Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün yasama göreviyle toplanacak.

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler başkanlığındaki 41’inci birleşimin saat 10.00’da yapılması bekleniyor.

Genel Kurul’un gündeminde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşmasında Değişiklik Yapılmasına Dair Anlaşma (Onay) Yasa Tasarısı yer alıyor.

Bunun yanında, Sayıştay Komitesi’nin, Devlet Üretme Çiftliklerinde Yasa ve Tüzüklere Uyulup Uyulmadığı Konusunda Sayıştay Denetim Raporu görüşülecek.

Genel Kurul’da, Mahkemeler (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın üçüncü görüşmesi de yapılacak.

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Gündem Kıbrıs Web TV’de Çiğdem Aydın’ın sorularını yanıtlayarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hayat pahalılığı düzenlemesi, Meclis’te yaşanan olaylar ve ekonomik gelişmelere değinen Oğuz, alınan kararların zorunluluklardan kaynaklandığını belirtti.

Meclis’te yaşanan olayların toplumda üzüntü yarattığını ifade eden Oğuz, demokrasinin herkes için gerekli olduğunu vurguladı. Eylem hakkının yasal bir hak olduğunu dile getiren Oğuz, bu hakkın başkalarının haklarını ihlal etmeden ve yasal çerçevede kullanılması gerektiğini söyledi.

Hükümetin aldığı kararlara yönelik tepkiler çerçevesinde yapılan eylemlere değinen Oğuz, hak arayışının yasal sınırların dışına çıkmasının toplumsal huzuru olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Alınan ekonomik kararların ise zorunluluklardan doğduğunu kaydetti.

“Bütçe gerçeklere göre hazırlanıyor”

Devlet bütçesinin belirli öngörülerle hazırlandığını ifade eden Oğuz, uygulama sürecinde öngörülemeyen gelişmelerin yaşanabileceğini söyledi. Bu tür durumların zaman zaman hükümetin kontrolü dışında gelişebildiğini dile getirdi.

Küresel gelişmelerin ülke ekonomisine doğrudan yansıdığını belirten Oğuz, uluslararası krizlerin etkilerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Enerji piyasalarındaki dalgalanmaların da ekonomik dengeleri etkilediğine işaret etti.

Bölgesel gelişmelere de değinen Oğuz, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün güvenlik açısından önemli bir unsur olduğunu söyledi.

Popülist söylemlerle hareket etmenin kolay olduğunu ancak ekonomik gerçeklerin değişmediğini vurgulayan Oğuz, geçmişte farklı hükümetlerin de benzer koşullarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Pandemi döneminde atılan adımlara da değinen Oğuz, sağlık alanında önemli yatırımlar yapıldığını ve sürecin yönetiminde ciddi çaba ortaya konulduğunu belirtti.

Muhalefetin eleştirilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Oğuz, eleştirilerin somut çözüm önerileriyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

“Devletin yükümlülükleri var”

Hayat pahalılığı düzenlemesinin kamu maliyesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu kaydeden Oğuz, devletin yalnızca maaş ödemekle değil, tüm kamu hizmetlerini sürdürmekle yükümlü olduğunu belirtti. Artan giderler nedeniyle gelir artırıcı önlemlerin kaçınılmaz olduğunu dile getirdi.

Konunun uzlaşı komitesinde yeniden ele alındığını ifade eden Oğuz, enflasyon beklentilerine göre ilerleyen süreçte yeni değerlendirmeler yapılabileceğini söyledi.

Akaryakıt fiyatlarına da değinen Oğuz, vatandaşın yükünü hafifletmek amacıyla devletin bazı gelir kalemlerinden feragat ettiğini belirtti.

 

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri, Girne Milletvekili Serhat Akpınar, herhangi bir bireyin veya grubun, “ifade/düşünce özgürlüğü” adı altında Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hakaret, düşmanlık veya sistematik olumsuzlama içeren söylemler geliştirmesinin “kabul edilebilir” olmadığını belirtti.

Akpınar yaptığı yazılı açıklamada, son yıllarda bazı Kıbrıslı Türk vatandaşların, Türkiye Cumhuriyeti’ne girişlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde sınırlandırılması veya engellenmesinin kamuoyunda tartışmalara neden olduğuna işaret etti.

Bu konunun özellikle belirli çevreler tarafından siyasi bir gerilim alanına dönüştürüldüğünü, Türkiye’ye yönelik haksız ve ölçüsüz söylemlerle toplumda ayrışma yaratılmaya çalışıldığını ifade eden Akpınar, geçen günlerde bir akademisyenin Türkiye’ye girişinin engellenmesi üzerinden yeniden alevlendirilen bu tartışmaların, bazı kesimlerde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı “kabul edilemez” bir dilin kullanılmasına zemin hazırladığını kaydetti.

“Kıbrıs Türkü’nün güvenliği, varlığı ve geleceği açısından en temel dayanak her zaman Türkiye Cumhuriyeti olmuştur”

Kıbrıs Türk halkının, tarihsel olarak istisnai bir konuma sahip olduğunu belirten Akpınar, uluslararası alanda sadece Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmış bir devlet yapısı içerisinde, varoluş mücadelesinin sürdürüldüğünü ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bu mücadele, siyasi bir mücadelenin ötesindedir. Toplumsal, ekonomik ve kültürel bir direnişin adıdır. Bu gerçeklik içinde, Kıbrıs Türkü’nün güvenliği, varlığı ve geleceği açısından en temel dayanak her zaman Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.”

1571’den bugüne uzanan tarihsel süreçte ve özellikle modern dönemde, Kıbrıs Türk halkının varoluşunun ödenen bedeller, yapılan fedakarlıklar ve kurulan güçlü bağlarla şekillendiğini ifade eden Akpınar, “Bu bağ, basit bir siyasi ilişki değildir. Tarih, kader ve ortak mücadele ile inşa edilmiş bir birlikteliktir” dedi.

“Türkiye Cumhuriyeti kendi hukuk düzeni içerisinde gerekli gördüğü tedbirleri alma hakkına sahiptir”

Bu çerçevede, herhangi bir bireyin veya grubun, “ifade/düşünce özgürlüğü” adı altında Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hakaret, düşmanlık veya sistematik olumsuzlama içeren söylemler geliştirmesinin “kabul edilebilir” olmadığını kaydeden Akpınar, her egemen devlet gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin de kendi hukuk düzeni içerisinde gerekli gördüğü tedbirleri alma hakkına sahip olduğunu belirtti.

Benzer durumlarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de, kendi egemenlik hakları çerçevesinde hareket ettiğini ve sınır dışı kararları uyguladığını ifade eden Akpınar, “Bu nedenle alınan kararları tek taraflı bir eleştiri konusu haline getirmek gerçeklikten uzak ve iyi niyetten yoksundur” dedi.

Buradaki asıl sorumluluğun hükümete düştüğünü kaydeden Serhat Akpınar, “Kıbrıs Türk halkının beklentilerini, hassasiyetlerini ve yaşadığı zorlukları doğru bir dil ve etkin bir diplomasi ile Türkiye Cumhuriyeti’ne anlatmak, yanlış anlaşılmaları en aza indirecek sağduyulu iletişim kanallarını açık tutmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük bir devlet olduğunun altını çizen Akpınar, “Ancak bu büyüklük, karşılıklı anlayış ve doğru iletişimle daha da anlam kazanır. Bizim görevimiz, bu ilişkiyi zedelemek değildir, güçlendirmektir” dedi.

Akpınar, Demokrat Parti’nin, “Kıbrıs Türk halkını bölmeye çalışan, kendi insanını kendi insanına düşman eden ve bu süreci siyasi kazanç olarak gören” her anlayışın karşısında olacağını vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının, etrafındaki siyasi gelişmeleri yakından izlediğini ifade eden Akpınar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Güney Kıbrıs ziyaretinde yaptığı açıklamaların, bölgesel dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu kaydetti.

Akpınar, “Böylesi bir tabloda, Kıbrıs Türk halkının nerede duracağı tartışma konusu dahi olamaz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, her koşulda Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında yer alacaktır. Bu bir tercih değildir, tarihsel bir sorumluluk ve varoluşsal bir gerekliliktir” dedi.

“Birliğe, sağduyuya ve ortak akla her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz”

DP Genel Sekreteri Akpınar açıklamasında son olarak şu ifadelere yer verdi:

“Kimse artık savaş istemiyor. Küresel tehdit düşünce oluşumlarının dışında ortak insani değerlerle geleceğe yol alma odaklı hareket etmeliyiz. Kendi iç meselelerimizi tartışırken, özümüzü zayıflatacak, bizi birbirimize düşürecek ve tarihsel bağlarımızı hedef alacak bir dilin kimseye faydası yoktur. Birliğe, sağduyuya ve ortak akla her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz.”

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Lefke Avrupa Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu, öğrencileri ve sağlık profesyonelleri için “Teamwork in Diagnosis and Treatment of Pediatric Epilepsy / Pediatrik Epilepsinin Tanı ve Tedavisinde Takım Çalışması” başlıklı uluslararası katılımlı bir sempozyum düzenledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte, pediatrik epilepsinin tanı ve tedavisinde disiplinler arası takım çalışmasının önemi ele alındı.

Sempozyumun moderatörlüğünü Yrd. Doç. Dr. Dilek Şayık üstlendi. Kanada’dan alanında uzman sağlık profesyonellerinin konuk olarak katıldığı etkinlikte, pediatrik epilepsinin tanı ve tedavi sürecinde ekip çalışmasının önemi farklı yönleriyle değerlendirildi. Mc Gill University ve Montreal Children’s Hospital’dan Doç. Dr. Kenneth A. Myers, pediatrik epilepside doğru tanı ve etkili tedavi sürecinin disiplinler arası iş birliği ile mümkün olduğunu vurguladı. Heather Davies, Sanaz Shadvar ve Katrina Gibb ise klinik uygulamalarda ekip koordinasyonu, aile eğitimi ve bütüncül bakım yaklaşımlarına ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Etkinlikte ayrıca hemşirelerin epilepsili çocukların bakımındaki kritik rolü, pediatrik nöroloji alanında kariyer olanakları ve ekip çalışmasında karşılaşılan güçlükler üzerine önemli değerlendirmeler yapıldı. Sempozyumun, hemşirelik öğrencilerinin mesleki bilgi ve klinik farkındalıklarını artırmasının yanı sıra, disiplinler arası çalışma kültürünü güçlendirmesi açısından önemli bir akademik paylaşım ortamı sunduğu ifade edildi.
Uluslararası deneyim paylaşımına olanak sağlayan sempozyum, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi ve soru–cevap bölümünün ardından sona erdi.


Devamını Oku

Trending

Reklam