Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Published

on

Başbakan Ünal Üstel, 15 Kasım KKTC’nin 42. Kuruluş yıldönümü KKTC’de barışçıl bir anlayışla kutlanırken, Rum gençlerinin, ellerinde Yunan bayraklarıyla, sınır kapılarında, sınıra ve Kıbrıs Türk halkına karşı saldırgan tutum sergilemesini görmezlikten gelmenin mümkün olmadığını belirtti.

Kıbrıs’ta yaşayabilir her türlü çözümün temelini iki devletin oluşturacağını vurgulayan Başbakan Üstel, “Anlaşarak bir çözüme ulaşmasak da, Kıbrıs adasında iyi ilişkilere sahip iki komşu devlet olarak yaşayacağız, var olacağız. Biz buna içtenlikle inanıyoruz.” dedi.

Başbakan Üstel yaptığı açıklamada, “Rum Gençleri, Yunan Bayraklarıyla sınırlarımıza yollayıp, KKTC Bayrağı yaktıranların bu tavrı, Kıbrıs Türk Halkı’na hakaret ve saldırıdır. Bayrak bir devletin, devleti var eden halkın, onur sembolüdür. KKTC Bayrağını yakanlar, yaktıranlar bunu bilmeli, bilmiyorlarsa öğrenmelidir.” ifadelerini kullandı.

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;

“KKTC’nin 42. kuruluş yıldönümüne, coşkuyla ve yüksek sorumluluk bilinciyle kutladık.

Kıbrıs adasında varoluş mücadelemizin her sayfasında bir direniş destanı vardır.

1958’leri, 1963’leri, Erenköyü, Geçitkale – Boğaziçi’ni, unutmadık.

Cumhuriyetimizin temellerinde, şehitlerimizin kanı, gazilerimizin tarihi fedakarlıklarının olduğunu hep anımsarız. Yeni nesillere de aktarırız. Ancak bunu, düşmanlık anlayışı hedefiyle yapmıyoruz.

Güney Kıbrıs’ta Rum Toplumunda durum çok farklıdır.

Kıbrıs Rum liderliği, Makarios’tan devraldıkları Megalo İdea mirasıyla adadaki, barışı, huzuru tehdit etmektedir.

Kıbrıs’ta Türk düşmanlığı üzerine siyaset yapan, aşırı sağ, faşist ELAM Partisinin, üçüncü büyük parti konumuna gelmesi, tehdit ve tehlikenin boyutunun somut göstergesidir. Kuzey Kıbrıs’ta ELAM’ın karşılığı olan bir siyasi partimiz yoktur. Çünkü Kıbrıs Türk halkı, barışçıl, çağdaş bir demokrasi kültürüne sahiptir.

Ortodoks Rum Kilisesinin, kontrolündeki Rum Eğitim sistemi, örgün eğitim sisteminin her kademesinde Türk Düşmanlığı aşılıyor.

15 Kasım KKTC’nin 42. Kuruluş yıldönümü bizler barışçıl bir anlayışla kutlarken, Rum gençlerinin, ellerinde Yunan Bayraklarıyla, sınır kapılarında, sınırlarımıza, Kıbrıs Türk Halkına karşı saldırgan tutumunu görmezlikten gelmemiz mümkün değildir.

Kıbrıs adasında komşu iki devletiz.

Yaşayabilir her türlü çözümün temelini iki devlet oluşturacaktır. Anlaşarak bir çözüme ulaşmasak da, Kıbrıs adasında iyi ilişkilere sahip iki komşu devlet olarak yaşayacağız, var olacağız. Biz buna içtenlikle inanıyoruz. Rumların da inanmasını istiyoruz.

Rum halkı, gerçeklerden uzak, Megalo İdea, uzantısı düşüncelerin, kendileri için var yarattığı tehlikeleri görüp, barış için uzanan elimizi görmelidir.

Elimizi, kırılması için değil, barış için uzattık.

Rum Gençleri, Yunan Bayraklarıyla sınırlarımıza yollayıp, KKTC Bayrağı yaktıranların bu tavrı, Kıbrıs Türk Halkı’na hakaret ve saldırıdır.

Bayrak bir devletin, devleti var eden halkın, onur sembolüdür. KKTC Bayrağını yakanlar, yaktıranlar bunu bilmeli, bilmiyorlarsa öğrenmelidir.

KKTC sonsuza dek var olacak, KKTC Bayrağı bu topraklarda, Anavatan Türkiye’mizin bayrağıyla, Türk bayrağıyla birlikte hep dalgalanacaktır.”

 

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda CTP Gazimağusa Milletvekili Şifa Çolakoğlu, “Turizm Sezonu Açılırken Müze ve Ören Yerlerinin Durumu” başlıklı güncel konuşma yaptı.

Çolakoğlu, konuşmasında turizm sektörünün yaşadığı zorlukların yanı sıra ülkeye turist çekme ve turizm gelirlerini artırma yollarının da ele alınması gerektiğini belirtti. Çolakoğlu, bu dönemde sektörün geliştirilmesine yönelik daha kapsamlı politikalar üretilmesinin önemine dikkat çekti.

Eski Eserler Dairesi’nin mevcut durumuna da değinen Çolakoğlu, kurumun yıllar öncesine dayanan bir yapı ile hizmet vermeye çalıştığını kaydederek, yapısal eksikliklerin giderilmesi gerektiğini ifade etti.

Çolakoğlu, müze ve ören yerlerinin mevcut durumuna dikkat çekerek, birçok tarihi alanın kapalı olması nedeniyle vatandaşların özellikle hafta sonları bu alanları ziyaret edemediğini söyledi. Çolakoğlu, söz konusu yerlerin çevre temizliği konusunda da ciddi şikâyetler aldıklarını ifade etti.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, CTP Gazimağusa Milletvekili Şifa Çolakoğlu’nun “Turizm Sezonu Açılırken Müze ve Ören Yerlerinin Durumu” konulu güncel konuşmasına yanıt verdi.

Müzeler için ciddi sayıda istihdama ihtiyaç duyulduğunu belirterek, mevcut yapının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ataoğlu, müzelerin özelleştirilmesi ve çağdaş müzecilik anlayışının hayata geçirilmesine yönelik bir formül üzerinde çalışıldığını söyledi.

Görev süreleri boyunca yeni müzelerin açıldığını ve bazı mevcut müzelerde restorasyon çalışmalarının tamamlandığını aktaran Ataoğlu, İskele Arkeoloji Müzesi’nin kendi dönemlerinde hizmete açıldığını hatırlattı.

Girne’de kamu-özel iş birliğiyle hayata geçirilen Güzel Sanatlar Müzesi’nin (Girne) önemli bir proje olduğunu belirten Ataoğlu, ayrıca Güzelyurt Tren İstasyonu’nun da yeniden düzenlenerek turizme kazandırıldığını söyledi. Ataoğlu, tren istasyonunun karşısındaki alanla ilgili de çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Ören yerlerindeki çevre kirliliği eleştirilerine de yanıt veren Ataoğlu, bu alanlar için Maliye Bakanlığı tarafından yeterli bütçe ayrılamadığını, bu nedenle belediyelerle iş birliği içinde sorunları çözmeye çalıştıklarını kaydetti.

2016–2019 yılları arasında yürütülen hibe programlarına da değinen Ataoğlu, yıkılma tehlikesi bulunan bazı alanların turizme kazandırıldığını belirtti. Son dönemde açılanlar dahil toplam 23 müze için ilk etap çalışmalarının tamamlandığını ifade eden Ataoğlu, özelleştirme komitesinin toplandığını, şartnamelerin hazırlandığını ve sürecin Merkezi İhale Komisyonu aşamasına gelmek üzere olduğunu açıkladı.

 

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Redif Ekinci, Damla Dabis’in Kanal T’de hazırlayıp sunduğu programa katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Meclis dışında geçen süreçte yaşanan yolsuzluk, rüşvet ve sahte diploma skandallarına dikkat çeken Ekinci, toplumda ciddi bir güvensizlik oluştuğunu söyledi.
Saha çalışmalarında TDP’ye yönelik güçlü bir beklenti ve özlem gözlemlediklerini belirten Ekinci, siyasetin yeniden güven ve liyakat temeli üzerine kurulması gerektiğini vurguladı.
“Temel sorun: yönetim ve vizyon”
Ülkedeki ekonomik ve yapısal sorunların temelinde yönetim zafiyeti olduğunu ifade eden Ekinci, mevcut anlayışın toplumsal refah yerine dar çıkar ilişkileri üzerinden şekillendiğini söyledi.
Ekinci, ülkenin en basit krizlere dahi hazırlıksız yakalandığını belirterek, bunun temelinde vizyon eksikliğinin yattığını ifade etti.
“İlk adım: nüfus sayımı ve yolsuzlukla mücadele”
Çözüm için atılması gereken adımları da sıralayan Ekinci, veri odaklı siyaset için nüfus sayımının zorunlu olduğunu belirtti.
Yolsuzlukla mücadele edilmeden hiçbir reformun başarıya ulaşamayacağını ifade eden Ekinci, “Bu topluma yaşatılanların hesabı sorulacak” dedi.
“Sorun emekçiler değil, yönetimdir”
Hayat pahalılığı tartışmalarına da değinen Ekinci, kamu ve özel sektör çalışanlarının karşı karşıya getirilmesini eleştirdi.
“Bu bir emekçi sorunu değil, yönetim sorunudur” diyen Ekinci, mevcut hükümetin meşruiyetini kaybettiğini savundu.
“Basın muhatap bulamadı”
Göreve gelişinin ilk haftasında yaşanan gelişmelere de değinen Ekinci, sürecin yalnızca ifade özgürlüğü ekseninde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Süreçte en büyük sorunlardan birinin kurumsal muhatap eksikliği olduğunu vurgulayan Ekinci, basın emekçilerinin kiminle iletişime geçeceğini bilmediğini söyledi.
Devletin üst kademelerinde dahi koordinasyon eksikliği yaşandığını ifade etti.
“Bu bir demokrasi suikastıdır”
Yaşananları daha geniş bir çerçevede değerlendiren Ekinci, sürecin organize bir müdahale olduğunu savundu.
“Bunu yapanlar bu ülkenin dinamiklerini çok iyi biliyor. Bu bir demokrasi suikastıdır” diyen Ekinci, olayın bilinçli şekilde kurgulandığını ifade etti.


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu’nu değerlendirdi.
Erhürman, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Çözüm irademiz de, aşamalı yaklaşımımız da, metodolojimiz de herkes tarafından anlaşılıyor. Kabul noktasında kimsenin adına konuşmaya yetkili değilim elbette” ifadelerini kullandı.
Erhürman’ın paylaşımı şu şekilde:
“Antalya Diplomasi Forumu sonrasında yurttaşlarımızdan tebrikler, öneriler, eleştiriler geldi. Forum kapsamında yapılan görüşmeler ile ilgili daha ayrıntılı bir değerlendirme yapacağım elbette. Şimdilik, yalnızca bir girizgah…
Cumhurbaşkanı olarak yurttaşlarımızın, herhangi bir baskı ve endişe hissetmeksizin Cumhurbaşkanlığı makamına yalnızca tebriklerini değil, eleştirilerini de özgürce iletmeleri benim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı.
Üslup? Her yurttaş kendi üslubunu dilediği gibi belirler. Üslubun değerlendirilmesi benim işim değil. O, hedef kirlenin yapacağı bir iş. Benim görevim, üslup ne olursa olsun içeriği değerlendirmeye, beklentiyi, onun toplumsal tabanını, sosyolojik ve sosyo-kültürel arka planını anlamaya çalışmak.
Seçimden önce ne söylediysek, aynı çizgide devam ediyoruz. Çözüm irademiz de, aşamalı yaklaşımımız da, metodolojimiz de herkes tarafından anlaşılıyor. Kabul noktasında kimsenin adına konuşmaya yetkili değilim elbette.
Yine seçimden önce hep söylediğim gibi, sabır, soğukkanlılık, ciddiyet ve kararlılık… Bu ilkelerin bizi altı ay kadar önce başladığımız noktadan çok daha ileri bir noktaya taşıdığını görüyor ve biliyorum.
Daha da hızlanarak devam ediyoruz. Hep birlikte…”


Devamını Oku

Trending

Reklam