Kıbrıs
Milletvekili ve üretici kimliğiyle Kıbrıslı Türk tarihine geçen 90 yaşındaki Ayla Halit TAK’a konuştu: “Her zorluğun üstesinden evlatlarım için geldim”
Published
1 yıl önceon
By
admin
Kıbrıslı Türklerin ilk kadın milletvekillerinden 90 yaşındaki Ayla Halit Öneren, özellikle üretimde ve siyasette geçirdiği yılları birkaç kelimeyle özetleyerek, “Çok çalıştım, mücadeleden korkmadım. Her zorluğun üstesinden evlatlarım için geldim” dedi.
Hayat arkadaşı Halit Kazım’ı trafik kazasında kaybeden, 30’una basmadan 4 çocuğuyla yalnız kalan ve bir anda kendini hem dönümlerce araziye yayılan çiftlik işlerinin, hem de siyasetin ortasında bulan Ayla Halit, milletvekili de olan eşinin ölümüyle boşalan sandalyeyi doldurmak üzere ara seçim yapılmaksızın Temsilciler Meclisi’ne gönderilmesini “Seçimle değil tayinle milletvekili oldum. Kimse de buna itiraz etmedi” diyerek anlattı.
Ayla Halit, Larnaka’da geçen çocukluğunu, hukuk okumak isterken evlendirilişini, eşi Halit Kazım’ın kaybını, Temsilciler Meclisi’nde milletvekili oluşunu, Baf’tan Yeşilova’ya, Yeşilova’dan da Güzelyurt’a göçüyle yaşadıklarını Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) ile paylaştı.
-“İnsanlara her yönden yardımcı olmaya çalıştım”
Kendi yöresinde Kıbrıs Türk halkı için elinden geleni yaptığını söyleyen Halit, “İnsanlara her yönden yardımcı olmaya çalıştım. Bunu da karşılık beklemeden yaptım” dedi.
Tüm zorluklara rağmen 2’si hekim, 2’si mühendis olmak üzere 4 çocuk yetiştiren Ayla Halit, evlat sevgisinin bambaşka olduğunu söyledi.
Halit, “Hep dua ederdim; ‘Allah’ım beni dosta düşmana karşı mahcup etme, bu çocukları büyüteyim, insan içine çıksınlar, sevilip sayılsınlar, başka bir şey istemem’ diye. Çok şükür Allah yardım etti…” dedi.
– Larnaka’da büyüdü
Evlenmeden önceki ismiyle Ayla Müderrisoğlu, Larnakalı Mehmet Zeki ile Limasollu Nezihe Hanımın ilk çocuğu olarak 1934’te Larnaka’da dünyaya geldi. Çok eskiden okul olarak kullanılan Larnaka’daki o evde geçirdiği çocukluğunu ise hiç unutmadı.
“Bir kapısı denize, bir kapısı mahalleye açılan kocaman bir evimiz vardı. Çocukluğumuz güzel geçti. Annemle babam çok muhabbetliydi. Birbirleriyle isimleriyle hitap etmezlerdi, ‘Canım’ aşağı, ‘canım’ yukarı. Babam Dr. Küçük’ün kardeşi Ahmet Efendiyle Türkiye’ye ve Arap ülkelerine canlı hayvan satardı. Kumaş dükkanı da vardı. Annem dükkandaki kumaşlardan çok güzel elbiseler dikerdi bana.”
– Üniversite yerine Baf’a gelin gitti.. “Kısmetti, yazıydı, çekeceğim vardı…”
İlkokula Larnaka’da başlayan Ayla Halit, Amerikan Akademi’ye devam etti. Her sene sınıf birincisi gelen, parlak bir öğrenci olan Ayla Halit’in en büyük hayali hukuk okumaktı ancak 17 yaşında Halit Kazım’la evlendirildi.
“Zamansız evlendim. 18 yaşına basmamıştım diye nikâhta babam kefil oldu bana” diyen Ayla Halit, üniversiteye gitme hayal kurarken Baf’a gelin olarak gitti. “Baf’ta amcam vardı, Eyüp Efendi. Onun yetiştirdiği Orhan Şevket’le arkadaştı benim rahmetlik. Beraber geldiler bize. Saçları ağarmış bir adam, evli barklı biri sandım ben onu. Yemek yedik birlikte. Bilsem karşılarına çıkmazdım. Orhan Bey’e kızı Engin’in hangi üniversiteye gideceğini sordum. ‘Kızlar çok okuma istemez Ayla’ dedi. Ben de hukuk okuyacağımı söyledim. Baf’a dönerken, ‘Kız bize okuyacağını işittirdi, bu iş olmaz Orhan’ demiş. Annem bir hafta sonra söyledi bana görücü geldiklerini. ‘Okuyacağım’ dedim, rahmetlik babam tutturdu, ‘Kalbime sızı gelir, öleceğim, hepiniz ortada kalacaksınız’ diye. Dedem (Mehmet Zihni) başını yere soktu, hiçbir şey söylemedi. Çok canım sıkıldı ama kısmetti, yazıydı, çekeceğim vardı…”
– 72 yıllık Beyrut koltukları
Ayla Halit, Larnaka’daki iki günlük nikâh töreninde bir gün mavi, ertesi gün de pembe elbise giydiğini dün gibi hatırlıyor. 11 ay sonra da Baf’ta düğünü yapılan Ayla Halit, eşinin Baf’ta yaptığı villa gibi bir evde 1953’te evlenmiş. Ayla Halit, 72 yıl önce evlenirken aldığı Beyrut koltuklarını hala kullanmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyor. “Böyle eşya kimsede yoktu..”
– “Halit Kazım kimin ihtiyacı olsa yardıma koşan bir adamdı”
Eşinin evlenir evlenmez çocuk istediğini, arka arkaya 3 oğulları bir de kızları olduğunu söyleyen Ayla Halit, kimin ihtiyacı olsa yanına koşan eşinin Baf’ın Türk belediye başkanı oluşunu “Rum-Türk belediyeler ayrıldıydı. Baflılar ısrar etti belediye başkanı olsun diye. Oldu. Kimin bir şeye ihtiyacı olsa koşardı rahmetlik. Kim para istese yardım da ederdi” sözleriyle anımsadı. Ayla Halit, eli açık bir insan olan eşinin öldüğünde 18 bin Kıbrıs Lirası alacağı olduğunu da unutmamış.
Ayla Halit, Baf’ın Rum semtinde yaşadıklarını, eşi Halit Kazım’ın hayvancılık ve tarım işlerini köyü Yeşilova’da (Mandirga) yaptığını ve çok yoğun çalıştığını söyledi. “Sabah sabah evden çıkar işçilerin yanına giderdi. Yaz-kış işçi çalıştırırdık yanımızda. Beş yüz baş davarımız vardı. Yer fıstığı, fasulye, arpa, buğday ekerdik. Köydeki işleri bitirince kasabaya, kendi ofisine gelir, belediyenin işlerini buradan yapardı. Şikâyeti olanlar bazen eve de gelirdi”
4-5 yıl belediye başkanlığı yapan, 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda da Temsilciler Meclisi’ne seçilen Baf Milletvekili Halit Kazım, 1963’te Avukat Altay Aziz’in arabasıyla Lefkoşa’daki komite toplantısına giderken trafik kazası geçirerek 42 yaşında hayatını kaybetti. Ayla Halit, 29 yaşında 4 çocukla yalnız kaldı.
Kazadan haberi olan pek çok yakını o gün eve gelmiş ancak kimse bir şey söyleyememiş. Boğazı ağrıdığı için verilen ilacın bile sakinleştirici olduğunu düşünen Ayla Halit, ‘Ne var, ne oluyor?’ derken kazayı öğrenmiş ve yıkılmış. “Genç, sağlıklı bir insanın ölüm haberini vermek de almak da çok zor… Köyü Mandirga’ya gömdük rahmetliği. Cenazesi çok kalabalık oldu. Türk, Rum, herkes katıldı, yollar insanları sığmadı.”
– Babasızlığın acısı
Ayla Halit, eşinin kaybıyla annesiyle birlikte destek için yanına taşınan babasıyla çocuklarının benzeyen kaderi paylaştığını düşünüyor. “Dedem müderristi. Hicazda koleraya yakalanıp ölmüş, orada gömülmüştü. Babam da babasız büyüdü. Bunun acısını çok iyi bilirdi. O yüzden çok destek oldu bize.”
Eşinin yasını tuttuğu o günlerde nasıl toparlandığını ise şu sözlerle anlatıyor Ayla Halit:
“Halit, annesinin yardımcısının rüyasına gelmiş, ‘Ayla’ya söyleyin uyku ilacı içip yanıma gelsin’ demiş”. Rüyayı dinleyince toparladım kendimi. ‘Ben ölürsem bu çocuklara kim bakacak?’ dedim. En küçüğü 3, en büyüğü 9-10 yaşlarındaydı. Bir süre sonra malı kim idare edecek davası çıktı. Dedikodular başladı. Yani düşmanlarım vesile oldu toparlanmama diyebilirim. Oturup ağlamak çare değildi yani. ‘Kalk Ayla, al ambarların anahtarlarını git köye’ dedim. Babamı da alıp Mandirga’ya gittim. İşçiler durdu, ambarların kapıları kapandı. Tereke kurulana kadar para çekemedim. Babam yardım etti bana, işçileri öyle ödeyebildim”
O güne kadar belirli çevrede yaşadığını, ne köy işlerini, ne hellim yapmayı bildiğine vurgu yapan Ayla Halit, kendini bir anda çiftçi buluşunu “Bir anda bütün işin başına ben geçtim. Sarhoş gibi hissederdim ama mecbur hepsini öğrendik… Fıstık, fasulye, arpa-buğday ne zaman ekilir, tarla ne zaman, kaç defa sürülür? Yapacak çok da iş vardı” sözleriyle anlatıyor.
– Yine bir rüya ve milletvekilliği dönemi…
Eşinin kaybından sonra Baf seçim bölgesinden Temsilciler Meclisi’ne girmesine yine bir rüya vesile olmuş.
“Yine rüyamda gördüm rahmetliği. Etrafında teşkilatın adamları vardı. Ertesi gün Denktaş Bey’in adamları gelip ‘Milletvekilliğini kabul eder misin?’ diye sordu. Meclis’te anlaşmazlık vardı, ‘Seçime gitmeyelim’ dendi, belliydi bir şeyler olacağı. Kabul ettim.”
Temsilciler Meclisi’nin ilk kadın milletvekili olan Ayla Halit’in yemin töreni 26 Ekim 1963 tarihli Akın Gazetesi’nde “Temsilciler Meclisi’nin ilk kadın üyesi Ayla Halit Kâzım dünkü oturumda ant içti” diye verildi.
“Meclis Başkanı Glafkos Klerides, Başkan Vekili de amcamın oğlu Dr. Orhan Müderrisoğlu’ydu. Klerides’in huzurunda yemin ettim. Seçimle değil, tayinle milletvekili oldum, kimse de itiraz etmedi. 2-3 defa anca gidebildim Meclis’e, olaylar çıkınca Meclis işi bitti ama Denktaş Bey Türkiye’den döndükten sonra bizi yine toplantılara çağırırdı. Bir defasında köye de geldi, konuşma yapmak istedi, onun partisinden olmayan köylüler Denktaş Bey’in konuşması dinlenmesin diye traktörleri çalıştırdıydı.”
– Baf’tan Yeşilova’ya göç
Olayların başlamasıyla Baf’ın Rum semtindeki evlerinden ayrılarak Yeşilova’ya Ayla Halit ve ailesi, kapatıp kaçtıkları evlerinin talan edilmesiyle bir süre sonra tüm eşyalarını köye götürmüş.
“Çocuklarla köydeki ambarlardan birine yerleştik. Rumlar, inşaat, mevzi yapmasınlar diye Türklerin çimento almasına izin vermezdi. Bu süreç geçene kadar ambar ambar dolaştık, hangi ambar boşsa orda kaldık. Köyde bakkaliyemiz de vardı. Çok çalıştım köyde. Rumlara da çok iş yaptım.”
Çalışkanlığı ve topraktaki başarısı nedeniyle kendisine “hanım ağa” denmesini kabul etmedi. İngilizce bildiği için Birleşmiş Milletler askerleri ve komutanların sürekli iletişime geçtiği Ayla Halit, bu ilişkiyi fırsata döndürüp, bölge halkının ihtiyaçlarının giderilmesinde kullanmış…
“Lisan bilen kimse yoktu. BM askerleriyle iyi anlaşırdım, davamızı, zorluklarımızı da anlatırdım. Zor durumda olan köylere Barış Gücü ile yiyecek yolladık. BM askerleri gizli gizli bademliğe gelirdi, ben erzakları arabama yükler, götürürdüm. Mazot, gaz yağı, yiyecek. Aklınıza ne gelirse…”
– Kendi bölgesinde çok insana hizmeti geçti
Ayla Halit’in, imkansızlıkların hakim olduğu bölgede birçok insana yardım elini uzatmış o günlerde.
“Kimin derdi varsa bana gelirdi. Sancılanan kadınlar bile beni isterdi. Ebeyi ben götürürdüm doğuma… Kendi bölgemde çok insana hizmetim geçti. Onların da duaları bana geçti ki çocuklarımı yetiştirdim. Başka hiçbir isteğim yoktu. Allah’a hep dua ederdim ‘Dosta düşmana karşı beni mahcup etme. Bu çocukları büyüteyim, insan içine çıksınlar, sevilip sayılsınlar’ diye. Çok şükür Allah bana yardım etti.
Oğlanlardan ikisini İstanbul’daki Kadıköy Maarif Koleji’ne yolladım. Zeki (İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Zeki Öngen) İstanbul’da tıbbiyeye gitti, Kazım (Öngen) ve Halit (Doğan Halit Yalkı) İngiltere’de makine mühendisliği okudu. Kızım Nezihe’yi (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezihe Kavas) de Zeki’nin yanına yolladım. O da tıbbiyede okudu. Ben okutmadım. Onlar okudu…”
– “Öldürüleceğim diye değil de namusuma dokunurlarsa diye korktum”
Ayla Halit, Yeşilova’da Rumlar tarafından uğradıkları saldırıyı, verdikleri şehitleri, iki kez esir edilişini, köylüleri için yaptığı girişimleri de hiç unutmamış.
“Genç mücahitleri aldılar götürdüler. Kadınlar ağlar. Nerededirler bilen yok. Yaşlı erkekleri de sinemaya kapadılar. İki yazı yazdım, biri Barış Gücü’ne, biri de Denktaş Bey’e hitaben. BM askerleri köyde devriye gezerken arabadan içeri, BM askerinin kucağına attım yazıyı, durmadılar. Gece Yunan komutan geldi. ‘Evi gezeceğiz’ dedi. Zaten yoklama yapmışlardı. Bir daha gezdiler. Ertesi sabah da gelip beni esir aldılar. Yeni evli bir çiftin evinde 15 günden fazla tutuldum. Rum askeri beklerdi kapıda. Annem gelir pencereden yemek uzatırdı ama hiç konuşamazdık. Öldürüleceğim diye değil de namusuma dokunurlarsa diye korktum. Oğlum Zeki de tatile gelmişti, o da esir düştü. Çok dayak yedi. 20’den fazla şehit verdik. Beni trollinin (römork) arkasına koyup götürdüler öldürülenlerin mezarlığa.”
– BBC muhabirlerine rehberlik etti
Ayla Halit, köye gizli gizli giren BBC muhabirlerine nasıl rehberlik ettiğini de gururla anlattı.
“Rumlar bizim evin damında, biz de evde esirdik. Bakkaldan bir şeyler istediler, izin alıp çıktım. İki BBC muhabiri buldu beni yolda. Rum polisi uyurken gizlice köye girmişler, durumu öğrenmek istediler. Sinemaya götürdüm onları, esirleri tehdit edip tavanı nasıl kurşunladıklarını gösterdim. Şehitlerin mezarını da görmek istediler. Gittik. Tesadüfen aileler orada ağlardı. Onların da fotoğrafını çektiler. Askerler bizi evin damından gördü. Muhabirler korktu, ‘Çabuk bizi köyden çıkar’ dediler. Önlü arkalı sürdük köyün dışına, ben çekildim kenara, uçar vaziyette kaçtılar. Bizi takip eden Rum askerleri arabadan inmemi istedi, inmedim, bastım gaza eve gittim.
Yunan komutan arkamdan geldi, ‘Biz seni serbest bıraktık ama sen aleyhimize yayın yaptın’ dedi. ‘Ne yaptıysanız onu söyledim’ dedim ben de. Bu tarafa geçtiğimde rahmetlik İrfan Nadir’le Safiye Nadir evime gelip bana BBC’deki bu yayın için teşekkür etti. Türkler lehine yapılan tek program bu olmuş..”
– “Kazanamayacağımı bilerek girdim seçime”
Olay yatıştığında ve yeniden seçime gidildiğinde bağımsız milletvekili adayı olduğunu söyleyen Ayla Halit o günlerden ise şöyle söz etti:
“Gözü kara bir insandım. ‘Yapamam’ diye bir şey yoktu. Bir işi üstlendim mi ille bitirecektim. Adaylığı da inat üzerine koydum. Haber yolladılar bana katılmayım diye. Dinlemedim. Aydın’a (Ayyanni) gittiğim gün Dr. Fazıl Küçük de Kazım Ahmet Raşit’in propagandasını yapardı. Kahvede buluştuk. Beni de dinlediler. Konuşmamı beğenirlerdi ama verilmiş sözler varmış! Kazanamayacağımı bilerek girdim yani seçime.”
– “Her şeyi geride bıraktık. Bazen ‘Keşke gelmeseydim’ derim”
1974’te Yeşilova’dan ayrılarak Güzelyurt’a yerleşen Ayla Halit, her Kıbrıslı gibi göçün etkilerini hissetmiş.
“Bu tarafa ilk geçtiğimde çarşıdan soğan, kuru fasulye alamazdım. Bunları hepsini ben yetiştirirken satın almak zoruma giderdi. Davar gördüğümde, sütlü inek gördüğümde içim cız ederdi. Zahireleri verdim. Ödenmeden geldik. Beş kuruş paramız yoktu iş çevirmek için. Rum tarafındaki Zahire Müdürü, paramı Türk bankasına yatırdı da ben o parayla işe başlayabildim bu tarafa. Vermeyebilirdi… Malımızın karşılığını alamadık ve bu beni çok üzdü. İskan’ın eşiğini eskittim gide gele. Bizim topraklar başkaydı. Kıtlık da çekmedik, ürünümüzü satmak için zorluk da çekmedik. Rumlar mücahitlerden izin alır, köye gelir soğan, fıstık, fasulye, susam, hellim ne isterlerse kamyonlarına yükler alır götürürdü. Burada bir portakalı dahi satamıyoruz. Her şeyimizi geride bıraktık. Bazen ‘Keşke gelmeseydim’ derim. Çocuklarımı düşünüp geçtim bu tarafa hepsi yurt dışındaydı.”
– “Hep yorgundum ama her işi severek yapardım”
Tüm ömrü mücadeleyle geçen Ayla Halit, şimdilerde çok sıkılıyor.
“İnsan gençken çalışır, uğraşır, didinir, ‘emeklikte dinleneceğim, gezeceğim’ der. Bir hastalık, bir şey verir Allah, hiçbir şey yapamazsınız. Dönüp geçmişse bakarsanız ve dersiniz ki ‘Hayatım nasıl geçti?’ Benimki hep mücadeleyle geçti. Hep yorgundum ama her işi severek yaptım. Şimdi de oturmaktan sıkılırım. Oturmak bana göre değil, yaşlılığın cezasını çekerim…”
– “Mandirga’ya okunmuş su ve çiçek yollarım”
Ayla Halit, Güney Kıbrıs’ta kalan eşi Halit Kazım’ın mezarını sağlık sorunları nedeniyle ziyarete gidemese de çocuklarıyla okunmuş su ve çiçek gönderiyor.
“Acı zamanla azalır ama insan hep geçmişi hatırlar. Gece uykularım kaçar. Hep eskileri düşünürüm. Eski hayatımı özlerim. Larnaka’yı, Baf’ı, Mandirga’yı özlerim. Rahmetliği de hep rüyalarımda görürüm. Gençlik haliyle, giyinmiş, kuşanmış gelir gözümün önünde. Hep aynı lafları söyler, sitem ederim; Neredeydi, neden beni bırakıp gitti? Mezarına sürekli gidemem ama suya okurum. Okunmuş suyla çiçek yollarım ona.”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Kıbrıs
ATATÜRK Mesleki Eğitim Merkezi İçin Destek Çağrısı: “Geleceğe Açılan Kapıyı Birlikte Tamamlayalım”
Published
1 ay önceon
Haziran 19, 2026By
izzet kilic
İskele Esnaf ve Zanaatkârlar Birliği Başkanı Serkan Kırmızı, yapımı devam eden ATATÜRK Mesleki Eğitim Merkezi’nde çalışmaların önemli bir aşamaya ulaştığını belirterek, projeye destek çağrısında bulundu.
Kırmızı, merkezin ikinci katında tuğla örme çalışmalarının sürdüğünü ve eğitim merkezinin her geçen gün tamamlanmaya biraz daha yaklaştığını ifade etti. Bugüne kadar projeye katkı koyan gönüllülere, hayırseverlere ve destek veren kişi ile kuruluşlara teşekkür eden Kırmızı, inşaatın kesintisiz devam edebilmesi için yeni desteklere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
“Bu Proje Gençlerin Geleceğine Yapılan Yatırımdır”
ATATÜRK Mesleki Eğitim Merkezi’nin yalnızca bir bina olmadığını belirten Serkan Kırmızı, merkezin gelecekte gençlerin meslek öğrenebileceği, üretime katılabileceği ve kendi ayakları üzerinde durabileceği önemli bir eğitim yuvası olacağını söyledi.
Kırmızı açıklamasında, “Bu proje, ülkemizin ihtiyaç duyduğu kalifiye iş gücünü yetiştirecek ve gençlerimize yeni fırsatlar sunacaktır. Bugüne kadar yüzlerce kişinin desteğiyle önemli bir mesafe kat ettik. İkinci katın tuğla örme aşamasına geldik. Ancak eksilen tuğla ve diğer yapı malzemelerinin temin edilmesi gerekiyor. Bu noktadan sonra projenin durması kabul edilemez. Artık sona yaklaşıyoruz ve hep birlikte başladığımız bu eseri tamamlamak zorundayız” ifadelerini kullandı.
Toplumun Tüm Kesimlerine Destek Çağrısı
Toplumun her kesimine çağrıda bulunan Kırmızı, yapılacak küçük veya büyük her katkının büyük önem taşıdığını belirterek, “Bu proje siyaset üstüdür, gelecek nesillere yapılan bir yatırımdır. Yapılacak her bağış, verilecek her destek ve uzatılacak her yardım eli, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğine atılmış bir imza olacaktır. Tüm duyarlı vatandaşlarımızı, iş insanlarımızı, sivil toplum örgütlerimizi ve gönüllülerimizi ATATÜRK Mesleki Eğitim Merkezi projesine destek olmaya davet ediyoruz” dedi.
Birçok Meslek Dalında Eğitim Verilecek
Tamamlanmasının ardından ATATÜRK Mesleki Eğitim Merkezi’nde terzilik, ayakkabıcılık, kaynakçılık, tesisatçılık, robotik kodlama, oto elektrik, oto kaporta, kuaförlük ve berberlik gibi birçok alanda mesleki eğitim verilmesi planlanıyor. Merkezin, KKTC’nin mesleki eğitim altyapısına önemli katkılar sağlaması ve gençlerin istihdam olanaklarını artırması hedefleniyor.
İtalya’da düzenlenen CONIFA Avrupa Futbol Şampiyonası’nda tarihi bir başarıya imza atarak şampiyonluğa ulaşan KKTC A Milli Futbol Takımı, kazandığı kupayla birlikte yurda döndü.
Turnuva boyunca ortaya koyduğu başarılı performansla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne büyük bir gurur ve sevinç yaşatan milli takım kafilesi, gece saat 01.35’te Ercan Havalimanı’na iniş yaptı.
Şampiyon ekip için Ercan Havalimanı VIP Salonu önünde coşkulu bir karşılama düzenlendi. Futbolseverlerin ve sporcuların ailelerinin yoğun katılım gösterdiği bu tarihi anlar, canlı yayınla ekranlara taşınarak tüm ülke genelinde paylaşıldı.
Meteoroloji Dairesi Müdürlüğü’nün yayımladığı haftalık hava tahmin raporuna göre, bölgenin genellikle alçak basınç sistemi ile serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalması bekleniyor.
8 Haziran 2026 Pazartesi günü havanın az bulutlu, öğle saatlerinde ise parçalı bulutlu geçeceği belirtildi.
Raporda, en yüksek hava sıcaklığının iç kesimlerde 32-35 derece, sahillerde ise 28-31 derece dolaylarında seyretmesinin beklendiği kaydedildi.
Rüzgârın ise genellikle batılı yönlerden orta kuvvette esmesi öngörülüyor.


