Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Gazimağusa’da arıtılan atık su ile hayvan yemi üretiliyor

Published

on

Ülkede sadece bu yıl hayvan yemi ithalatı için 50 milyon TL harcanırken Gazimağusa’da, atık suların arıtılmasıyla iki yıldır hayvanlar için yem bitkisi üretiliyor.

Gazimağusa Atık Su Arıtma Tesisi’nde arıtılan suyun, hayvancıların ihtiyacı olan kaba yemin yetiştirilmesinde kullanılmasıyla, maliyetlerin aşağıya çekilmesi hedefleniyor.

Günde 6 bin ton atık suyun arıtıldığı tesisten çıkan arıtılmış su, hayvan yemi amaçlı mısır üretiminde kullanılıyor.

Gazimağusa Belediyesi, arıtılmış atık suyun daha çok üreticiye ulaştırılması ve daha çok üretim yapılması için gayret gösteriyor.

-Uluçay: “Geçen yıl 80 dönüm, bu yıl 150 dönüm”

Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, TAK’a Gazimağusa Atık Su Arıtma Tesisi ile ilgili bilgi verdi.

Uluçay, Gazimağusa’nın Lefkoşa’nın ardından ülkede ikinci en büyük arıtma tesisine sahip olduğunu ve atık su arıtma tesisinden çıkan suyla 2023’te 80 dönüm, 2024’te de 150 dönüm mısır üretimi yapıldığını belirtti.

-“Çamurun gübreye dönüştürülmesi gündemde”

Atık su arıtma tesisin iyileştirilmesi için çalışma başlattıklarını, destek için Avrupa Birliği’ne başvurduklarını kaydeden Uluçay, iyileştirme çalışmaları içerisinde esas olanın, arıtma esnasında çıkan çamurun gübreye dönüştürülmesi olduğunu söyledi.

Süleyman Uluçay, “Hedefimiz çıkan suyun kalitesini arttırmak, çamuru gübreye çevirmek, çıkan suyun daha fazla üretici tarafından kullanılmasını sağlamak ve suyu göle vermek yerine üretimde kullandırmaktır” dedi.

Güzelyurt Belediyesi ile Güzelyurt ve Gazimağusa’daki arıtma tesislerinin işletmesini tek çatı altında, özel bir kuruma bağlamak için anlaştıklarını ifade eden Uluçay, iki tesisin elektrik maliyetini düşürme düşüncesiyle güneş enerjisinden faydalanması için de proje geliştirildiğini ve maliyetin karşılanması amacıyla Avrupa Birliği’ne başvurulduğunu kaydetti.

-Aypar

Gazimağusa Belediyesi Kanalizasyon Biriminden Atila Aypar da, Gazimağusa Atık Su Arıtma Tesisi’nde günde 6 bin ton atık su arıtıldığını, arıtılan suyun gölete yönlendirildiğini, bir kısmının da doğrudan mısır üretimi için kullandırıldığını belirtti. Aypar, hayvan yemi üretimi için göletten su çeken üreticiler de bulunduğunu kaydetti.

2023 ile 2024’te dönüm başı alınan verim konusunda ise Aypar, su kalitesinde 2023’e göre 2024’te bir gerileme yaşandığını, bunun sudaki tuzluluğun artmasından kaynaklandığını ve nedenini araştırmakta olduklarını ifade etti.

Aypar, 2023’te sudaki tuz oranının 1000 miligram/litrenin altında olduğunu 2024’te ise bu oranın 2000 miligram/litreye çıktığını belirtti.

Gazimağusa’nın alansal olarak yüzde 55’inin kanalizasyon şebekesine bağlı olduğunu kaydeden Aypar, Türkiye’den su gelmeden önce arıtmadan çıkan suyun tuzluluğunun çok daha yüksek olduğunu, gelen suyun tuzluluğunun çok düşük olması nedeniyle atık suda da tuz oranının düştüğünü kaydetti.

-Gazioğlu

Arıtılmış suyla mısır üreten Yılmaz Gazioğlu, 2023’te verimin iyi olduğunu, dönüm başına 9 ton (toplamda 720 ton) verim aldığını, ancak ikinci yıl verimin dönüm başına 4.5 tona düştüğünü belirtti.

Gazioğlu’na göre verim farkı, su kalitesindeki düşüşten kaynaklanıyor.

Gazioğlu, 2023’te suyun tuzluluğunun 1000-1200 miligram/litre olduğunu, ancak bu oranın bu yıl 4000-4500 miligram/litreye çıktığını ifade etti.

Mısır ektiği ilk yılın veriminden çok memnun olduğunu ancak ikinci yılda verimin çok düşmesinden dolayı mısır ekimine devam edip etmeyeceğine henüz karar vermediğini belirten Gazioğlu, “Su kalitesi iyi (tuzluluk oranı düşük) olunca verim de çok iyi oluyor. Tuzluluk oranı yüksek olursa ekmeye değmiyor” dedi.

-Uluçam

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Erkut Uluçam ise, evsel atık suların hayvancılıkta ihtiyaç duyulan kaliteli kaba yemin üretilmesi için değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu belirtti.

2024’te kuraklık nedeniyle, ülkeye, milyonlarca lira tutarında saman ve mısır silajı ithal edildiğini belirten Uluçam, “Navlun hariç, satın alma bedeli olarak 25 milyon TL ödenerek 25 bin ton saman, 23 milyon TL ödenerek 12 bin ton mısır silajı getirildi. İhtiyaç duyulan kaba yem atık su ile üretilebilirse, nerdeyse ithalata 50 milyon TL ödemek zorunda kalmayız” dedi.

Kaba yem üretiminde kullanılan atık suyun haftalık olarak analiz yapılması gerektiğini ifade eden Uluçam, “Bu atık suları kullanarak hayvancının ihtiyacı olan kaba yemi yetiştirip maliyetleri aşağıya çekebiliriz.” diye konuştu.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda CTP Gazimağusa Milletvekili Şifa Çolakoğlu, “Turizm Sezonu Açılırken Müze ve Ören Yerlerinin Durumu” başlıklı güncel konuşma yaptı.

Çolakoğlu, konuşmasında turizm sektörünün yaşadığı zorlukların yanı sıra ülkeye turist çekme ve turizm gelirlerini artırma yollarının da ele alınması gerektiğini belirtti. Çolakoğlu, bu dönemde sektörün geliştirilmesine yönelik daha kapsamlı politikalar üretilmesinin önemine dikkat çekti.

Eski Eserler Dairesi’nin mevcut durumuna da değinen Çolakoğlu, kurumun yıllar öncesine dayanan bir yapı ile hizmet vermeye çalıştığını kaydederek, yapısal eksikliklerin giderilmesi gerektiğini ifade etti.

Çolakoğlu, müze ve ören yerlerinin mevcut durumuna dikkat çekerek, birçok tarihi alanın kapalı olması nedeniyle vatandaşların özellikle hafta sonları bu alanları ziyaret edemediğini söyledi. Çolakoğlu, söz konusu yerlerin çevre temizliği konusunda da ciddi şikâyetler aldıklarını ifade etti.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, CTP Gazimağusa Milletvekili Şifa Çolakoğlu’nun “Turizm Sezonu Açılırken Müze ve Ören Yerlerinin Durumu” konulu güncel konuşmasına yanıt verdi.

Müzeler için ciddi sayıda istihdama ihtiyaç duyulduğunu belirterek, mevcut yapının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ataoğlu, müzelerin özelleştirilmesi ve çağdaş müzecilik anlayışının hayata geçirilmesine yönelik bir formül üzerinde çalışıldığını söyledi.

Görev süreleri boyunca yeni müzelerin açıldığını ve bazı mevcut müzelerde restorasyon çalışmalarının tamamlandığını aktaran Ataoğlu, İskele Arkeoloji Müzesi’nin kendi dönemlerinde hizmete açıldığını hatırlattı.

Girne’de kamu-özel iş birliğiyle hayata geçirilen Güzel Sanatlar Müzesi’nin (Girne) önemli bir proje olduğunu belirten Ataoğlu, ayrıca Güzelyurt Tren İstasyonu’nun da yeniden düzenlenerek turizme kazandırıldığını söyledi. Ataoğlu, tren istasyonunun karşısındaki alanla ilgili de çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Ören yerlerindeki çevre kirliliği eleştirilerine de yanıt veren Ataoğlu, bu alanlar için Maliye Bakanlığı tarafından yeterli bütçe ayrılamadığını, bu nedenle belediyelerle iş birliği içinde sorunları çözmeye çalıştıklarını kaydetti.

2016–2019 yılları arasında yürütülen hibe programlarına da değinen Ataoğlu, yıkılma tehlikesi bulunan bazı alanların turizme kazandırıldığını belirtti. Son dönemde açılanlar dahil toplam 23 müze için ilk etap çalışmalarının tamamlandığını ifade eden Ataoğlu, özelleştirme komitesinin toplandığını, şartnamelerin hazırlandığını ve sürecin Merkezi İhale Komisyonu aşamasına gelmek üzere olduğunu açıkladı.

 

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Redif Ekinci, Damla Dabis’in Kanal T’de hazırlayıp sunduğu programa katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Meclis dışında geçen süreçte yaşanan yolsuzluk, rüşvet ve sahte diploma skandallarına dikkat çeken Ekinci, toplumda ciddi bir güvensizlik oluştuğunu söyledi.
Saha çalışmalarında TDP’ye yönelik güçlü bir beklenti ve özlem gözlemlediklerini belirten Ekinci, siyasetin yeniden güven ve liyakat temeli üzerine kurulması gerektiğini vurguladı.
“Temel sorun: yönetim ve vizyon”
Ülkedeki ekonomik ve yapısal sorunların temelinde yönetim zafiyeti olduğunu ifade eden Ekinci, mevcut anlayışın toplumsal refah yerine dar çıkar ilişkileri üzerinden şekillendiğini söyledi.
Ekinci, ülkenin en basit krizlere dahi hazırlıksız yakalandığını belirterek, bunun temelinde vizyon eksikliğinin yattığını ifade etti.
“İlk adım: nüfus sayımı ve yolsuzlukla mücadele”
Çözüm için atılması gereken adımları da sıralayan Ekinci, veri odaklı siyaset için nüfus sayımının zorunlu olduğunu belirtti.
Yolsuzlukla mücadele edilmeden hiçbir reformun başarıya ulaşamayacağını ifade eden Ekinci, “Bu topluma yaşatılanların hesabı sorulacak” dedi.
“Sorun emekçiler değil, yönetimdir”
Hayat pahalılığı tartışmalarına da değinen Ekinci, kamu ve özel sektör çalışanlarının karşı karşıya getirilmesini eleştirdi.
“Bu bir emekçi sorunu değil, yönetim sorunudur” diyen Ekinci, mevcut hükümetin meşruiyetini kaybettiğini savundu.
“Basın muhatap bulamadı”
Göreve gelişinin ilk haftasında yaşanan gelişmelere de değinen Ekinci, sürecin yalnızca ifade özgürlüğü ekseninde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Süreçte en büyük sorunlardan birinin kurumsal muhatap eksikliği olduğunu vurgulayan Ekinci, basın emekçilerinin kiminle iletişime geçeceğini bilmediğini söyledi.
Devletin üst kademelerinde dahi koordinasyon eksikliği yaşandığını ifade etti.
“Bu bir demokrasi suikastıdır”
Yaşananları daha geniş bir çerçevede değerlendiren Ekinci, sürecin organize bir müdahale olduğunu savundu.
“Bunu yapanlar bu ülkenin dinamiklerini çok iyi biliyor. Bu bir demokrasi suikastıdır” diyen Ekinci, olayın bilinçli şekilde kurgulandığını ifade etti.


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu’nu değerlendirdi.
Erhürman, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Çözüm irademiz de, aşamalı yaklaşımımız da, metodolojimiz de herkes tarafından anlaşılıyor. Kabul noktasında kimsenin adına konuşmaya yetkili değilim elbette” ifadelerini kullandı.
Erhürman’ın paylaşımı şu şekilde:
“Antalya Diplomasi Forumu sonrasında yurttaşlarımızdan tebrikler, öneriler, eleştiriler geldi. Forum kapsamında yapılan görüşmeler ile ilgili daha ayrıntılı bir değerlendirme yapacağım elbette. Şimdilik, yalnızca bir girizgah…
Cumhurbaşkanı olarak yurttaşlarımızın, herhangi bir baskı ve endişe hissetmeksizin Cumhurbaşkanlığı makamına yalnızca tebriklerini değil, eleştirilerini de özgürce iletmeleri benim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı.
Üslup? Her yurttaş kendi üslubunu dilediği gibi belirler. Üslubun değerlendirilmesi benim işim değil. O, hedef kirlenin yapacağı bir iş. Benim görevim, üslup ne olursa olsun içeriği değerlendirmeye, beklentiyi, onun toplumsal tabanını, sosyolojik ve sosyo-kültürel arka planını anlamaya çalışmak.
Seçimden önce ne söylediysek, aynı çizgide devam ediyoruz. Çözüm irademiz de, aşamalı yaklaşımımız da, metodolojimiz de herkes tarafından anlaşılıyor. Kabul noktasında kimsenin adına konuşmaya yetkili değilim elbette.
Yine seçimden önce hep söylediğim gibi, sabır, soğukkanlılık, ciddiyet ve kararlılık… Bu ilkelerin bizi altı ay kadar önce başladığımız noktadan çok daha ileri bir noktaya taşıdığını görüyor ve biliyorum.
Daha da hızlanarak devam ediyoruz. Hep birlikte…”


Devamını Oku

Trending

Reklam