Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Fidan İİT Dışişleri Bakanları Konseyi 51. Oturumu açılışında Kıbrıslı Türklerinin doğal haklarına destek çağrısında bulundu

Published

on

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Kıbrıslı Türklerinin doğal haklarına destek çağrısında bulundu.

Kıbrıs adasında iki halk ve iki devlet bulunduğunu hatırlatan Fidan, “İslam dünyasının ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türk Devleti, İslam İşbirliği Teşkilatında gözlemci olarak temsil edilmektedir. Ancak ne yazık ki Kıbrıslı Türkler onlarca yıldır kendilerine dayatılan haksız ve insanlık dışı izolasyon altında yaşamaya devam etmektedirler. Tüm üye ülkeleri, Kıbrıslı Türklerin doğal haklarını desteklemeye ve onlarla doğrudan temas kurmaya çağırıyoruz.”

Bakan Fidan, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi 51. Oturumu’nun açılışında, katılımcılara hitap etti.

TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Dünya nüfusunun 4’te birini temsil eden muazzam kaynaklara sahip bir blokun parçası olan İslam ülkeleri adaleti savunan, hakkı önceleyen bir küresel sistemin inşasına öncülük etmek zorundadır.” dedi.

İslam medeniyetinin izzetini ve hafızasını tarih boyunca taşıyan İstanbul’un bugün de ortak istikbale dayalı umutların yeşerdiği bir buluşma noktası olduğunu söyleyen Fidan, “Bugün bu toplantıyı Gazze’den İran’a, Lübnan’dan Yemen’e uzanan bir kriz hattının maalesef ortasında gerçekleştiriyoruz.” ifadesini kullandı.

Fidan, İslam alemini temsil eden birçok ülkenin içinde bulunduğu zor günlerde bu toplantıya iştirak etmesinin dayanışmaya çok güzel bir örnek teşkil ettiğini vurgulayarak “Unutmayalım ki, parçalanan ümmetler zaafa düşer, bölünen kalpler zafer görmez. Biz ümmeti bir bütün olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Uluslararası işbirliğin temeli olan çok taraflılığın, sistemin bizzat kendisinin sorgulandığı meşruiyet krizi ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Fidan, artan hoşgörüsüzlük ve kimlik temelli kutuplaşmanın ve uluslararası hukukun aşınmasının küresel istikrarsızlık hissini daha da derinleştirdiğinin altını çizdi.

Bakan Fidan, başta BMGK olmak üzere, uluslararası mekanizmaların işlevsizliğini, Gazze’de süregelen vahşetin tam anlamıyla gözler önüne serdiğini vurgulayarak “Teşkilatımız tam da bu konuda öncü rol oynamalıdır. Dünya nüfusunun 4’te birini temsil eden muazzam kaynaklara sahip bir bloğun parçası olan İslam ülkeleri adaleti savunan, hakkı önceleyen bir küresel sistemin inşasına öncülük etmek zorundadır.” dedi.

Toplantıya geniş katılım sağlanmasının birlik ve beraberlik içerisinde hareket etme konusundaki kararlılığı ve ortak gücü gösterdiğini belirten Fidan, “İçinden geçilmekte olan çalkantılı dönemde, İslam, hepimizin acilen ihtiyaç duyduğu gerekli rehberliği sağlamaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Teşkilatın bir diyalog platformu olmanın ötesinde, üye devletlerinin politikalarının eşgüdümünü sağlamada ve fikir birliği oluşturmada önemli bir işlev gördüğünü aktardı.

İİT’in kurucu üyesi Türkiye’nin, teşkilatın potansiyelini ortaya koyması için yapıcı ve öncü rolünü sürdüreceğini vurgulayan Fidan, çalışmaların dört temel alanda, yoğunlaştırmayı hedeflediğini aktardı.

Bakan Fidan, Teşkilatın diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini geliştirmek için gerekli adımların atılacağını, Müslüman topluluk ve azınlıkların haklarının kararlılıkla savunmaya devam edileceğini dile getirdi.

– “Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız”

İsrail’in Gazze’ye saldırılarına değinen Fidan, “Uluslararası toplumun ilk önceliği, mevcut durumun ve bölgesel ve küresel güvenliği daha da tehlikeye atacak şiddet sarmalına dönüşmesini önlemek olmalıdır.” dedi.

Fidan, “Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız.” diyerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde atılacak her türlü diplomatik adımların desteklendiğini ve diplomasi trafiğinin sürdürüldüğünü belirtti.

“İİT üyelerinin İsrail’in eylemlerine karşı birlik içinde hareket etmeleri ve İran ile gerçek bir dayanışma sergilemeleri gerektiğine inanıyoruz.” diyen Fidan, şunları kaydetti:

“İsrail, Filistin halkına yönelik soykırım politikalarına ve insanlık suçlamalarına devam ediyor. Sadece Gazze değil, Batı Şeria’da bir savaş bölgesine dönüştürülüyor. İsrail’in amacı, Filistinlileri evlerinden sürmek ve iki devletli çözüm vizyonunu sona erdirmektir. kalıcı ateşkes, rehinelerin ve tutukluların serbest bırakılması ve Gazze’ye kesintisiz insani erişim sağlanması önceliğimizdir. Bu amaçla devam eden müzakereleri güçlü bir şekilde destekliyoruz. Katar ve Mısır’a bu konudaki gayretleri için bir kez daha teşekkür ediyorum.

İki devletli çözümün adil ve kalıcı barışın sağlanması için uygulanabilir tek yol olduğu açıktır. Filistin topraklarında devam eden işgalin, bölgemizdeki tüm çatışmaların kökeninde yatan neden olduğu artık çok daha net bir hale gelmiştir. Filistin davası ve Kudüs’ün sahiplenilmesi ve İİT’nin var oluş nedenidir.”

– “Suriye’nin Teşkilatımıza dönmüş olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz”

Bakan Fidan, ortak çabalar sayesinde Suriyeliler ile istikrarlı ve müreffeh bir Suriye hedefi doğrultusunda gerekli adımların atılmasının mümkün olduğunu hatırlatarak “Suriye’nin Teşkilatımıza dönmüş olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi.

Suriye’ye devam eden yaptırımların hafifletilmesi süreciyle eş zamanlı olarak, Suriye halkının yanında olunmaya devam edilmesi gerektiğini söyleyen Fidan, İslam coğrafyasının kadim bir parçası Balkanlar’ın sadece tarihi bağların değil, aynı zamanda ortak medeniyetin ve kardeşliğinin de derin izleri taşıdığını aktardı.

Fidan, “Bu topraklarda yaşayan Müslüman kardeşlerimiz geçmişte nice sınamalardan geçtiler.” ifadesini kullanarak bugün de parçalanma tehlikesine karşı dirayetle mücadele ettiklerinin altını çizdi.

“Onların yalnız olmadığını, İslam aleminin Bosnalı kardeşlerimize sahip çıktığını göstermek ortak görevimizdir.” diyen Fidan, bölgedeki ayrımcı, ayrılıkçı ve nefret temelli söylemleri, dini ve etnik revizyonist yaklaşımları en güçlü şekilde kınadığını söyledi.

– Sudan’da barışa destek

Fidan, Sudan’da yaşanan gelişmeler hakkında konuşarak “Yüreklerimiz sızlamaktadır. Türkiye olarak bu krizi sona erdirmek için tüm bölgesel ve uluslararası barış çabalarını güçlü bir şekilde destekliyoruz.” dedi.

Uluslararası toplumunda, Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasında samimi bir şekilde destek olmaya çağıran Fidan, “Unutmayalım ki bu meselenin çözümü sadece Sudan halkı için değil, Afrika boynuzu başta olmak üzere, kıtanın tamamı için hayati önem taşımaktadır.” değerlendirmesini yaptı.

– Pakistan- Hindistan arasındaki çatışma

Pakistan ve Hindistan arasında yaşanan çatışmaya değinen Fidan, “Güney Asya’daki barış ve istikrarın kırılganlığını bir kez daha ortaya koymuştur.” değerlendirmesini yaptı.

Fidan, taraflar arasındaki ateşkes kararını memnuniyetle karşıladığını aktararak bu fırsatın diyalog yoluyla fırsatı çözmek için değerlendirilebileceğinin ümit edildiğini söyledi.

Bakan Fidan, “Keşmir meselesi başta olmak üzere, bölgedeki ihtilaflar çözülmedikçe gerilim potansiyeli baki kalacaktır. Diyalog kanallarının işler hale getirilmesi lazım.” diye konuştu.

 

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Başbakanı Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yabancı ülkelerle yaptığı askeri anlaşmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Üstel, yazılı açıklamasında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in değerlendirmelerine tepki göstererek, Rum tarafının adadaki siyasi ve hukuki gerçekleri görmezden gelmeye devam ettiğini belirtti.

Rum lider Hristodulidis’in “Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanıyım, anlaşmalar yapmaya devam edeceğiz” yönündeki ifadelerini eleştiren Üstel, bu yaklaşımın Kıbrıs Türk halkının kurucu ortaklık haklarını ve siyasi eşitliğini yok saydığını vurguladı.

Üstel’in açıklaması şöyle:

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in, Güney Kıbrıs’ın Fransa başta olmak üzere yabancı devletlerle yaptığı tek taraflı askeri anlaşmalara yönelik haklı eleştirilerimize verdiği yanıt, Rum tarafının adadaki siyasi ve hukuki gerçekleri kabullenmekten ne denli uzak olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

 

Hristodulidis’in, “Ben Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanıyım. Artık herkesin bunu anlamasının vakti geldi. Avrupa Birliği üyesi bir devletiz, Birleşmiş Milletler üyesi bir devletiz ve anlaşmalar imzalamaya devam edeceğiz” şeklindeki açıklaması; Kıbrıs Türk halkının kurucu ortaklık haklarını ve siyasi eşitliğini yok sayan zihniyetin devam ettiğinin açık bir ifadesidir.

 

Öncelikle bilinmelidir ki; 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının eşit ortaklığı temelinde tesis edilmiştir. Bu ortaklık; Garanti Anlaşması, İttifak Anlaşması ve anayasal düzenlemelerle güvence altına alınmıştır. Ancak Rum tarafı, 1963 yılında Kıbrıs Türk halkını devlet kurumlarından silah zoruyla dışlayarak bu ortaklık düzenini, gasp ve işgal ederek, fiilen ortadan kaldırmış; ardından da tek meşru otoriteymiş gibi davranmaya başlamıştır.

 

Dolayısıyla Hristodulidis’in temsil ettiğini iddia ettiği yapı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortaklık niteliğini yitirmiş bir yapıdır.

 

Yani Hristodulidis’in “istediğim ülkeyle istediğim anlaşmayı yaparım” anlayışıyla hareket etmesi, hukuki dayanaklardan da yoksundur.

 

Son dönemde özellikle Fransa ile yapılan savunma anlaşmaları, yabancı askeri varlığın artırılmasına yönelik girişimler ve İsrail başta olmak üzere farklı aktörlerle geliştirilen askeri iş birlikleri; Güney Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de bir askeri üs ve silahlanma merkezine dönüştürme riskini beraberinde getirmektedir.

 

Bu yaklaşım yalnızca Güney Kıbrıs’ın değil, Ada’nın genelinin ve tüm bölgenin güvenliğini tehdit etmektedir.

 

Orta Doğu’daki çatışmaların derinleştiği bir dönemde, Güney Kıbrıs’ın bu yönde adımlar atarak kendisini ve adayı büyük güç rekabetinin parçası haline getirmesi son derece sorumsuz bir yaklaşımdır.

 

Bu politikalar, yalnızca Kıbrıs Rum halkını değil, Türk halkını da ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmaktadır.

 

İşte tam da bu nedenle adada iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğunu vurguluyoruz. Zira Kıbrıs Türk halkının hak ve hukukunu yok sayan bir anlayışın, tüm adayı temsil ettiğini iddia etmesi kabul edilemezdir.

 

Rum liderliğine çağrımız açıktır:

Adayı yabancı askeri güçlerin çıkar alanına dönüştürmekten vazgeçin. Adayı çatışmaların merkezine taşımayın.

 

Kıbrıs Türk halkı, Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü altında, 50 yılı aşkın süredir barış ve huzur içerisinde yaşamaktadır.

 

Bu gerçek ortadadır.

 

Ve bu gerçeği değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.”

 

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde (KSTÜ) başlatılan “sahte diploma” soruşturması kapsamında tutuksuz yargılanan sanık Fatma Ünal, bugün yeniden Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldı. Ünal’ın davası itham için, 10 Haziran Çarşamba gününe ertelendi.

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi heyeti huzurunda görüşülen duruşmada, iddia makamı Başsavcılık adına Kıdemli Savcı Mustafa İldeniz ve sanık avukatı Doğa Zeki hazır bulundu.

Sanık avukatı Doğa Zeki, mahkemede söz alarak, davayla ilgili alınması gereken ve mahkemeye sunulan emareler, dava ithamnamesi ve tanık ifadelerine ihtiyaç olduğunu söyledi.

Zeki, ayrıca müvekkiliyle ilgili yeni bir dava ikame edilmesinin beklendiğini öğrendiğini belirtti.

Savcı da, istenilen evrakların kendilerine verileceğini ifade etti.

Sanık Fatma Ünal’ın Güzelyurt Kaza Mahkemesi’ndeki ilk tahkikat duruşmasında, 41 emare sunulmuş ve toplam beş tanık dinlenmişti.

Sanık, “Sahte Resmi Belge Düzenleme”, “Sahte Resmi Belgeyi Tedavüle Sürme”, “Sahte Resmi Belge Düzenlenmesini Tahrik Etme” ve “Yetkisiz Belge Düzenleme” suçlaması olmak üzere toplam 16 ayrı davadan itham edilmişti.

 


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, partisinin Maraş buluşmasında yaptığı açıklamadan bir paylaşım yaptı.

Bakan Erhan Arıklı, “Biz sahaya çıktık. Isınma hareketleri yapıyor, Ekim ayındaki maç için rakiplerimizi bekliyoruz. Sahte anketlerle, algı operasyonları ile maç kazanılmaz. Maç sahada kazanılır. Maçın sonucunu belirleyecek olan da halktır…” ifadelerini kullandı.

Arıklı, “Sahada herkes yaptıklarının ve yapamadıklarının hesabını verecek. Geçmişte hükumeti bırakıp kaçanlar, bu sefer halka reçetelerini de sunmak zorundalar” dedi.


Devamını Oku

Trending

Reklam