Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Cumhurbaşkanı’nın eşi Sibel Tatar, 2. Türkiye Azerbaycan KKTC Kadın Girişimciler Zirvesi’ne katıldı

Published

on

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın eşi Sibel Tatar, 2’nci Türkiye Azerbaycan KKTC Kadın Girişimciler Zirvesi’ne katıldı.

Cumhurbaşkanlığı, Basın ve Halka İlişkiler Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre, Sibel Tatar zirvede yaptığı konuşmada, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü kutlamaları vesilesiyle ülkede bulunan misafirlere hitaben “Hoş geldiniz” dedi, zirvede bulunmaktan onur duyduğunu ve mutlu olduğunu ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kadın girişimcileri desteklediği için Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Turgay Deniz’e ve yönetim kuruluna teşekkür eden Sibel Tatar, ayrıca KTTO Kadın Girişimciler Konseyine de yaptıkları çalışmalar ve kadına verdikleri destekten dolayı teşekkürlerini sundu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Azerbaycan ile düzenli ticaret yapmasının önemine işaret eden Sibel Tatar, narenciye ve hellimdeki ihracatın artmasını diledi, zirvede yapılacak görüşmelerde ticari ilişkilere katkı konulacağına inanç belirtti.

KKTC’nin ihracatının yüzde 80’inin Türkiye’ye yapıldığını anlatan Tatar, ekonominin gelişmesi için kadının emeğinin ve gücünün ekonomiye dahil edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Kamuda çalışan kadın sayısının arttığını ancak hem kamuda ve özel sektörde kadın çalışanın çok fazla tercih edilmediğini dile getiren Sibel Tatar, cam tavanın varlığı nedeniyle kadının üst kademelerde engellerle karşılaştığını kaydetti.

Kadın çalışanların ve kadın girişimcilerin sayısını artırmak için kadınları motive etmek, ağ kurmalarını sağlamak, güçlendirmek ve vizyonlarını geliştirmek gerektiğini anlatan Sibel Tatar, devletin bu çalışmalara destek vermesi, inovasyon ve ar-ge çalışmalarına yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.

Ar-ge çalışmaları ile şirket yönetiminde olduğu gibi devlet çalışmalarında da üretimde büyüme ve gelişmenin mümkün olduğunu belirten Sibel Tatar, bu şekilde büyümenin sağlanacağını yeni ürün ve hizmetlerin yaratılacağını dile getirdi.

Uluslararası ticari ilişkileri artırmak için dünya ile rekabet edilebilecek ürünlere devletin yatırım yapması gerektiğine işaret eden Sibel Tatar, ürün kalitesinin artırılması gerektiğine dikkat çekti.

-“Kadınların girişimcilik konusunda cesaretlendirilmesi ve desteklenmesi gerekiyor”

Sibel Tatar konuşmasında ayrıca “Girişimci iş kadınlarına, kadın kooperatiflerine ve siyasette kadına önem veriyoruz ve bu alanlarda kadın varlığının artmasını destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ülke ekonomisinin gelişmesine kadınların katkı koyacağını dile getiren Sibel Tatar, girişimciliğin küçük yaşta öğretilmesi gerektiğine işaret etti.

Sibel Tatar konuşmasının devamında Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve Sibel Tatar öncülüğünde “İpeğin Kuzey Kıbrıs’ta Yeniden Doğuşu” Projesi’nin Akçay’da hayata geçirildiğini ve kozadan elde edilen ipeğin “Kozada” markasıyla satışa sunulduğunu kaydetti.

Sibel Tatar, Karpaz Bölgesi’nde ise “Keçe’nin Kuzey Kıbrıs’ta Yeniden Doğuşu” Projesi’nin başlatıldığını ve yakın zamanda koyun ve keçilerin yünlerinden elde edilen keçelerin “Keçada” markasıyla satışa sunulacağını vurguladı.

Hayata geçirilen iki projede amacın, kadın emeğini güçlendirmek, kadını motive etmek ve geri dönüşümle kültürel ürünlerin ekonomiye kazandırmak olduğunu belirten Sibel Tatar, kadınların girişimcilik konusunda cesaretlendirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini aktardı.

Devlette işe girmenin bir hayat garantisi olarak görüldüğünü ifade eden Sibel Tatar, bu durumun değişmesi gerektiğini, üretimin özel sektörün, girişimciliğin ve iş kurmanın desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Ülkede birçok başarılı iş kadını bulunduğunu ve sayının artırılması gerektiğini aktaran Sibel Tatar, devletin ortaya vizyon ve program koyarak kadınların gelişimlerine katkıda bulunması gerektiğine dikkat çekti.

“Kıbrıs kadını akıllı, çalışkan ve güçlüdür.” diyen Sibel Tatar, 2’nci Türkiye Azerbaycan KKTC Kadın Girişimciler Zirvesi’nin başarılı olmasını diledi.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” sıfatıyla Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Üstel, söz konusu gelişmenin Kıbrıs Türk halkının iradesinin ve Kıbrıs’ta yaşanan tarihsel gerçeklerin yok sayılmasının bir sonucu olduğunu vurgulayarak, bunun Kıbrıs meselesinde onlarca yıldır süregelen adaletsizlik ve çifte standardın en güncel örneği olduğunu ifade etti.

“EŞİT KURUCU ORTAKLIK HAKLARI GASP EDİLDİ”

Başbakan Üstel açıklamasında, 1963 yılında Rum liderliğinin Anayasa’yı tek taraflı değiştirme girişimleri ve bu süreçte EOKA geçmişi bulunan silahlı grupların Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırıları sonucu, Kıbrıs Türklerinin devletin kurumsal yapılarından fiilen dışlandığını belirtti. Bu dönemin, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar sürecek ağır haksızlıklara maruz bırakılmasının başlangıcı olduğuna dikkat çekti.

Rum tarafının, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının bağlam ve ruhunu çarpıtarak uluslararası alanda adanın tek meşru temsilcisi gibi kabul edildiğini kaydeden Üstel, Kıbrıs Türk halkının ise siyasi, ekonomik ve sosyal izolasyonlara maruz bırakıldığını vurguladı.

“ANNAN PLANI’NDA ‘EVET’ DİYEN KIBRIS TÜRKÜ CEZALANDIRILDI”

2004 yılında Annan Planı’na Kıbrıs Türk halkının açık şekilde “evet” demesine rağmen Rum tarafının “hayır” oyunun ödüllendirildiğini belirten Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ne üye yapılırken Kıbrıs Türk halkının ambargo ve izolasyonlarla cezalandırıldığını söyledi. Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri yerine getirmediğini ifade etti.

“SİLAHLANMA VE TEHDİT DİLİ ENDİŞE VERİCİ”

Üstel, son dönemde Rum tarafının bazı bölgesel ve uluslararası odakların desteğiyle silahlanma faaliyetlerini artırdığını, askeri anlaşmalar ve ittifaklarla güç biriktirdiğinin açıkça görüldüğünü dile getirdi. Gazimağusa ve Girne’ye yönelik saldırgan söylemlerin hedefin doğrudan Kıbrıs Türk halkı olduğunu gösterdiğini kaydeden Üstel, güneyde yükselen ırkçı ve Türk düşmanı çevrelerin adada barış ve istikrarı tehdit ettiğini söyledi.

“AB’NİN TUTUMU HUKUK VE ADALETLE ÇELİŞİYOR”

Avrupa Birliği’nin bu gelişmeler karşısında sessiz kalmasını eleştiren Üstel, Rum tarafının siyasi olarak ödüllendirilmeye devam edilmesinin, Birliğin savunduğunu iddia ettiği hukuk ve adalet ilkeleriyle açık bir çelişki oluşturduğunu belirtti. GKRY’nin AB Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesinin, Kıbrıs Türk halkına yönelik tarihi bir haksızlığın sürdürülmesi anlamına geldiğini ifade etti.

“KKTC, TÜRKİYE İLE TAM DAYANIŞMA İÇİNDEDİR”

Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği, eşit uluslararası statüsü ve güvenliğinin tartışma konusu yapılamayacağını vurgulayan Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin anavatan Türkiye ile tam bir dayanışma içinde kararlılıkla yoluna devam edeceğini kaydetti.

Uluslararası toplumu ve özellikle Avrupa Birliği kurumlarını Kıbrıs meselesinde tarihi sorumluluklarıyla yüzleşmeye davet eden Üstel, adada adil ve kalıcı bir düzenin ancak iki tarafın egemen eşitliği ve güvenliğinin güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

Başbakan Üstel, Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğini belirleme hakkından asla vazgeçmeyeceğini belirterek, “Bu irade açıktır, nettir ve geri dönüşü yoktur” dedi.

 

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

“Sahte diploma” soruşturması kapsamında yargılanan UBP Girne Kadın Kolları eski Başkanı Fatoş Ünal Juju bugün yeniden Güzelyurt Kaza Mahkemesi’ne çıkarıldı.

Güzelyurt Kaza Mahkemesi Yargıcı Nuray Necdet huzurunda görüşülen duruşmada, Savcı Damla Güçlü ve sanık avukatı Doğa Zeki hazır bulundu.

Savcı Güçlü, mahkemeye Serdal Gündüz davasının ithamname ve kararını mahkemeye emare olarak sundu, avukat itiraz etmedi.

Fatoş Ünal Juju’nun avukatı Doğa Zeki, mahkemeye yaptığı hitabında Anayasa’nın 17. maddesine işaret ederek herkesin, kedisinin veya yakınlarının seçtiği bir avukat tutma hakkına sahip olduğunu belirterek “Fatoş Hanım da beni seçti. Sanki ben Serdal Gündüz’ün avukatıyım da o sebeple beni seçti diye bir durum yok” ifadelerini kullandı. Avukatlar tüzüğünün de 11. ve 18. maddesine de dikkat çeken Zeki, “Fatoş Hanımın avukatlığını yapmam için herhangi bir engel yok, bizim davada menfaat çatışması yok” dedi.

Avukat Doğa Zeki, sahte diplomadan hüküm giyen Serdal Gündüz’ ün sahte diploma verdiğini kabul etmediğini öne sürdü. Serdal Gündüz’ün davasının bittiğini ve istinaf olmadığını söyledi. Savcı, itiraz ederek istinafın olacağını açıkladı.

Savcı: Serdal Gündüz gelecek ve ‘Fatma Ünal’a sahte diploma verdim’ diyecek

Avukatın ardından İddia Makamı hitaba cevaben beyanda bulundu.

“Spekülasyon ve kurgusal şeyler söylediğim iddia ediliyor. Bu şekilde beyan yapmakta kendisini men ederim” dedi.

Serdal Gündüz’ün bu davada tanığı olduğunu açıklayan Savcı “Fatma Üna’a sahte diploma verdiğini kabul eden birinden bahsediyoruz. Serdal Gündüz bu davada benim tanığımdır, buraya gelecek ve ‘Evet ben bu kişiye sahte diploma verdim’ diyecek. açıklamalarında bulundu. Savcı, davanın duruşmasına geçilmeden önce Doğa Zeki’nin Fatma Ünal’ın avukatlığını yapmamasını mahkemeden talep etti. Ardından mahkemeye 15 dakika ara verildi.

Aranından ardından yapılan beyanları değerlendiren mahkeme, Fatma Ünal’a Serdal Gündüz’ün davada şahit olacağını bile bile Doğa Zeki’nin avukatı olarak devam etme isteyip istemediğini sordu, “Evet” yanıtının ardından PI duruşmasına geçildi.

“Fatoş Ünal’a ders ve not girişi işlemleri aynı anda yapılmıştı”

İlgili üniversitenin kurucu şirket sekreteri ve aynı zamanda direktör vekili Mehmet Altuntaş, mahkemeye tanık olarak geldi. Altuntaş, mahkemede verdiği ifadede, 2023 yılı ortalarından itibaren üniversiteyle ilgili mali ve akademik usulsüzlüklere dair duyumlar aldıklarını söyledi.

Altuntaş, bu duyumlar üzerine üniversitenin kurucusu Ece Uysal’ın talimatıyla bir heyet oluşturularak üniversitede denetim yapıldığını belirterek, “Yaptığımız denetimler ve bu süreçte gelen ihbarlarla mali ve akademik usulsüzlüklerin olduğunu tespit ettik” dedi. Bu usulsüzlüklerin bir bölümünün usulsüz öğrenci işlemleri olduğunu ifade eden Altuntaş, bu kapsamda Fatma Ünal ile ilgili tespitlerin de yer aldığını kaydetti.

Altuntaş, sanıkla ilgili tespitlerini mahkemede şu sözlerle anlattı:

“Öğrenci kaydı yapıldıktan sonra, öğrencinin daha önceki dönemlerde üniversiteye kayıt olmuş gibi işlem tesis edildiğini ve farklı dönemlerde toplu şekilde uygunsuz not girişleri yapıldığını tespit ettik. Öğrenciye verilecek derslerde aynı anda not girişlerinin yapıldığını belirledik.”

Tespitlerin ardından Mali Şube’ye şikâyette bulunduklarını söyleyen Altuntaş, “İşlemleri yapanlar ve yapılanlarla ilgili yargı talep ettik. Usulsüzlükler sadece bu kişiyle sınırlı değil, başka kişiler de var. Usulsüz işlem yapılan tüm öğrenci listesini Mali Şube’ye teslim ettik” ifadelerini kullandı.

Sanık aleyhinde; “Yetkisiz Belge Düzenleme, Sahte Resmi Belge Düzenleme ve Sahte Resmi Belgeyi Tedavüle Sürme” suçlamaları bulunuyor.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Bakanlar Kurulu, devletin mali yükümlülüklerini yerine getirebilmesi amacıyla Maliye Bakanlığına 6 milyar Türk Lirasıtutarında net borçlanma yetkisi verilmesine karar verdi.

2026 Mali Yılı Bütçe Yasası limitleri çerçevesinde alınan kararla, Maliye Bakanlığı 6.000.000.000 TL’ye kadar borçlanma yapabilecek. Söz konusu karar, Ü(K-I)3-2026 karar sayısı ile 7 Ocak 2026 tarihinde alındı.

Borçlanma yetkisi, Bakanlar Kurulu’nun onayıyla Maliye Bakanlığına devredilirken, borcun hangi alanlarda ve ne şekilde kullanılacağına ilişkin ayrıntılar kararda yer almadı.

Devamını Oku

Trending

Reklam