “çok özel” olduğunu söyledi; bu kapsamda yapılan görüşmelerin her zaman faydalı olduğunu dile getirdi.

Yılmaz, bir yandan Kıbrıs davasıyla ilgili ortak çalışmaların sürdüğünü, diğer yandan KKTC’nin kalkınması ve refahı için mali iş birliği programları çerçevesinde birçok projede ortak çalışma yürütüldüğünü belirterek, gelecek dönemde bunları artırarak devam ettirmeyi hedeflediklerini söyledi.

“ÜRETİMİN GELİŞTİRİLECEĞİ, KKTC’NİN KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURABİLECEĞİ BİR EKONOMİK YAPI ÜZERİNDE ÇALIŞACAĞIZ”

Kamu yatırımlarının yanında girişimcilik konusuna da daha fazla odaklanmak istediklerini kaydeden Yılmaz, özellikle kadın ve genç girişimciler başta olmak üzere üretimin geliştirileceği, Kuzey Kıbrıs’ın kendi ayakları üzerinde durabileceği bir ekonomik yapıyı nasıl sağlayacağı üzerinde çalışacaklarını belirtti. Yılmaz, bu kapsamda bugün hükümet yetkilileri ve iş dünyasıyla bir toplantı yapılacağını hatırlattı.

Türkiye’nin ana vatan ve garantör ülke olarak Kıbrıs’la ilgili konuları yakından takip ettiğini ve Cumhurbaşkanı Erhürman’la diyalog içerisinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Yılmaz, “Kıbrıs Türkleri hiçbir zaman yalnız değildir.” vurgusu yaptı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, özellikle AB Dönem Başkanlığı vesilesiyle Rum kesiminin yaptığı açıklamaları kınadı; bu açıklamaların geçmişle ve bugünün gerçekleriyle örtüşmediğini söyledi. Yılmaz, “Haklı pozisyonumuzu sonuna kadar her platformda savunmaya devam edeceğiz.” dedi.

“EŞİT EGEMENİK ANLAYIŞINI İÇİNE SİNDİREMEYENLERİN ÇÖZÜMDEN BAHSETMEMESİ GEREKİR”

Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkının tartışılamaz olduğunu söyleyen Yılmaz, “Eşit egemenlik anlayışını içine sindiremeyenlerin çözümden bahsetmemesi gerekir. Adanın gerçekleri ortadadır. İki ayrı devlet, iki ayrı halk vardır. Dolayısıyla bu gerçekleri tanımadan, görmeden ortaya konan söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur.” ifadelerini kullandı.

İki ayrı devlet olmasının iş birliği yapılmayacağı anlamına gelmediğini de vurgulayan Yılmaz, “en küçük iş birliği konusunda atım atmayanların imaj çabalarının boş olduğunu” ve iş birliği alanlarında adım atılmasını beklediklerini kaydetti. Yılmaz bunun aynı zamanda bir “samimiyet testi” olduğunu söyledi.

Dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğini, bu tür dönemlerde daha güçlü bir birlik ve beraberliğin önem kazandığını dile getiren Yılmaz, Rum tarafının adadaki Türk askeri varlığına ilişkin söylemlerini kabul etmediklerini ifade etti; tek taraflı yapılan ve adanın güvenliğini olumsuz etkileyen adımlarının görülmesi gerektiğini dile getirdi.

Yılmaz, Türk askerinin varlığının adaya istikrar ve güven getirdiğini, bunun yalnız Kıbrıs Türklerine değil Rumlara da katkı sağladığını belirtti.

Kuzey Kıbrıs’ın son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere çeşitli platformlarda daha görünür olmasının memnuniyet verici olduğunu söyleyen Yılmaz, Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda daha aktif ve daha görünür hale gelmesi için desteğin süreceğini kaydetti.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Akıllı Ulaşım Sistemleri, Elektronik Denetim ve Akıllı Kavşak Projesi Lansman Töreni’nde yaptığı konuşmada, projenin yalnızca trafik güvenliğine değil, aynı zamanda iç güvenliğe, dijital egemenliğe ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağladığını vurguladı.

Yılmaz, törende yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Kıbrıs Türk halkının kalkınma sürecinin en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sizlere en kalbi selamlarını ve muhabbetlerini iletiyorum” dedi.

“Savunma sanayisindeki birikim sivil hayata taşınıyor”

Akıllı ulaşım sistemlerinin, çağın imkânlarının yenilikçi kamu politikalarıyla buluştuğu somut bir örnek olduğunu belirten Yılmaz, savunma sanayisinde geliştirilen teknoloji, disiplin ve mühendislik kültürünün sivil alanda günlük hayata yansıdığını söyledi.

Bu projenin, KKTC’de trafik güvenliğini güçlendiren ve vatandaşların günlük yaşamında doğrudan karşılık bulan önemli bir uygulama olduğunu ifade eden Yılmaz, Türkiye’nin savunma sanayisinde son 20 yılda büyük bir dönüşüm yaşadığını vurguladı.

“Yüzde 80 dışa bağımlılıktan yüzde 80 yerli üretime”

Yılmaz, 2002 yılında savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı olan Türkiye’nin, bugün yüzde 80’in üzerinde yerli ve milli üretim kapasitesine ulaştığını belirterek, “Bu sadece güvenliğimize ve bağımsız dış politikamıza değil, refahımıza da katkı sağlıyor. Savunma sanayi ihracatımız 10 milyar doları aşmış durumda” dedi.

Eskiden parasını ödedikleri halde kendilerine satılmayan ürünleri bugün dünyanın dört bir yanına ihraç eden bir ülke konumuna geldiklerini belirten Yılmaz, savunma sanayisinde elde edilen kazanımların diğer sektörlere yayılarak topyekûn kalkınmaya hizmet ettiğini ifade etti.

“KKTC ile iş birliği net takvim ve net kaynakla ilerliyor”

Türkiye’nin, KKTC’nin ekonomik yapısını güçlendirmeyi net takvim ve net kaynak esasına dayanan bir devlet politikası olarak ele aldığını vurgulayan Yılmaz, bu yaklaşımın temelini 1 Mart 2025’te imzalanan İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşmaları’nın oluşturduğunu söyledi.

2025 yılı anlaşmasının yaklaşık 21 milyar TL büyüklüğünde olduğunu belirten Yılmaz, bu kapsamda sağlık, eğitim, tarım, ulaştırma ve dijitalleşme başta olmak üzere birçok alanda vatandaşların hayatına doğrudan dokunan projelerin hayata geçirildiğini kaydetti.

“Sağlık ve eğitim yatırımları öncelikli”

Lefkoşa Devlet Hastanesi projesine özel önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, Girne ve Güzelyurt’taki sağlık yatırımları ile Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin modernizasyonunun tamamlanmasıyla KKTC’nin sağlık alanında farklı bir seviyeye ulaşacağını söyledi.

Eğitim alanında da okul yatırımlarına öncelik verdiklerini belirten Yılmaz, tarımsal üretimin desteklenmesi ve e-Devlet uygulamalarının yaygınlaştırılmasının kalkınma politikalarının temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti.

“Türkiye e-Devlet’te dünyada öncü ülkeler arasında”

Türkiye’nin e-Devlet alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını belirten Yılmaz, Avrupa Birliği endekslerinde Türkiye’nin 30 gelişmiş ülke arasında ilk 10’da bulunduğunu kaydetti.

“Bizden önde olan ülkelerin toplam nüfusu Türkiye’nin yarısına bile ulaşmıyor” diyen Yılmaz, Türkiye’nin e-Devlet sistemlerinin artık ihraç edilebilir bir seviyeye ulaştığını ve bu alanda önceliğin kardeş ülkelere verilmesi gerektiğini vurguladı.

“822 kilometrelik yol ağı tamamlandı”

Ulaştırma alanındaki yatırımlara da değinen Yılmaz, bugüne kadar İktisadi ve Mali İş Birliği Programları kapsamında 213 kilometresi bölünmüş yol, 433 kilometresi tek yol ve 176 kilometresi üçüncü sınıf yol olmak üzere toplam 822 kilometrelik yol ağının tamamlanarak trafiğe açıldığını söyledi.

Lefkoşa Çevre Yolu, Girne Köprülü Kavşağı ve Dağ Yolu Projesi gibi kritik projelerin KKTC halkının günlük yaşamına doğrudan katkı sağladığını belirten Yılmaz, köy yollarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğünü kaydetti.

“150 yeni nesil yapay zekâ destekli sistem kuruldu”

Yılmaz, yol yatırımlarının yanında trafik güvenliğinin sağlanmasının da hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarından yaklaşık 5 milyon dolar ayrılarak KKTC genelinde 130 sabit ve 20 mobil olmak üzere toplam 150 yeni nesil hız tespit sisteminin kurulduğunu açıkladı.

Bu sistemlerin sonradan yapay zekâya entegre edilen değil, tasarım aşamasından itibaren yapay zekâ temelli olarak geliştirilen teknolojiler olduğunu vurgulayan Yılmaz, ada genelinde bütüncül ve merkezi bir denetim altyapısı oluşturulduğunu ifade etti.

“Yerli ve milli teknoloji siber güvenlik açısından hayati”

Sistemin tamamen yerli donanım ve yazılım bileşenleriyle kurulduğunu belirten Yılmaz, siber güvenliğin günümüzde en az fiziki güvenlik kadar önemli olduğunu söyledi.

Türkiye’de kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’na da değinen Yılmaz, “Yerli ve milli çözümleriniz yoksa finansal sistemlerinizden enerji altyapılarınıza kadar birçok alanda ciddi risklerle karşı karşıya kalırsınız” dedi.

“Toplumu gözetleyen değil, veriyi analiz eden bir sistem”

Akıllı ulaşım sistemlerinin bireyleri gözetleyen bir yapı olmadığına özellikle dikkat çeken Yılmaz, sistemin riskli sürüş davranışlarını, trafik yoğunluğunu ve tehlikeleri analiz ederek denetimi planlı ve öngörülebilir hale getirdiğini söyledi.

Bu yaklaşımın emniyet birimlerinin sahadaki etkinliğini artırırken operasyonel yükü de azalttığını ifade eden Yılmaz, elektronik denetim altyapısının akıllı kavşak uygulamalarıyla entegre şekilde çalışacağını kaydetti.

Radarsan vurgusu

Projenin, Savunma Sanayii Başkanlığı iştiraki olan Radarsan tarafından hayata geçirildiğini belirten Yılmaz, algılama, görüntü işleme, sensör entegrasyonu ve ileri veri analizi kabiliyetlerinin trafik güvenliği için sahaya uyarlandığını sözlerine ekledi.

Devamını Oku

Trending

Reklam