Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Emrah Yeşilırmak hakkında sosyal medyada yapılan yorum ve eleştirilere tepki göstererek, yaşananları “linç kültürü” olarak nitelendirdi.

Bakan Arıklı’nın açıklamasının tamamı şöyle:

“Dün yaptığım bir paylaşımda bazı kesimlerin Emrah Yeşilırmak için yazdıkları yorum ve eleştirilere tepki göstermiş ve yapılanları LİNÇ KÜLTÜRÜ olarak ifade etmiştim.

Ben,  Partim adına tıpkı daha önce Aytaç Çaluda ve Hüseyin Özgürgün’ün de dokunulmazlığının kaldırılmasına karşı çıktığım gibi Emrah Yeşilırmak’ın da dokunulmazlığına karşı çıkmıştım.

Her 3 dokunulmazlığın oylamasında kürsüde şu tezi savunmuştum; “Gelin Anayasal bir değişiklikle dokunulmazlığı sadece kürsü dokunulmazlığını içerecek şekilde düzenleyelim. Mevcut durum yasama, yürütme ve yargı erkinin birbirini dengelemesi için yapılmıştır. Milletvekili, 5 yıllığına halkın iradesini temsilen seçilmiştir. Bizde zaman aşımı yoktur. Vekil görevinin bitmesini müteakip pekala yargılanabilir”

Nitekim binbir tantana ile itibarsızlaştırılarak dokunulmazlığı kaldırılan Aytaç Çaluda hakkındaki birçok iddiadan mahkemede beraat etmiş, sadece bir davadan küçük bir para cezası almıştır. Ama o itibarsızlaştırma kampanyası sonucu Aytaç Çaluda seçimleri kaybetmiştir.

Geçelim,

Toplumumuzda sosyal medya vasıtası ile bir çok konuda olduğu gibi Emrah Yeşilırmak konusunda da tam bir linç kampanyası yürütülüyor.

Oysa gerek KKTC Anayasasında ve gerekse Uluslararası Hukukta masumiyet karinesi, en temel insan hakkıdır. Lütfen kendinize bir kahve ısmarlayarak yazının tamamını okuyun.

Masumiyet karinesi, bir kişinin suçu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ispatlanıncaya kadar masum sayılması ilkesidir.

Bu ilke:

  • Ceza hukukunun temel taşıdır
  • Adil yargılanma hakkının ayrılmaz parçasıdır
  • Devletin birey karşısındaki gücünü sınırlar

1) KKTC Anayasası’nda Masumiyet Karinesi

KKTC Anayasası’nda masumiyet karinesi temel hak ve özgürlükler arasında güvence altına alınmıştır.

KKTC Anayasası’na göre:

“Bir kimse, suçluluğu yetkili bir mahkeme tarafından kanıtlanıncaya kadar suçlu sayılamaz.” (Anayasa 18/2)

Bu hükümle birlikte:

  • Suç isnadı altında olan kişi sanık sıfatındadır
  • İspat yükü devlete (iddia makamına) aittir
  • Şüpheden sanık yararlanır

2) Uluslararası Hukukta Masumiyet Karinesi

Masumiyet karinesi, uluslararası insan hakları hukukunun evrensel bir normudur.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948)

“Bir suçla itham edilen herkes, savunması için gerekli bütün güvencelerin sağlandığı açık bir yargılama sonunda suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum sayılır.”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)

“Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.”

Bu hüküm:

  • Yalnızca mahkemeleri değil
  • Polisi, savcılığı, idareyi ve kamuoyuna açıklama yapan tüm devlet organlarını bağlar

Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi

Masumiyet karinesi açıkça düzenlenmiştir.

3) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre masumiyet karinesi:

  • Yetkili makamların “suçlu” imasında bulunmasını yasaklar
  • Yargılama bitmeden cezalandırıcı muameleye izin vermez
  • Medyada ve resmî açıklamalarda peşin hükmü engeller

Buna göre masumiyet karinesi:

  • Hem anayasal
  • Hem de uluslararası hukuk kaynaklı bağlayıcı bir ilkedir…

Lütfen yapacağınız yorum ve önyargı ile verdiğiniz hükümlerde,  masumiyet karinesine dikkat edin.”

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Kamuda yetkili beş sendika, vergi matrah dilimleri ile kişisel muafiyetlerin güncellenmemesini, asgari ücrete hayat pahalılığı oranında artış yapılmamasını ve hükümetin icraatlarına ilişkin bugün düzenlenen basın toplantısını protesto etmek amacıyla yürüyüş eylemi düzenledi.

Metehan Çemberinde toplanan Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN), Kamu İşçileri Sendikası (KAMU-İŞ), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) yetkilileri, “Asgari Ücret Azami Rüşvet İşte Hükümet” pankartı taşıyarak, basın toplantısının yapılacağı Lefkoşa’daki Grand Pasha Otel önüne yürüdü.

Yürüyüşe, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen) ile Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen) de destek verdi.

Basın toplantısını yapılacağı otel önünde “Hükümet istifa”, “Hırsız hükümet istemiyoruz”, “Halk düşmanı hükümet istemiyoruz”, “Emekçi düşmanı hükümet istemiyoruz” ve “Asgari ücretli dilenci değildir” gibi çeşitli sloganlar atan sendikalar, hükümetin attığı adımlara tepki gösterdi.


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, KKTC’nin güvenli olmadığı yönündeki söylemleri kabul etmediğini belirterek, KKTC’nin güvenli bir ülke olduğunu kaydetti.

Meclis’ten yapılan açıklamaya göre Öztürkler, Kıbrıs TV’de “Kıbrıs’ta Sabah” programına katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Öztürkler, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ile Toplum Lideri Dr. Fazıl Küçük’ü saygıyla andığını belirterek, verilen mücadelenin doğru anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine vurgu yaptı.

KKTC’nin özgür ve bağımsız bir devlet olarak kıymetinin iyi bilinmesi gerektiğini ifade eden Öztürkler, “Anavatan Türkiye ile birlikte can verdik, kan verdik, bu toprakları vatan yaptık.” dedi.

KKTC’nin güvenli olmadığı yönündeki söylemleri kabul etmediğini belirten Öztürkler, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve polis teşkilatının aldığı tedbirlerin ülkenin güvenli olduğunu gösterdiğini söyledi.

Suç çeşitliliğinin dünya genelindeki gelişmelere paralel olarak arttığını ifade eden Öztürkler, kamuya düşen görevin denetimlerin artırılması, polis sayısının güçlendirilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması olduğunu kaydetti.

-“Türk askerinin varlığının tartışma konusu değildir”

Rum tarafının yıllardır Kıbrıs Türk liderliğini “uzlaşmaz” olarak göstermeye çalıştığını belirten Öztürkler, bunun bir algı operasyonu olduğunu söyledi.  Türkiye’nin adada işgalci değil garantör ülke olduğunu vurgulayan Öztürkler, “Kıbrıs Türk halkı azınlık değil, bu adanın ev sahibidir. Türk askeri de burada kalacaktır.” ifadelerini kullandı.

Öztürkler, Annan Planı döneminde Kıbrıs Türk halkının iyi niyetinin karşılık bulmadığını, Güney Kıbrıs’ın ise “hayır” demesine rağmen ödüllendirildiğini söyledi.  AB’nin Güney Kıbrıs’ı üye yaparak büyük bir hata işlediğini belirten Öztürkler, “AB ve BM tüm imkânları Güney’e verdi. Bu şartlarda neden bizimle anlaşsınlar?” diye sordu. Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan arasındaki silahlanma iş birliklerine dikkat çeken Öztürkler, adanın jeopolitik konumu gereği kritik bir bölgede bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin varlığının bölgede istikrar sağladığını belirten Öztürkler, uluslararası hukukun sıkça ihlal edildiği bir dönemde Türkiye’nin garantörlüğünün öneminin daha net görüldüğünü ifade etti.  Türkiye Cumhuriyeti’ne teşekkür eden Öztürkler, Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını devraldığı süreçte Türkiye’nin AB Komisyonu üyelerini ağırladığını ve TBMM’nin güçlü desteğiyle KKTC’nin yanında olduğunu vurguladığını söyledi.

Türkiye ile ilişkilerin ekonomik ve siyasi bağların çok ötesinde, kardeşlik temelli olduğunu belirten Öztürkler, Türk askerinin varlığının tartışma konusu olmadığını söyledi.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, hakkında sahte diploma suçlamasıyla savcılık dosyası bulunan ancak dokunulmazlığının kaldırılması talebi reddedildiği için yargı önüne çıkarılamayan UBP Milletvekili Emrah Yeşilırmak ile ilgili Meclis’te alınan son kararı eleştirdi.

Çeler, söz konusu kararın “en hafif tabiriyle skandal” olduğunu vurgulayarak, yurttaş nezdinde şaibeli durumda olan ve masumiyetini henüz kanıtlamamış bir milletvekilinin önemli bir yurt dışı temas için görevlendirilmesinin, kamuoyunda ciddi rahatsızlık yaratacağının öngörülebilir olduğunu belirtti.

Bu kararın aynı zamanda, yurt dışı temasların ve oluşturulan heyetlerin temsili ağırlığının ve ciddiyetinin kavranamadığını açıkça gösterdiğini ifade eden Çeler, meselenin yalnızca bir görevlendirmeden ibaret olmadığını kaydetti.

“Asıl sorun yurt dışı görevlendirme değil”

Zeki Çeler açıklamasında, asıl sorunun yalnızca yurt dışına gönderilme meselesi olmadığının altını çizerek şu değerlendirmede bulundu:

“Masumiyetini kanıtlamak yerine dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmayı tercih eden bir milletvekilinin sorun olarak algılanması için yurt dışına görevlendirilmesini beklemeye gerek yoktur. Söz konusu kişinin ülkede geçen her yasaya dahli vardır.”

Çeler, hassas bir aritmetiğe dayalı mevcut hükümet yapısı içinde bu milletvekilinin kilit bir pozisyonda bulunduğuna dikkat çekerek, Avrupa Parlamentosu’nda bir gün dahi konuk olarak bulunmasının sorun olduğunu, ancak 365 gün boyunca KKTC Meclisi’nde bulunmasının çok daha büyük bir sorun olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Demokrasi her gün biraz daha yıpratılıyor”

Açıklamasında, halkın şaibelerden arınmış bir Meclis talebinin görmezden gelindiğini ifade eden Çeler, yargı sürecini açıkça engelleyen bu tutumun demokrasiyi her geçen gün daha fazla aşındırdığını söyledi.

Çeler, suçsuzluğunu yargı önünde kanıtlamamış bir milletvekilinin ne yurt içinde ne de yurt dışında meşru bir temsil kapasitesine sahip olamayacağını kaydederek, asıl tehlikenin Meclis’in bu durumu olağanlaştırması olduğunu belirtti.

“Meclis’in yenilenmesi ertelenemez”

Zeki Çeler açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“Sorunun büyüğü, Meclis’in bir bütün olarak bu durumu hem içeride hem dışarıda sorun etmeyecek hale gelmesi ve olup biteni normalleştirmesidir. Meclis’in şaibelerden uzak ve mutlak biçimde halk iradesini yansıtacak şekilde yenilenmesi, daha fazla ertelenemez bir ihtiyaçtır.” 

Devamını Oku

Trending

Reklam