Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Cumhurbaşkanı Tatar, İngiltere Parlamentosu KKTC Dostluk Grubu ile bir araya geldi

Published

on

  

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Londra temasları çerçevesinde, İngiltere Parlamentosu KKTC Dostluk Grubu (APPG-TRNC) üyeleriyle toplantı gerçekleştirdi.

 

Toplantıya APPG TRNC Başkanı Imran Hussain, Milletvekilleri Yasmin Qureshi, Nesil Çalışkan, Lord Rogan, Baroness Mobarik CBE, Lord Qurban Hussain ve Elliott of Ballinamallard katıldı.

 

Cumhurbaşkanı Tatar, Westminster’daki Portcullis House’da gerçekleşen toplantıya ev sahipliği yaptığı APPG-TRNC teşekkür ederek, “APPG-TRNC, Kıbrıs Türk Halkı’nın maruz kaldığı büyük haksızlığı bakanlara ve parlamenterlere aktarma konusunda her zaman proaktif çalışmalar yürütmektedir. Bu meseleye gösterdiğiniz hassasiyet ve desteğiniz için hepinize teşekkür ederim” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasında şunları kaydetti:

 

“Avrupa’dan Sorumlu Bakan Stephen Doughty ile gerçekleştirdiğim görüşmede, Kıbrıs konusundaki son gelişmelere dair görüşlerimi paylaşma fırsatı buldum. 

 

Rum tarafının iddialarının aksine, Kıbrıs Türk Halkı eşit ve doğuştan gelen haklara sahiptir; bu haklar, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortakları olarak kendi kaderini tayin etme haklarını kapsamaktadır. Cumhuriyetin kurulmasını sağlayan antlaşmalar, Kıbrıs Türk tarafının imzasıyla yürürlüğe girmiştir; bu antlaşmalar aynı zamanda iki Egemen Üs Bölgesi kurulmasına da olanak tanımıştır. Ancak Kıbrıs Türkleri, 1963 Aralık ayında silah zoruyla devletin dışına itilmiş ve Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama hedefi doğrultusunda 11 yıl süren zulme maruz kalmıştır.”

 

Cumhurbaşkanı Tatar, 15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası’nın darbe gerçekleştirdiğini ve “Helenik Kıbrıs Cumhuriyeti” ilan ettiğini belirterek, “Anavatanımız ve garantör ülkelerden biri olan Türkiye, bu zulmü durdurmak amacıyla Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. Bu harekâtın ardından Gönüllü Nüfus Mübadelesi Anlaşması yapılmış, Kıbrıs Türkleri Kuzey’e, Rumlar ise Güney’e geçmiştir. Yarım asrı aşkın süredir federal temelde sürdürülen müzakereler ise denenmiş, başarısız olmuş ve tüketilmiştir” dedi.

 

Yeni iki devletli vizyonunun halk tarafından desteklenerek göreve seçildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, sözlerine şöyle devam etti:

 

“Yeni vizyonumu uluslararası kamuoyuna ilk kez Nisan 2021’de Cenevre’deki gayriresmî toplantıda sundum. Bu vizyon, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde, iki tarafın iş birliğine dayalı bir çözüm arayışıdır. Biz, Kıbrıs sorununa gerçekçi, sürdürülebilir ve pratik bir çözüm istiyoruz.”

 

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Holguin tarafından bir keşif çalışması yapıldığını ve yeni, resmî müzakerelerin başlaması için ortak bir zemin bulunmadığının tespit edildiğini anımsattı. Mart ayında katıldığı diğer bir gayriresmî toplantı sonrası tarafların altı yeni iş birliği girişimi üzerinde anlaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, ancak dönüşünde Rum liderin “taşınmaz mallarla” ilgili Kıbrıs Türk halkını tehdit eden ve sindiren bir kampanya başlattığını, bunun halkta büyük öfkeye neden olduğunu ve kabul edilemez olduğunu belirtti.

 

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’ın jeopolitik ve jeostratejik açıdan büyük öneme sahip olduğunu ve Türkiye’nin güney kıyılarına sadece 40 mil mesafede bulunduğunu hatırlatarak, “İngiltere’nin Ada’da iki Egemen Üs Bölgesi bulunmaktadır. Ortadoğu’daki gelişmeler nedeniyle bu üslerin önemi daha da artmıştır” dedi.

 

İngiltere’deki görüşmesinde Bakan Doughty’e, Kıbrıs Türk Halkına yönelik “eşit olmayan muamele politikasının” gözden geçirilmesi çağrısında bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

 

“2004 Annan Planı döneminde uluslararası toplum tarafından Kıbrıs Türk Halkı’na yönelik insanlık dışı izolasyonun sona erdirileceğine dair verilen sözlerin hiçbiri tutulmamıştır. Direkt uçuşlar, doğrudan ticaret ve doğrudan temaslar başlatılmamıştır. Bu, halkımızın temel insan hakları meselesidir.”

 

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edildiğini ve Türk devletleriyle ve İslam ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeyi sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Tatar, İngiltere’de yaşayan yaklaşık 350.000 Kıbrıslı Türk’ün güçlü bağlara sahip olduğunu belirtti.

 

Cumhurbaşkanı, “izolasyonun sonlandırılması için somut adımlar görmek istiyoruz. Gençlik ve spor kulüplerimiz dahi uluslararası dostluk maçları oynayamıyor. Bu çağda böyle bir durum söz konusu olmamalı, bu konular siyasi bir çözüme bağlı kalmamalıdır; çünkü çözüm önerileri Rum tarafı tarafından defalarca reddedilmiştir” diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda üç yıl üst üste yaptığı konuşmalarda, Kıbrıs Türk Halkı’na yönelik adaletsizliğe son verilmesi, ekonomik, siyasi ve diplomatik ilişkiler kurulması ve KKTC’nin tanınması yönünde çağrısı bulunduğunu hatırlattı. “İki devletli çözüm modelimize ve halkımıza verdiği tam destekten dolayı Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir kez daha bu vesileyle teşekkür ediyorum” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Tatar, toplantıyı düzenleyen “Kuzey Kıbrıs için Özgürlük ve Adalet” kampanyasına ve katılan tüm parlamenterlere de teşekkür etti.

 

Toplantıda yaptığı konuşmada Milletvekili İmran Khan ise, halkların “kendi kaderini tayin hakkı”nın önemine dikkat çekerek, karar vericileri etkilemek ve onları Kıbrıs’ın gerçekleri ve Kıbrıs Türk Halkı’nın yaşadığı mağduriyet konusunda aydınlatmanın önemini vurguladı.

 

Lord Rogan da, Cumhurbaşkanı Tatar’ın KKTC’yi ve Kıbrıs Türk davasını tanıtmak için yılmadan çalışmaya devam ettiğini ve daha önce Lordlar Kamarası oturumuna katılmış ilk KKTC Cumhurbaşkanı olduğunu kaydetti.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Güney Kıbrıs-İsrail-Yunanistan arasında elektrik kablo döşenmesi projesinde “Great Sea Interconnector” (GSI), kullanılacak kabloların teknik denemesinin başarılı olduğu bildirildi.

Alithia ve diğer gazeteler, GSI projesinde kullanılacak elektrik kablolarının üreticisi konumundaki Fransız “Nexans” şirketinden yapılan açıklamada, projede kullanılacak kablonun deniz altı döşenme testinden başarıyla geçtiğinin duyurulduğunu yazdı.

Habere göre şirketten yapılan açıklamada, Güney Kıbrıs ile Yunanistan arasında deniz altı kablo döşenmesi projesi çerçevesinde üretilen kabloların ilk denemesinin İtalya’nın Sicilya adası açıklarında başarıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.

Açıklamada, söz konusu proje için üretilen kablonun 3 bin metre derinlikte işlevsel olduğunun kanıtlanmasının GSI projesinin sürdürülebilirliği konusundaki endişeleri ortadan kaldırdığı belirtilirken, (HDVC) 525 kV’lik kablonun şirketin “Nexans Aurora” gemisiyle döşendiği vurgulandı.

 


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Türkiye ile KKTC arasında imzalanan fiber optik altyapı işbirliği protokolünü Anayasa Mahkemesi’ne göndermesi siyasi tartışma yarattı. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, katıldığı bir televizyon programında kararın hukuki ve siyasi sonuçlarını değerlendirdi.

Arıklı, Cumhurbaşkanının kararına saygı duyduğunu belirtirken, atılan adımın hem hukuki hem de siyasi açıdan önemli bir tercih anlamına geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanının bu kararla yeni bir siyasi rota çizdiğini savunan Arıklı, özellikle Türkiye ile ilişkiler bakımından bunun sonuçları olabileceğini ifade etti.

“Anayasanın 90. maddesi çok açık”

Arıklı, uluslararası anlaşmaların Anayasa’daki düzenlemesine dikkat çekerek Anayasanın 90. maddesinin çok açık olduğunu söyledi. Maddenin usulüne göre yürürlüğe konulan uluslararası anlaşmaların yasa hükmünde olduğunu belirttiğini ifade eden Arıklı, bu anlaşmalar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamayacağını savundu.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın bu kararla 2016 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın izlediği yolu tercih ettiğini öne süren Arıklı, o dönemde Gençlik ve Spor Koordinasyon Ofisi ile ilgili yaşanan tartışmaları hatırlattı.

Arıklı ayrıca o kararın ardından Türkiye’nin kurmak istediği koordinasyon ofisinin kurulamadığını, buna karşın Avrupa Birliği’nin koordinasyon ofisinin faaliyetlerini sürdürdüğünü dile getirdi.

“Türkiye’yi rencide edecek şekilde bir adım attı”

Arıklı, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın protokolü Anayasa Mahkemesi’ne göndermesini siyasi açıdan da değerlendirdi. Erhürman’ın seçim sonrasında Türkiye ile daha uyumlu bir ilişki yürütmesinin beklendiğini ifade eden Arıklı, buna karşın bu kararla farklı bir tercih yapıldığını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan ve resmi gazetede yayımlanan bir protokolün söz konusu olduğunu hatırlatan Arıklı, kısa süre önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısının KKTC’ye gelerek protokolde eksiklik veya sorun varsa ek protokollerle düzeltilebileceğini ifade ettiğini belirtti.

Buna rağmen protokolün Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesinin Ankara’da rahatsızlık yaratabileceğini dile getiren Arıklı, bunun Türkiye’yi rencide eden bir adım olduğunu savundu.

Arıklı ayrıca geçmişte benzer bir sürecin Mustafa Akıncı döneminde yaşandığını söyledi. Akıncı’nın seçilmesinin ardından Türkiye ile üç önemli konuda gerilim yaşandığını belirten Arıklı, “anavatan-yavru vatan” tartışması ile koordinasyon ofisi meselesinin ilişkileri ciddi şekilde etkilediğini öne sürdü.

Arıklı, o dönemden sonra Türkiye ile ilişkilerin uzun süre düzelmediğini ifade ederek Cumhurbaşkanı Erhürman’ın da benzer bir yolu tercih ettiğini söyledi. Kararın Cumhurbaşkanına ait olduğunu vurgulayan Arıklı, “Karar kendisinin, takdir kendisinin” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

KKTC Merkez Bankası, vatandaşların, yabancı para banknotuna erişimine ilişkin herhangi bir sınırlama bulunmadığını duyurdu.

Merkez Bankası, bazı basın organlarında yer alan “bankalara ve döviz bürolarına yabancı para banknot (efektif) akışının durdurulduğu” yönündeki haberler üzerine açıklama yaptı.

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, bankanın piyasaya likidite sağlama sorumluluğu çerçevesindeki muhatabının döviz büroları değil bankalar olduğu belirtilerek, bankalara ödenen ve bankalardan tahsil edilen efektif tutarlarına ilişkin veriler paylaşıldı.

Buna göre, 1 Ocak-9 Mart döneminde bankalara 32 milyon 998 bin 490 euro, 28 milyon 817 bin 308 dolar ve 43 milyon 693 bin 765 sterlin ödendiği ve bankalardan 10 milyon 386 bin 770 euro, 4 milyon 11 bin 737 dolar ve 21 milyon 459 bin 475 sterlin tahsil edildiği kaydedildi.

Açıklamada, ekonomik faaliyetler kapsamında bankalar aracılığıyla piyasaya sunulan efektiflerin yine bankacılık sistemi üzerinden büyük oranda Merkez Bankası’na geri dönmesi gerektiği, ancak son dönemde piyasaya sağlanan efektiflerin önemli bir kısmının sistem dışına çıktığı belirtildi.

– “Ülkeden çıkışlarda yolcular yanlarında en fazla 10 bin euro veya muadili nakit bulundurabilir”

Para ve Kambiyo Yasası kapsamında, ülkeden çıkışlarda yolcuların yanlarında en fazla 10 bin euro veya muadili dövizi nakit olarak bulundurabildiği, bu tutarın üzerindeki miktarların KKTC’de faaliyette bulunan bankalar aracılığıyla ülke dışına çıkarılmasının suç olduğu hatırlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bu çerçevede, ekonomide kayıt dışılığın önlenmesi ve ülke kaynaklarının yurt dışına yasal olmadığı değerlendirilen yollarla çıkarılmasının engellenmesi amacıyla, 2025 yılının ortasından itibaren, casino ve kripto varlık ile ilişkili olduğu düşünülen efektif talepleri sınırlı ölçüde karşılanmaktadır. Bu işlemlerin bankalar aracılığıyla hesaben gerçekleştirilmesi ve kayıt dışılığın önüne geçilmesi hedeflenmektedir.”

Açıklamada, vatandaşların günlük işlemleriyle ilgili herhangi bir sınırlama bulunmadığı, ancak işlemlerin hesaben yapılmasının hem nakit taşıma risklerini hem de bankaların operasyonel yükünü azaltacağı vurgulandı.

 

Devamını Oku

Trending

Reklam