Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde BBC’ye konuştu: “Türkiye, yok edilmenin eşiğindeki Kıbrıslı Türkleri korumak amacıyla garantörlük haklarını kullanarak müdahale etti”

Published

on

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde BBC radyosu haber programına konuk oldu.

James Copnall’ın sunduğu ve canlı yayınlanan programda Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs Barış Harekâtının 50. yılını kutladığını belirterek, “Barış Harekâtı olması nedeniyle bizim için önemli bir yıl dönümüdür. ‘Barış’ kelimesinin altını çizmek istiyorum. Rum-Yunan güçleri tarafından halkımızın katledildiği bir dönemde Türkiye, yok olmanın eşiğine gelen Kıbrıs Türklerini korumak üzere garantör güç olarak müdahalede bulunmuştur. Bu tarihte bilinen bir gerçektir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Kıbrıs Türk halkına yönelik ada çapındaki saldırıların, Rum tarafının “Kıbrıs’ı Yunanistan ile birleştirme (ENOSİS)” arzusunun bir parçası olduğunu anlatan Tatar, bunun o dönemde Başpiskopos Makarios tarafından da açıkça ifade edildiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Tatar, özden gelen eşit haklara sahip olan Kıbrıs Türk halkının, kurucuları arasında yer aldığı “Kıbrıs Cumhuriyeti”nden silah zoruyla sürüldüklerini söyledi.

Tatar, Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının 1960 yılında kurduğu ortaklık cumhuriyetinin Rumlar tarafından yıkılmasının ardından Türkiye’nin Kıbrıs Türklerini korumak için garantör güç olarak hareket etmek durumunda kaldığını, Yunan Cuntası’nın darbe yaptığını ve 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’nin ilan edildiğini anlattı. Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekâtının adadaki zulmü ve kan dökülmesini durdurduğunu kaydetti.

“Türkiye, Kıbrıslı Türkleri korumak için geldi” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’nin sadece Kıbrıslı Türklere değil, Kıbrıslı Rumlara da, tüm adaya barış getirmek için müdahale ettiğini belirtti.

Kıbrıs Türk halkının bugünü hem KKTC‘de hem de dünyanın farklı yerlerinde coşkuyla kutladığını belirten Tatar, Türkiye’nin her zaman Kıbrıs Türk halkının yanında olduğu konusunda dünyaya önemli bir mesaj verildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıslı Türklerin bir devlete sahip olma ve kendi kaderini tayin etme hakkı da dahil olmak üzere, Kıbrıs’ta doğuştan gelen tarihi hakları olduğu mesajını dünyaya ilettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Tatar, “İngilizler, Kıbrıs’ta iki egemen üs bölgesine sahip olduklarından, bizlerin Kıbrıslı Türkler olarak 60 yılı aşkın süredir bir devlet olarak kendimizi yönettiğimizi çok iyi biliyorlar. KKTC‘nin hukuki ve ahlaki temeli vardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafının BM ve uluslararası toplum tarafından desteklenen birçok planı reddettiğin anımsatarak, Kıbrıs Türk tarafının yarım asırdan fazla süredir çözüm için yoğun çaba harcadığını ancak uluslararası alanda tanınan ve AB üyesi olan Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Adası’nın yönetimini ve kaynaklarını paylaşmaktaki isteksizliği nedeniyle çözüme ulaşılamadığına dikkat çekti.

Tatar Annan Planı döneminde İngiltere Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Jack Straw’un, Kıbrıslı Rumların bir çözümden önce AB’ye katılımına izin verilmesinin “büyük hata” olduğu yönündeki değerlendirmelerinin yer aldığı açıklamalara da atıfta bulundu.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, KIBRIS TV ekranlarında yaptığı açıklamalarda parti kurultayı, siyasi geleceği ve erken seçim tartışmalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

“KURULTAY OLURSA ADAY OLMAYACAĞIM”

YDP tüzüğüne göre kurultayın iki yılda bir yapıldığını hatırlatan Arıklı, bu nedenle kurultay yapılması halinde yeniden aday olmayacağını söyledi. Kurultayın en son 2024 yılında gerçekleştirildiğini anımsatan Arıklı, Parti Meclisi kararıyla bu sürenin 3 yıla çıkarılabileceğini belirtti. Arıklı, “Kurultay yapılırsa ben tüzük gereği yeniden aday olmayacağım. Büyük ihtimalle bir yıl ertelenecek,” dedi.

“KURULTAY 2027 MART’A KALABİLİR”

Partide kurultay hazırlıklarının sürdüğünü ifade eden Arıklı,“Büyük ihtimalle kurultay 2027’nin Mart ayına kalır,” şeklinde konuştu.

“65 YAŞINDA SİYASETİ BIRAKACAĞIM”

Siyasi geleceğine de değinen Arıklı, daha önce kamuoyuna açıkladığı kararını yineleyerek, “65 yaşında siyaseti bırakacağımı herkese ilan etmiştim, o süreç de yaklaşıyor,” ifadelerini kullandı.

ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI: “MAYIS BAŞI EN UYGUN TARİH”

2026 yılının bir seçimler yılı olacağını savunan Arıklı, erken seçim için Mayıs ayının başlarının en uygun tarih olduğunu dile getirdi.

Arıklı, YDP’nin seçime her an hazır olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Yarın seçim olsa YDP hazır. Haziran’dan sonraki 6 ay seçim yasaklarıyla geçecek ve hiçbir icraat yapılamayacak. Seçimin 2026’nın sonlarına kalması bizim faydamıza olabilir ama ben bundan kazançlı çıkacağım diye devletim, halkım zarar etsin istemem.”

“HÜKÜMETTE KALMAKTAN MEMNUNUZ”

Seçim sürecinin uzamasının devleti kilitleyeceğini savunan Arıklı, “6 ay bu devleti tıkamanın, icraat yapmamanın bir anlamı yok. Yoksa biz hükümette kalmaktan oldukça memnunuz,” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

UBP Milletvekili Hasan Taçoy, 2026 yılının sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için değil, yaşanan son küresel gelişmeler sonucunda tüm dünya için kritik bir yıl olacağını  kaydetti.

Taçoy yayımladığı yeni yıl mesajında, “Bizler öncelikle kendi içimizdeki meseleleri halletmek adına çalışacağız.” diyerek, Kıbrıs konusunda da kritik gelişmelerin yaşanacağı bir yıla girildiğini vurguladı.

Taçoy mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Müzakerelerin yeniden başlaması elbette önemlidir. Ama bunun iki tarafın da kabul edeceği bir zeminde olması hayati derecede önemlidir.

Kıbrıs Türk halkı, sonuçsuz kaldığında ne olacağı belirsiz olan ucu açık müzakere masalarına mahkum edilemez.

Bir yandan Kıbrıs konusunda anlaşmaya varılması için çalışırken, diğer yandan da ülkemiz insanının hak ettiği refah seviyesine kavuşması için gereken adımları atmalıyız.

Anavatanımız Türkiye ile her konuda devam etmekte olan iş birliğimizi 2026 yılı içerisinde daha da güçlendirmek ve çeşitlendirmek zorundayız.

Her yeni yıl gibi 2026 yılı da umutla dolu bir yıl olacaktır.

Bu vesileyle başta halkımız olmak üzere Anavatan Türkiye’deki tüm kardeşlerimin yeni yılı kutlar, sağlık, barış ve huzur dolu bir yıl dilerim…”

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

DAÜ-Sen, 29 Aralık 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Bakanlar Kurulu’nun, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun (VYK) atanmasına ilişkin daha önce almış olduğu üç kararı iptal ederek yeni bir karar aldığını belirtti. Açıklamada, önceki kararlar gibi yeni kararın da açık şekilde DAÜ Yasası’na aykırı düzenlendiği savunuldu.

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın konuya ilişkin açıklamalarının da bu durumu teyit ettiği ifade edildi. Bu süreçle birlikte Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun yürüttüğü VYK’yı görevden alma sürecinin tarihe geçtiği belirtilerek, Bakanlar Kurulu’nun dört kez yanlış karar aldığı öne sürüldü.

DAÜ-Sen, yaşananların devlet ciddiyetini zedelediğini belirterek, Eğitim Bakanı’nın önergesini yasaya uygun şekilde düzenleyemediğini, Başbakanlığın önerinin yasaya uygunluğunu denetleyemediğini ve aralarında hukukçu bulunan bakanların yapılan hataları fark etmeden yanlış kararları dört kez imzaladığını kaydetti.

Günlerce kamuoyunda tartışılan ve Cumhurbaşkanı’nın da görüş bildirdiği bir konuda aynı hatanın dört kez tekrarlanmasının tesadüf olmadığı savunulan açıklamada, bu durumun çok ciddi bir soruna işaret ettiği ifade edildi. Eğitim Bakanı Çavuşoğlu’nun intikam duygularıyla yürüttüğü ileri sürülen sürecin, Bakanlar Kurulu’nu kamuoyu nezdinde gülünç duruma düşürdüğü iddia edildi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın pek çok kez istişare önerisinde bulunduğu hatırlatılan açıklamada, DAÜ Yasası’nın yürütücüsü olan Eğitim Bakanı’nın bu önerilere rağmen bildiğini yapmayı sürdürdüğü öne sürüldü. Dört kez tekrarlanan hatanın, Bakanın bildiklerinin yanlış ve sınırlı olduğunu gösterdiği savunuldu.

Bir öğretmenin sınıf içindeki otoritesinin sertlik ya da kabalıkla sağlanamayacağı belirtilen açıklamada, öğrencilerin en çok bilgili öğretmenlere saygı duyduğu ifade edildi. Bu durumun siyasetçiler için de geçerli olduğu kaydedilerek, bir Bakanlar Kurulu kararını dahi teknik açıdan doğru hazırlayamayanların otoritesinin olmayacağı görüşü dile getirildi.

Açıklamada, Eğitim Bakanı Çavuşoğlu’nun kişisel sosyal medya hesapları üzerinden hakaret ve tehdit savurarak otorite sağlayamayacağının açık olduğu belirtildi. Ortaya çıkan tablonun fars ile trajedi arasında bir duruma işaret ettiği savunulan açıklamada, Bakanlar Kurulu ile Eğitim Bakanı’nın fikren, zihnen ve fiilen iflas ettiği iddia edildi.

DAÜ-Sen, bu durumun kabul edilmesi ve gereğinin yapılmasının en doğru seçenek olacağını kaydederek, Bakanlar Kurulu ve Eğitim Bakanı’nın yetersizliği başka yerde aramasına gerek olmadığını ifade etti. Açıklamada, bu tespitin subjektif olmadığı ve dört kez ispatlandığı ileri sürüldü.

 

Devamını Oku

Trending

Reklam