Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

HAYVAN ÜRETİCİLERİNİN SONUCU BİLDİRMESİ BEKLENİYOR

Published

on

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Kıbrıs Türk Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği tarafından dün sunulan taleplerin hükümet tarafından değerlendirildiğini ve hükümetin, hayvan üreticilerine karşı herhangi bir olumsuz tavrı olmadığını söyledi.

Bakanlık açıklamasına göre Çavuşoğlu ve bakanlık yetkilileri, bu sabah Kıbrıs Türk Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları ve Yönetim Kurulu üyeleri ile Bakanlıkta görüştü.

Görüşmenin ardından 6’sı üzerinde mutabakata varılan 7 öneri,  Bakan Çavuşoğlu tarafından Bakanlık önünde bekleyen hayvan üreticilerine okundu.

HAYVAN ÜRETİCİLERİNİN SONUCU BİLDİRMESİ BEKLENİYOR

Hayvan üreticilerinin söz konusu önerileri kendi aralarında değerlendirdikten sonra, sonucu Bakanlığa bildirmesi bekleniyor.

Bakan Çavuşoğlu, ülkede üretimin devam etmesi için Başbakan, Maliye Bakanı ve teknik uzmanlarla dün akşam geç saatlere kadar yapılan çalışmalarda taleplerin ele alındığını ancak değerlendirmelerin daha net olarak yapılabilmesi için kendilerinin dahi şu anda yanıtını bilmediği sorular bulunduğunu belirtti.

Hammadde fiyatlarının, mamullerin akışının ve teşvik primlerinin nasıl şekilleneceğinin henüz bilinmediğini kaydeden Çavuşoğlu, bunların belirlenebilmesi için kısa bir süreye ihtiyaç olduğunu belirtti.

Bakan Çavuşoğlu, “Bu kapsamda yaptığımız değerlendirmede bu belirsizlikler varken bile taleplerinizden hangilerini karşılayabileceğimizi çalıştık. Bu çalışmaları da az önce Yönetim Kurulu’na sunduk. Yönetim Kurulu’nun bizden talep ettiklerine karşılık, yedi maddelik bir teklifimiz vardır. Bununla birlikte komiteler, üretim sınırlaması da dahil olmak kaydıyla bazı eksikleri oturup çalışacaklar. Bizim Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile yaptığımız görüşmeler var. Dünya borsalarını takip eden bir sürecimiz var. Bu durum, yem fiyatlarına ve dolayısıyla süt fiyatına da etki etmektedir. Kısacası, pariteye de etki eden durumdur” dedi.

Toplantı sonunda ortaya çıkan öneriler şöyle açıklandı:

“1- Süt bedelleri konusunda % 55 liste geriliği gelecek hafta içinde ödenecek. (Burada günün tam verilmemesinin nedeni, Kalkınma Bankası’ndan 20 milyon TL’lik bir borç talebinde bulunduk. Bu borç onaylandı. Bakanlar Kurulu ve Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu’ndan geçmiştir. Bankacılık prosedürü açısından günler tam yetişmeyebilir diye “gelecek hafta içerisinde” denildi)

2- Arpa fiyatı 30 Haziran 2021 tarihine kadar sabit kalacak. (Dünyadaki arpa fiyatı değişimleri halen bir dengeye oturmadı)

3- Bu süre içerisinde üretim sınırlaması (kotalar) da dahil sektörün tüm sorunları ele alınacaktır.

4- Borsaya konan süt 2.65 taban fiyatından satılacak. Borsada satılamayan süt, dökülmemek koşulu ile Hayvancılar Birliği sorumluluğunda pazarlanacak.

5- Keçi sütünün standartlara uygun olması kaydı ile alım garantisi vardır. (Teklifimiz, keçi sütü standartlarını da görüşebiliriz. Biz, standartlara göre olması halinde, buna pazarlama garantisi veririz. Ancak standarta uygun olmayanlar için herhangi bir şey taahhüt edemeyiz.)

6- Küçükbaş Hayvancılığa arpa hibesi yapılacaktır. Yöntemi ile ilgili Hayvancılar Birliği’nin görüşü alınacaktır. ( Kurak bölgelerde ve verim olan bölgelerde bir adalet sağlayabilmek adına Hayvancılar Birliği ile sağlıklı bir yöntem belirlemek içindir. )

7- Süt fiyatları çalışılırken süt yem paritesinin 1.35 seviyelerine getirilmesi hedeflenecektir. (Dünyada hammadde fiyatları netleşmeden, ülkemize TMO’dan arpa sağlarsak fiyatı başkadır, dünyadan sağlarsak başkadır. Bunlar net olmadığı için Hayvancılar Birliği Yönetim Kurulu’nun ısrarlı bir parite şartı vardır. Benim daha önce bu görevi yürüttüğüm dönemlerde, 1 kilo süte 1.65’e kadar çıkan paritemiz vardı. Bu konuda da çabamız büyüktür. Bu fiyatları tespit etmeden, bir zemine oturtmadan rastgele bir şey söylersek, daha sonra mahcup duruma düşeriz. Bakanlığı ve hükümeti böyle bir duruma düşürmemek adına bu hedefi koyduk. Dünkü talep 1lt süte 1.30 parite idi. Biz, bu tüm konuştuklarımızı 30 Haziran’a kadar koyduğumuz için bu maddeyi düzenledik.)”

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Güney Kıbrıs-İsrail-Yunanistan arasında elektrik kablo döşenmesi projesinde “Great Sea Interconnector” (GSI), kullanılacak kabloların teknik denemesinin başarılı olduğu bildirildi.

Alithia ve diğer gazeteler, GSI projesinde kullanılacak elektrik kablolarının üreticisi konumundaki Fransız “Nexans” şirketinden yapılan açıklamada, projede kullanılacak kablonun deniz altı döşenme testinden başarıyla geçtiğinin duyurulduğunu yazdı.

Habere göre şirketten yapılan açıklamada, Güney Kıbrıs ile Yunanistan arasında deniz altı kablo döşenmesi projesi çerçevesinde üretilen kabloların ilk denemesinin İtalya’nın Sicilya adası açıklarında başarıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.

Açıklamada, söz konusu proje için üretilen kablonun 3 bin metre derinlikte işlevsel olduğunun kanıtlanmasının GSI projesinin sürdürülebilirliği konusundaki endişeleri ortadan kaldırdığı belirtilirken, (HDVC) 525 kV’lik kablonun şirketin “Nexans Aurora” gemisiyle döşendiği vurgulandı.

 


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Türkiye ile KKTC arasında imzalanan fiber optik altyapı işbirliği protokolünü Anayasa Mahkemesi’ne göndermesi siyasi tartışma yarattı. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, katıldığı bir televizyon programında kararın hukuki ve siyasi sonuçlarını değerlendirdi.

Arıklı, Cumhurbaşkanının kararına saygı duyduğunu belirtirken, atılan adımın hem hukuki hem de siyasi açıdan önemli bir tercih anlamına geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanının bu kararla yeni bir siyasi rota çizdiğini savunan Arıklı, özellikle Türkiye ile ilişkiler bakımından bunun sonuçları olabileceğini ifade etti.

“Anayasanın 90. maddesi çok açık”

Arıklı, uluslararası anlaşmaların Anayasa’daki düzenlemesine dikkat çekerek Anayasanın 90. maddesinin çok açık olduğunu söyledi. Maddenin usulüne göre yürürlüğe konulan uluslararası anlaşmaların yasa hükmünde olduğunu belirttiğini ifade eden Arıklı, bu anlaşmalar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamayacağını savundu.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın bu kararla 2016 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın izlediği yolu tercih ettiğini öne süren Arıklı, o dönemde Gençlik ve Spor Koordinasyon Ofisi ile ilgili yaşanan tartışmaları hatırlattı.

Arıklı ayrıca o kararın ardından Türkiye’nin kurmak istediği koordinasyon ofisinin kurulamadığını, buna karşın Avrupa Birliği’nin koordinasyon ofisinin faaliyetlerini sürdürdüğünü dile getirdi.

“Türkiye’yi rencide edecek şekilde bir adım attı”

Arıklı, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın protokolü Anayasa Mahkemesi’ne göndermesini siyasi açıdan da değerlendirdi. Erhürman’ın seçim sonrasında Türkiye ile daha uyumlu bir ilişki yürütmesinin beklendiğini ifade eden Arıklı, buna karşın bu kararla farklı bir tercih yapıldığını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan ve resmi gazetede yayımlanan bir protokolün söz konusu olduğunu hatırlatan Arıklı, kısa süre önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısının KKTC’ye gelerek protokolde eksiklik veya sorun varsa ek protokollerle düzeltilebileceğini ifade ettiğini belirtti.

Buna rağmen protokolün Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesinin Ankara’da rahatsızlık yaratabileceğini dile getiren Arıklı, bunun Türkiye’yi rencide eden bir adım olduğunu savundu.

Arıklı ayrıca geçmişte benzer bir sürecin Mustafa Akıncı döneminde yaşandığını söyledi. Akıncı’nın seçilmesinin ardından Türkiye ile üç önemli konuda gerilim yaşandığını belirten Arıklı, “anavatan-yavru vatan” tartışması ile koordinasyon ofisi meselesinin ilişkileri ciddi şekilde etkilediğini öne sürdü.

Arıklı, o dönemden sonra Türkiye ile ilişkilerin uzun süre düzelmediğini ifade ederek Cumhurbaşkanı Erhürman’ın da benzer bir yolu tercih ettiğini söyledi. Kararın Cumhurbaşkanına ait olduğunu vurgulayan Arıklı, “Karar kendisinin, takdir kendisinin” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

KKTC Merkez Bankası, vatandaşların, yabancı para banknotuna erişimine ilişkin herhangi bir sınırlama bulunmadığını duyurdu.

Merkez Bankası, bazı basın organlarında yer alan “bankalara ve döviz bürolarına yabancı para banknot (efektif) akışının durdurulduğu” yönündeki haberler üzerine açıklama yaptı.

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, bankanın piyasaya likidite sağlama sorumluluğu çerçevesindeki muhatabının döviz büroları değil bankalar olduğu belirtilerek, bankalara ödenen ve bankalardan tahsil edilen efektif tutarlarına ilişkin veriler paylaşıldı.

Buna göre, 1 Ocak-9 Mart döneminde bankalara 32 milyon 998 bin 490 euro, 28 milyon 817 bin 308 dolar ve 43 milyon 693 bin 765 sterlin ödendiği ve bankalardan 10 milyon 386 bin 770 euro, 4 milyon 11 bin 737 dolar ve 21 milyon 459 bin 475 sterlin tahsil edildiği kaydedildi.

Açıklamada, ekonomik faaliyetler kapsamında bankalar aracılığıyla piyasaya sunulan efektiflerin yine bankacılık sistemi üzerinden büyük oranda Merkez Bankası’na geri dönmesi gerektiği, ancak son dönemde piyasaya sağlanan efektiflerin önemli bir kısmının sistem dışına çıktığı belirtildi.

– “Ülkeden çıkışlarda yolcular yanlarında en fazla 10 bin euro veya muadili nakit bulundurabilir”

Para ve Kambiyo Yasası kapsamında, ülkeden çıkışlarda yolcuların yanlarında en fazla 10 bin euro veya muadili dövizi nakit olarak bulundurabildiği, bu tutarın üzerindeki miktarların KKTC’de faaliyette bulunan bankalar aracılığıyla ülke dışına çıkarılmasının suç olduğu hatırlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bu çerçevede, ekonomide kayıt dışılığın önlenmesi ve ülke kaynaklarının yurt dışına yasal olmadığı değerlendirilen yollarla çıkarılmasının engellenmesi amacıyla, 2025 yılının ortasından itibaren, casino ve kripto varlık ile ilişkili olduğu düşünülen efektif talepleri sınırlı ölçüde karşılanmaktadır. Bu işlemlerin bankalar aracılığıyla hesaben gerçekleştirilmesi ve kayıt dışılığın önüne geçilmesi hedeflenmektedir.”

Açıklamada, vatandaşların günlük işlemleriyle ilgili herhangi bir sınırlama bulunmadığı, ancak işlemlerin hesaben yapılmasının hem nakit taşıma risklerini hem de bankaların operasyonel yükünü azaltacağı vurgulandı.

 

Devamını Oku

Trending

Reklam