Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

“Kıbrıs Adası’nda iki Halk, iki Devlet ve iki Demokrasi vardır.Sürdürülebilir bir anlaşmanın bu zeminde olması için son Anavatan Türkiye bu siyasete tam destek veriyor”

Published

on

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar eşi Sibel Tatar ile birlikte katıldığı, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi’nin resepsiyonunda konuşma yaptı ve iki Devletli bir anlaşmanın Kıbrıs Adası’nda gerçekçi ve sürdürülebilir bir anlaşma zemini olduğunu ve bu siyaseti yurt dışında yaşayan Kıbrıs Türklerinin de desteklediğini söyledi.

Wood Green bölgesinde Grand Palace’ta düzenlenen resepsiyona Başbakan Ünal Üstel, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçi Osman Koray Ertaş, KKTC ve İngiltere’den ekonomik örgüt temsilcileri ile sivil toplum kuruluş temsilcileri katıldı.

Cumhurbaşkanı Tatar resepsiyonda yaptığı konuşmasında, uzun yıllar İngiltere’de yaşadığını belirterek şunlar söyledi:

“Burada sizlere bir kardeşiniz olarak hitap ederken, burada yaşadığım yılları hatırlıyorum. Necati Sağer, Faik Müftüzade, Hasan Tatar, Zeren Safa, burada temsilcilik yapan Tansel Fikri, iş insanımız Asil Nadir’i asla unutamayız. Mücahitler Marşımızı yazan Zeka Alsancak, Özkan Hıfzı ve daha birçok isim… Bu değerli insanlarımızı yad ediyor, hayatta olmayanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Buralarda kararlılıkla Kıbrıs Türk Halkının haklı davası ve mücadelesi için o yıllarda da nasıl çalışıldığını birlikte yaşadık. 25 – 26 yaşlarındaydım ve Londra sokaklarında çok mücadele verdiğimi hatırlıyorum çünkü İngiltere garantör ülkelerden biri olduğu için mücadele buradan başlıyordu. Kıbrıs Türk Halkına yapılan haksızlıkların o zamanın Thatcher Hükümetine ve onun milletvekillerine duyurmak için canla başla çalışıyorduk. Çok önemli lobi çalışmaları yürütülüyordu. Sesimizi duyurabildik. Margaret Thatcher’a ve Kraliyet ailesine kadar sesimizi duyurduk.”

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasına şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türk Halkı var oluş mücadelesi vermiştir. Mazlum Kıbrıs Türk Halkı o topraklarda Müslüman bir halk olarak mücadele verirken, Batı dünyası yapmakta olduğu bu haksızlığı halen devam ettirmektedir. Bunu bilelim ki böylesi acımasız bir dünyada yaşıyoruz. Hiç unutulmamalıdır ki, Nisan 2004 yılında BM Kapsamlı Çözüm Planı olan Annan Planı, eş zamanlı olarak iki tarafta referandumuna sunulmuş, Kıbrıs Rum Halkı bu plana hayır demiş, Kıbrıs Türkü evet demişti. O zamanlar barış rüzgarları eserken içimizdeki bazıları bu iş bitmiştir, iki Halk kardeştir dediler, ne olursa olsun bir anlaşma olsun da uluslararası hukuk içerisinde Kıbrıs halklarını buluşturacaklardı. Türkiye’nin Garantörlüğü sona erdirilebilir, asker çekilebilirdi, biz artık kardeş olacağız gibi söylemler yaymışlardı. Ama biz güvenemeyiz dedik, çünkü dünyada nasıl bir rüzgarla karşı karşıya kalınabileceğini tahmin edemeyiz dedik. Nitekim daha sonra Bosna’da olanlar, Libya’da olanlar, daha sonra da Irak’ta olanlar, Suriye’de olanlar, Ukranya’da olanlar, Gazze’de olanları hatırlatırken şimdi de İsrail – İran arasındaki çatışmalarında kullanılan füzeleri Gazimağusa’dan tedirginlik içerisinde izlemekteyiz.

Bu nedenle yeni siyaset diyoruz. Bu siyaset, egemenlik temelinde bir siyasettir. Bu siyaset, 2020 yılından sonra Anavatan Türkiye Cumhuriyetinin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tam destek verdiği egemenlik temelinde ve iki Devletli bir anlaşmaya tam destek vermektedirler. Artık bütün dünyaya Kıbrıs Adası’nda iki ayrı halk, iki ayrı Devlet ve iki ayrı demokrasinin mevcut olduğunu her platformda haykırıyoruz. Rum liderliği ne derse desin, biz kendi egemenliğimizden, kendi hakkımızdan, kendi hukuğumuzdan ve ayrı bir Halk olmanın zenginliğinden – yani kendi kimliğimiz, dilimiz, dinimiz, kültürümüz, tarihimiz, müziğimiz, edebiyatımızla Kıbrıs Türk Halkı olarak varız ve var olmaya bu topraklarda özgür yaşamak için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Egemenlik ve iki Devletli bir anlaşmanın altının boş olmadığını, Kıbrıs Türk Halkının özden gelen hakkı olduğunu, şehitler verildiğini, uzun yıllar var oluş mücadelesi ortaya konulduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, “Egemenlik hakkı, özden gelen hakkımız, uluslararası anlaşmalarının da içerisindedir. Yeni siyasetten geri dönüşü olmaması gerekiyor. Bu haklarımızı almamız için büyük bedeller ödenmiştir. Bunun içerisinde 85 milyonluk Anavatan Türkiye, Avrupa’da yaşayan 10 milyon Türk vatandaşı . . . yani 100 milyona yakın bu siyasete destek veren Türk vatandaşı vardır, bu çok önemlidir” dedi.

Türk Devletleri Teşkilatındaki gözlemci üyeliğimiz

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “2022 yılında, Özbekistan’ın Semerkant şehrinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletleri Teşkilatında oybirliği ile alınan kararda anayasal adıyla gözlemci üye olarak kabul edildi. Bu teşkilatta çeşitli seviyelerde toplantı ve zirveler gerçekleştiriliyor, Devlet Başkanı, Bakanlar, ekonomik ve sivil toplum düzeyinde toplantılara KKTC olarak biz de katılıyoruz. Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanımız Turgay Deniz birçok toplantıya katılmıştır. Ticaret Odası yanı sıra Sanayi Odamız, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığımız, İçişleri Bakanlığımıza bağlı çeşitli farklı komitelerin farklı ülkelerde katılımları olmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağımız ile bizleri temsil etmektedirler” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kıbrıs Türk Halkı bir cemaattan, bir Devlet sahibi konumuna ulaşmıştır. Uluslararası organizasyonlarda Devletimizle temsil ediliyoruz. Ben Cumhurbaşkanı olarak Gambia Cumhuriyeti’nde yapılan Ekonomik Zirve’ye katılıp, Gambia Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildim, başka devlet başkanlarıyla görüştüm ve oradaki zirvede konuşma yaptım.
Biz yüreğimizi milli davamız için ortaya koyduk. Halkımızın refahı ve geleceği için mücadeleyi canla başla sürdürüyoruz.

Gelecek hafta, Azerbaycan’da, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in daveti üzerine katılacağım ekonomik zirve toplantısı düzenlenecek. Tabii, Güney Kıbrıs’taki zihniyet değişmedi, bizim görünürlüğümüzü her fırsatta engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ve biz böylesi bir zihniyette olan Rum liderliği ile, her türlü iyi niyetimizi göstermemize rağmen maalesef bir yere gelemedik. Annan Planında da böyle olmuştu, Temmuz 2017 yılında Crans-Montana’da da böyle olmuştu.”

KKTC gelişmiştir ve gelişmeye devam edecektir

Cumhurbaşkanı Tatar, “KKTC’de, gençliğimizi başı dik ve onurlu bir şekilde geleceğe hazırlamak için canla başla çalışıyoruz. Ülkemizde turizmle, üniversitelerimizle, Türkiye’den getirilen su, sanayi bölgelerimiz, inşaat ve emlaktaki gelişmelerle ve şimdi KKTC’de bu yıl içerisinde ilk kez düzenlenen ve 225,000 kişinin katıldığı Mayıs ayında gerçekleşen uzay ve havacılık alanındaki KKTC TEKNOFEST ile gelişmeye devam ediyoruz” dedi.

Bu hafta Avrupa Bakanı Doughty ile Birleşik Kralık Eski Başbakanı Boris Johnson ile özel bir görüşme gerçekleştirdim

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İngiltere’nin garantör bir ülke olduğuna ve Londra’da lobiciliğin önemine işaret ederek, “İngiltere’de Bakanlarla, Parlamenterlerle, belediye başkanlarıyla ve iş insanlarıyla görüşmeler yaptım. Halkımızı temsil ederek Kıbrıs Türk Halkının görüşlerini ve beklentilerini en proaktif şekilde ortaya koymaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz gün, Birleşik Krallık Avrupa ve Kuzey Amerika’dan Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty ile görüştüm. Ona Kıbrıs konusunda yeni işbirliği inisiyatifleriyle ilgili görüşlerimi paylaştım. Rum liderliği tarafından ortaya konan zihniyetin şimdi de insanlarımızı, yatırımcılarımızı, taşınmaz mal üzerinden tutuklama yaparak ekonomimizi hedef aldığını, böylesi bir ortamda iki Halk arasında güvenin nasıl oluşturulacağını sorguladım. İyi niyetle biz her zaman diyalogdan yana olduğumuzu ancak Rum liderliğinin katı bir tutum içerisinde olduğunu anlattım” dedi.

İngiltere eski Başbakanı Boris Johnson ile özel bir görüşme gerçekleştirdiğini de anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Türk asıllı olan Johnson’un büyük dedesinin rahmetli Ali Kemal olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Tatar, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Kenan Nafi’ye ve Konsey’in Yönetim Kuruluna, Sekizinci Kıbrıs Türk Kültür Festivali’ni organize ettikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Festivaller, Kıbrıs Türk halkının kültür, gelenekler, el sanatları, folklor ve müziğinin yanı sıra bir dayanışma göstergesi olması bizim için çok büyük önem taşımaktadır. Gençlerimizle gurur duyuyoruz” diyerek konuşmasını tamamladı.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda savaşların yarattığı insani yıkıma ve barışın önemine dikkat çekti.

Erhürman, özellikle sivillerin hedef olduğu saldırıların insanlık vicdanında kalıcı yaralar açtığını belirterek, savaşın sona erse bile bu acıların unutulmayacağını ifade etti.

Erhürman paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Bu savaş elbette bitecek ama mesela bir ilkokula yapılan saldırıda onlarca çocuğun öldürüldüğü o an, insanlığın ve uygarlığın vicdanında kanayan bir yara olarak hep kalacak.

Savaş değil barış, hukuk zemininde diyalog, diplomasi diyenler ‘romantikler’ olarak damgalanıyor.

‘Gerçekçiler’ durmadan, belirleyici olanın çıkar ve güç olduğunu anlatıyorlar herkese. Sanki ‘romantikler’ olarak adlandırdıkları bunu bilmiyormuş gibi.

Evet, gerçek, çıkar ve gücün belirleyici olduğu bir dünyada yaşadığımızdır! Bu, bugünün meselesi mi sanki? Yeni bir şey mi?

Savaş değil barış, hukuk zemininde diyalog ve diplomasi diyenler, bunun böyle olmadığını değil, insanlık ve uygarlık adına böyle olmaması gerektiğini söyleyenlerdir.

Onun için içeride, dışarıda kimse çıkara ve güce dair tespitleri anlatmasın bize. Biz onları biliyor ve tam da o sebeple, içeride de, dışarıda da çıkar ve gücün değil, hukukun belirleyici olduğu, sorunların savaşla, kavgayla değil, diyalog ve diplomasiyle çözüldüğü bir yaşamı savunuyoruz.

Özetle güç ve çıkar ilişkileri üzerinden şekillenen bir dünyanın değil, insanlığın ve uygarlığın tarafındayız.”

 

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, elektrik tarifelerine zam yapılıp yapılmayacağına ilişkin Haber Kıbrıs muhabiri Bahadır Ayna’ya konuştu. Uzun, yakıt maliyetlerindeki artış nedeniyle kurumda değerlendirmelerin sürdüğünü söyledi.

Elektriğe zam olup olmayacağı yönündeki soruya yanıt veren Uzun, şu aşamada kesin bir kararın bulunmadığını belirterek çalışmaların devam ettiğini ifade etti.

“Şu anda maliyetleri görüyoruz. Bir nevi hasar tespiti yapıyoruz. Piyasa çok hareketli. Özellikle fuel-oil fiyatlarında ciddi bir artış var. Bunları değerlendiriyoruz” diyen Uzun, henüz net bir tablo ortaya çıkmadığını söyledi.

Yakıt giderlerinin yeniden hesaplandığını kaydeden Uzun, kurumun mali yapısının yasal düzenlemelerle belirlendiğini hatırlattı.

“Yasa gereği kurum ne kar edebilir ne de zarar edebilir. Tarifeler iki ayda bir gözden geçirilir ve bu dönem de ay sonuna denk geliyor” diyen Uzun, bu nedenle maliyet hesaplarının dikkatle yapıldığını belirtti.

Uzun, ortaya çıkabilecek maliyet farkının Maliye Bakanlığı tarafından karşılanmasının da ihtimaller arasında bulunduğunu söyledi.

“Maliye Bakanlığı kurumun zarar hesabını yapar ve isterse oluşan açığı kapatabilir” diyen Uzun, bu aşamada kesin bir değerlendirme yapmanın erken olduğunu ifade etti.

Çalışmaların sürdüğünü belirten Uzun, “1-2 gün içinde tablo daha net ortaya çıkacak” dedi.

Öte yandan Uzun, maliyetlerde yalnızca yakıtın değil altyapı giderlerinin de etkili olduğunu vurgulayarak, son dönemde bakır gibi altyapı malzemelerinin fiyatlarında da ciddi artış yaşandığını söyledi.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Başbakan Üstel, 35 gündür devam eden grevin yapılan görüşmeler ve varılan protokol sonucunda sona erdiğini açıkladı.

Üstel, hükümetin görevlendirdiği Çalışma Bakanı Hasipoğlu’nun hem işveren hem de çalışanlar ve sendika ile yürüttüğü görüşmeler sonucunda tarafların uzlaşmaya vardığını belirtti.

Üstel, “Bu akşam mutluluğumuzu paylaşmak için çalışanlar, sendika, işveren ve bölge belediye başkanı ile bir araya geldik. 35 gündür devam eden grev, bugün çalışma bakanımızın huzurunda işveren ve sendika başkanının imzaladığı protokolle sona erdi” dedi.

Grev süresince fabrikada çalışan 40 işçinin üretime ara verdiğini ifade eden Üstel, imzalanan protokolün ardından çalışanların yarın itibarıyla yeniden işbaşı yapacağını söyledi.

Fabrikanın ülke ekonomisine önemli katkı sağladığını vurgulayan Üstel, üretimin durmasının ekonomik kayıplara yol açtığını kaydetti. Pandemi döneminde üretimin öneminin bir kez daha görüldüğünü belirten Üstel, hükümet olarak üretimi desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.

Başbakan Üstel ayrıca, Ektam işçilerine destek olmak amacıyla sosyal sigorta prim desteği verileceğini açıkladı. İç piyasayı güçlendirmek için bu tür desteklerin süreceğini belirten Üstel, 35 gündür kapalı olan fabrikanın kapılarının yeniden açıldığını söyledi.

Çalışanların üretimde kaybedilen zamanı telafi etmek için yoğun şekilde çalışacaklarına dair söz verdiklerini dile getiren Üstel, grevin sona ermesinde emeği geçen tüm taraflara teşekkür etti.

Üstel, “Üreten kesimi desteklemeye devam edeceğiz. Benzer sorunların yaşanmamasını diliyorum. Eğer yaşanırsa hükümet olarak gerekli adımları atarak sorunların çözümü için devreye gireceğiz” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Trending

Reklam