Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

“Mukavemet Yol Koşusu”nun ödül töreni yapıldı

Published

on

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, uluslararası alandaki mücadelenin KKTC’nin egemenliğinin kabul edilmesi olduğuna işaret ederek, “Var olan egemenliğimiz kabul edilmeden müzakere masasına dönmenin söz konusu olmadığını hep birlikte haykırmaktayız” dedi.

1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı nedeniyle düzenlenen 16 km’lik “Mukavemet  Yol Koşusu”nun ödül töreni Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği’nde yapıldı.

Törene Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Başbakan Ünal Üstel, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Osman Aytaç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı  Tuğgeneral Kadir Bayraklı, UBP Milletvekili Hasan Taçoy ve davetliler katıldı.

Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Başkanı Celal Bayar, 1 Ağustos’un efsanevi Mukavemet Teşkilatı’nın kuruluşunun yıl dönümü olduğunu ve bugün 66. yıl dönümünü kutlamaktan gurur duyduklarını belirtti.

TMT’nin kuruluşundan önce EOKA’nın faaliyete geçmesiyle Kıbrıs Türk halkının yaşadıklarını anlatan Bayar, TMT’nin kuruluşunun Kıbrıs Türk halkı için önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

TMT’nin kurulmasıyla Türkiye ile birlikte direnişi sürdürdüğünü, çok bedeller ödediklerini söyleyen Bayar, Türkiye’yle iş birliği içinde 1974 Barış Harekatı’nın zemininin hazırladığını ve günü geldiğinde de Yunan ve Rum’a gerekli dersi vererek Enosis’in önünü keserek bir devlet olarak bugünlere gelindiğini belirtti.

Bayar, “TMT kurulmasaydı bugünlere gelemezdik” diyerek şehitleri andı, gazileri saygıyla selamladı.

 

Cumhurbaşkanı Tatar, törende yaptığı konuşmada, ağustos ayının  Kıbrıs Türkü  ve Türk milletinin çok önemli zaferler kazandığı bir dönem olduğunu vurguladı.

Sadece TMT’nin kuruluşunun değil Güvenlik Kuvvetler Komutanlığı’nın ve Malazgirt Savaşı’nın da ağustos ayında gerçekleştirildiğini hatırlatan Tatar,  ülkede çok önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.

Tatar, KKTC’nin bağımsız bir Türk devleti ve TDT’de gözlemci üye  olmasının  Akdeniz ve   Mavi Vatan’ın bekası için çok önemli olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türkü’nün;  direnişiyle, 453 yıllık tarihi ve varoluş mücadelesiyle bağımsızlığını hak ettiğini, fedakarlık ve ödediği bedellerle egemenlik hakkını kazandığını vurgulayan Tatar, uluslararası alandaki mücadelenin de egemenliğin kabul edilmesi olduğuna işaret etti.

Tatar, “Var olan egemenliğimiz kabul edilmeden müzakere masasına dönmenin söz konusu olmadığını hep birlikte haykırmaktayız” dedi.

Türkiye’nin  KKTC2nin milli siyasetine  verdiği desteğin kendileri için çok önemli olduğuna dikkati çeken Tatar, geçmişte, mukavemet yıllarında Kıbrıs Türk halkının hep hayalini kurduğu statüye kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

TBMM’de  Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından  50 yıl sonra “Kıbrıs’ta iki devletli çözüm tek çözüm şeklidir” diyen 2. tezkerenin kabul edildiğini hatırlatan Tatar, “Bizim şimdi yürüttüğümüz milli siyaset, egemen eşitlik…  Yani bir anlaşma olacaksa ancak iki devletin iş birliğiyle olabileceğini, federal çatıyla bir anlaşmanın artık geride kaldığını anlatmaktır “dedi.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in 20 Temmuz’da Güney’e yaptığı ziyaretinde “Kıbrıs’ta bir anlaşma olacaksa Türkiye içinde olmasın” dediğini anımsatan Tatar, Türkiye’siz bir anlaşmanın sıfır asker sıfır  garanti anlamına geldiğini, Kıbrıs Türk halkının ve elbette Türkiye’nin böyle bir anlaşmaya onay vermeyeceğini vurguladı.

Tatar, bir anlaşma olacaksa bağımsız bir KKTC’nin o anlaşmanın içinde olacağını yineleyerek, devletin yok olacağı bir anlaşmaya sürüklenmeye niyetlerinin olmadığını artık herkesin anladığını umduğunu belirtti.

Tatar, KKTC’nin 50. kuruluş yıl dönümünde TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmanın ve Girne sahillerinde yapılan gösterilerin de KKTC’nin milli devlet içerisindeki statüsünü gözler önüne serdiğini vurguladı.

TDT’nin Şuşa’da gerçekleştirilen toplantısında yaptığı konuşmada, “biz bağımsız bir Türk devletiyiz, TDT içinde hakkıyla yerini alan bağımsız bir devletiz, Türk dünyasının Akdeniz’e açıklan kapısıyız” dediğini aktaran Tatar, “Gazze’de yaşananlar… Güney Kıbrıs’taki yapılanmalar sonucunda lojistik üs konumunda her türlü hedefe maruz kalacak adımlar atılırken, bu tehlikelere maruz kalmamak için biz KKTC’yi sonuna kadar savunmak, barışı güveni ve huzur sürdürmek için bu azmi sonuna kadar sürdürüp geleceğe taşımak zorundayız” dedi.

16 km’lik Mukavemet Yol Koşusu’nda, genel klasmanda birinci Hakan Tazegül, ikinci Eser Kurt, üçüncü Enis Alçıcı; kadınlar genel klasmanda birinci Mine Devrim, ikinci Kadriye Debreli

Erkekler 19-24 yaş kategori dereceleri; birinci Ömer Faruk Kıçım, ikinci Ayer Alçıcı, üçüncü Cengiz Burak Özkul

Erkekler 25-29 yaş kategori dereceleri; birinci Alpha Oumar Balde

Erkekler 30-34 yaş kategori dereceleri; birinci Yusuf Gökalp, ikinci Veli Atikoğlu, Kemal Elektrikçi

Erkekler 35-39 yaş kategori dereceleri; birinci Cihan Menekşeli, ikinci Oleq Li, üçüncü Erim Debreli

Erkekler 40-44 yaş kategori dereceleri; birinci Necat Çapun,  ikinci Özgü Özyiğit, üçüncü Aleksandr Abalakin

Erkekler 45-49 yaş kategori dereceleri; birinci Murat Sevim, ikinci Ali Korkmaz, üçüncü Adem Erden

Erkekler 50-54 yaş kategori dereceleri; birinci Hüseyin Temizsoy, ikinci Serkan Özyolaç, üçüncü Osman Atakan

Erkekler 55-59 yaş kategori dereceleri; Mustafa Bostancı, ikinci Arif Zing, üçüncü Mustafa Tekakpınar

Erkekler 60 ve üstü yaş kategori dereceleri; birinci Ali Yaman

 

Koşuculara ödüllerini, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Başbakan Ünal Üstel, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Osman Aytaç ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Tuğgeneral Kadir Bayraklı takdim etti.

 

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Gardiyanlar Birliği’nden cezaevlerindeki kadroların doldurulması çağrısı

Published

on

By

Kıbrıs Türk Gardiyanlar Birliği, cezaevlerinde personel eksikliğinden kaynaklı yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, bir an önce kadroların doldurulması çağrısında bulundu.

Birlik Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, Merkezi Cezaevi Müdürlüğü’nün özellikle ilk atama kadrolarına ilişkin defalarca münhal ve doldurulma talebi olmasına rağmen sürecin Başbakanlığın yetkisinde olan personel istihdam onayının bir adım ötesine geçemediği savunuldu.

Söz konusu istihdamların 2022 yılında Lefkoşa Sanayi Bölgesi Cezaevi binasından Haspolat Kirli Sanayi Bölgesi Cezaevi Yerleşkesi’ne taşınma süreci gerçekleşmeden önce yapılması gerektiği belirtilen açıklamada, “Artık bıçak kemiğe dayanmamış, kemiği kesmeye başlamıştır.” denildi.

Açıklamada, merkezinde insan olan ve verilen hizmetin kesintisiz olarak devam ettiği cezaevlerinde, en küçük hatanın ve hizmet noksanlığının geri dönülemez sonuçlar doğurmasına yol açabilme olasılığı olduğu, sağlık, güvenlik ve teknik hizmetlerin devamının elzem olduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çekildi.

Buna ek olarak, kapasitesinin artırılmış olmasına rağmen, yeni Cezaevi’nin tüm bireyleri barındırmaya yeterli olmamasından dolayı devre dışı bırakılması planlanan Lefkoşa Sanayi Bölgesi Cezaevi binasının kullanılmaya devam edildiği anımsatılan açıklamada, istihdamların sadece yeni Cezaevi için yapılması planlanırken, şimdi mevcut personelin sayısız ödünlerle iki yerde de sorumluluklarını yerine getirdiği belirtildi.

Cezaevlerinin görevleri arasında mahkûm ve tutukluları ıslah etme, edindiği kötü alışkanlıklardan uzaklaştırma, toplumda yeniden yer bulmalarını sağlama, meslek sahibi yapma, topluma yararlı bireyler şeklinde yaşamlarını idame etmelerini sağlama gibi konular olduğu hatırlatılan açıklamada, mevcut personelle bireylerin sadece toplumdan ayrıştırma ve izole edilme görevlerinin yerine getirilebildiği ifade edildi.

Açıklamada, talep edilen istihdamların özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri kaynaklı seçim yasaklarının yürürlüğe girmesinden önce yapılması ve 2025 yılı sonuna kadar tüm eksik kadroların doldurulmasının elzem olduğu vurgulandı.

Devamını Oku

Kıbrıs

Gazimağusa Belediye Başkanı Uluçay, cezaevi sonrası yaşam projesinin yürütücüleriyle görüştü

Published

on

By

Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, cezaevinden tahliye edilen bireylerin topluma yeniden kazandırılması projesinin yetkililerini kabul etti.

Gazimağusa Belediyesinden verilen bilgiye göre, kabulde, “Cezaevi Sonrası Yaşam: İstihdama Özel Bakış” projesinin koordinatörü Barış Alibeyoğlu, İletişim ve Proje Asistanı İrem İlksoy, Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi Başkanı Aslı Murat yer aldı.

Görüşmede Uluçay’a projenin amacı, hedefleri ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi. Projenin, cezaevinden tahliye edilen bireylerin topluma yeniden kazandırılması ve istihdama katılımlarının artırılması hedefi taşıdığı anlatıldı; yerel yönetimlerin bu süreçte üstlenebileceği rol hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Avrupa Birliği tarafından Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB Yardım Programı kapsamında finanse edilen Proje Kıbrıs Türk Barolar Birliği ile İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği işbirliğiyle yürütülüyor.

Başkan Uluçay, görüşmede, ziyaretten duyduğu memnuniyeti, Proje kapsamında oluşturulacak iş birliğinin önemini ve bu iş birliğinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Devamını Oku

Kıbrıs

Tatar:Kıbrıs’ta iki devlet gerçeği, statükoyu sürdürme senaryolarına boyun eğmez

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasulas’ın Güney Kıbrıs’ta yaptığı açıklamalarla ilgili bir yazılı bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Tatar açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Adada artık değiştirilemez bir gerçek vardır: İki ayrı devlet. Kıbrıs Türk Halkının özden gelen hakları, egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü teyit edilmelidir. KKTC’nin varlığı, bu hakların sahadaki somut karşılığıdır.

Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasulas’ın Güney Kıbrıs’ta yaptığı açıklamalar, Kıbrıs’taki iki Devlet gerçeğini perdeleme ve statükoyu sürdürme senaryosunun bir parçasıdır. Ancak bu senaryo zemininde sahnelenenler, Kıbrıs Türk Halkının iradesini ve haklı mücadelesini gölgeleyemez.

Kıbrıs’ta iki ayrı Devlet vardır. Bu, sahadaki fiili durumun inkar edilemez sonucudur. Kıbrıs Türk Halkı, kendi geleceğini belirleme hakkını kullanmış ve KKTC çatısı altında iradesini ortaya koymuştur. Bu irade, pazarlık konusu edilemez.

Asıl işgalci Rum tarafıdır. 1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’ni gasp eden, Kıbrıs Türk Halkını ortaklık devletinden silah zoruyla atan ve 1974’te Yunan faşist darbesiyle adayı ilhak etmeye çalışanlar, bugün “işgal” söylemiyle gerçeği saptırma çabasındadır. Kıbrıs Türk Halkına yönelik izolasyon, ekonomik ambargolar ve siyasi baskılar, yıllardır sürdürülen sistematik hak ihlalleridir. Bu hak gasplarını örtme çabası ne hukuku ne de vicdanları tatmin eder.

Müzakereler ancak Kıbrıs Türk Halkının eşit uluslararası statüsünün ve egemen eşitliğinin teyidi zemininde başlayabilir. Bu zeminin dışında önerilecek her formül, on yıllardır olduğu gibi Rum tarafının statükoyu sürdürme senaryosuna hizmet etmekten öteye geçmeyecektir.

Kıbrıs Türk Halkı, iradesini devletinden yana koymuşken, geçmişin dayatmalarıyla kurgulanan statüko senaryolarına boyun eğmeyecektir. KKTC’nin varlığı, adadaki yeni denklemde belirleyici ve kalıcıdır.”

Devamını Oku

Trending

Reklam