Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

“Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı”na komiteden onay

Published

on

Cumhuriyet Meclisi Hukuk, Siyasi İşler ve Dış İlişkiler Komitesi, “Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nı oy birliğiyle onaylayarak genel kurula sevk etti.

Komite ayrıca gündeminde bulunan “Yabancılar Ve Muhaceret Yasa Tasarısı” ve “Evlilik Dışı Çocuklar Yasa Önerisi”nin genel görüşmesine devam etti

Cumhuriyet Meclisi, Hukuk, Siyasi İşler ve Dışilişkiler Komitesi, UBP Milletvekili Komite Başkanı Yasemi Öztürk başkanlığında bugün saat 10.00’da toplandı.

Meclis’ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Komite’nin “Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nı görüştüğü toplantısına davetli olarak, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Koray Uğurluay ve Başbakanlık’tan Serap Destegül Redif, Bügem Kırgın; “Yabancılar ve Muhaceret Yasa Tasarısı” ile ilgili toplantısına, İçişleri Bakanlığı’ndan Emre Hacı, Emine Uzun, Çalışma Dairesi’nden Berhan Ongan ve Nüfus Kayıt Dairesi’nden Faika Tanoğlu; “Evlilik Dışı Çocukar Yasa Önerisi”nin ele alındığı toplantıya ise Evrensel Çocuk Hakları Derneği’nden Nurten Dayı, Laden Asilzade, Barolar Birliği’nden Sevilay Yıldırımer ve Sosyal Hizmetler Dairesi’nden Neşe Sevinsu katıldı.

UBP Milletvekili Yasemi Öztürk başkanlığında toplanan Hukuk, Siyasi İşler ve Dış ilişkiler Komitesi toplantısına, CTP Milletvekili Komite Başkan Vekili Doğuş Derya, UBP Milletvekilleri Oğuzhan Hasipoğlu ve İzlem Gürçağ Altuğra, CTP Milletvekili Asım Akansoy ve HP Milletvekili Ayşegül Baybars katıldılar. Toplantıya ayrıca UBP Milletvekili Menteş Gündüz ve Bağımsız Milletvekili Hasan Büyükoğlu katıldı.

Açıklamada, Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın Genel Gerekçesi şöyle belirtildi:

“Pandemi haline gelen Corona Virüsü (Covid-19) nedeniyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tarafından alınan tedbirler bağlamında Askerlik Yasası kapsamındaki bedelli askerlik yükümlülerinin, askerlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin ciddi sıkıntılar ortaya çıkmış ve/veya çıkacaktır. Buna bağlı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olup bedelli askerlik hakkını elde etmiş ve/veya 31 Aralık 2022 tarihine kadar elde edecek olanlara yönelik, bu hizmeti yerine getirme şartlarının yeniden düzenlenmesi gerekliliği doğmuştur. Dünyayı etkisi altına alan pandeminin 2022 yılına kadar etkili olacağı ihtimalinden hareketle Yasa’da düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.

Yasa’nın döviz olarak kabul edilen ödemelerinin, yapılacak değişiklik ile asgari ücret üzerinden hesaplanmak üzere TL olarak değiştirilmesi amaçlanmıştır. Böylelikle ödenecek miktar asgari ücret üzerinden hesaplanacak olup, döviz artışından kaynaklı ödemede yaşanan zorlukların önüne geçilecektir.

Bedelli askerlik hakkını elde etmiş ve/veya 31 Mart 2022 tarihine kadar bu hakkı kazanacak olan kişiler, yurt dışında 4 (dört) yıl çalışmış olma koşulu aranmaksızın ve 3 (üç) yıl çalışmış olması yeterli sayılarak, 31 Mart 2022 tarihine kadar ASAL Şubeye başvuru yaptıkları ve aylık brüt asgari ücretin 15 katı tutarında Türk Lirası ödedikleri takdirde (tercih etmeleri halinde) askerlik mükellefiyetlerini yerine getirmiş sayılıp bedelli hakkını kullanabilecekler.
Esas Yasada bedelini ödeyip hizmet süresini tamamlayanlar, 15 aylık mükellefiyet süresi geçtikten sonra terhis belgelerini alabilmektedirler. Bu bekleme süresi ortadan kaldırılarak bedelli askerlik yapan ve hizmet süresini tamamlayanlara hemen terhis belgesi verilmesi düzenlenmiştir.

Bu (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile yurt içinde doktoraya bağlı bedelli askerlikten yararlanacak olup, ASAL Şubeye başvurarak gerekli tecil işlemlerini zamanında yaptırmayanlar veya erteleme noksanı ve/veya yoklama kaçağı olmaları sebebiyle bedelli askerlik başvuruları reddedilenler veya her ne sebeple olursa olsun yüksek öğrenime bağlı bedelli askerlik hakkını kaybedenler, bu (Değişiklik) Yasasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 (altı) ay içerisinde müracaat ettikleri takdirde bu haktan yararlanırlar.

İlaveten askerlik çağı içerisinde olanlardan, 45 yaşını doldurmuş olup, saklı, yoklama kaçağı, bakaya veya firar durumunda bulunanların,  31 Aralık 2021 tarihine kadar ASAL Şube’ye başvuru yaptıkları ve aylık brüt asgari ücretin 15 katı tutarında Türk Lirası ödeyerek iki hafta askerlik hizmeti yaptıkları takdirde askerlik mükellefiyetlerini yerine getirmiş sayılmaları da bu (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile düzenlenmiştir.

Yukarıdaki izahat ışığında Askerlik Yasası kapsamında bedelli askerlik mükellefiyetlerinin yerine getirilmesinde kolaylık sağlanması amacıyla bu (Değişiklik) Yasa Tasarısı hazırlanmıştır.”

Yabancılar ve Muhaceret (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın Genel Gerekçesi ise şöyle:

“Ülkemizde ve tüm dünyada etkileri yaşanan Corona Virüs (Covid- 19) salgın hastalığı nedeniyle idari kuruluşların ve işyerlerinin kapalı olması, izin işlemlerinde aksaklıklara sebebiyet vermiş, “öğrenci, işçi ve ikamet izinliler” cezalı konuma düşmüşlerdir. Bunların yanı sıra ülkemizde yaşanan ekonomik krizden dolayı ekonomik çarkların çalışamaz hale gelmesi, buna bağlı olarak aile bütünlüğünün bozulması ve kaçak iş gücünün önüne geçilememesi nedeniyle Yasada bir takım düzenlemeler yapılması gerekliliği hasıl olmuştur.
Bu gereklilikler ise; ülkede izinsiz bulunmaları sebebiyle aleyhlerine para cezası tahakkuk etmiş yabancıların durumu, ülkeden çıkış yapmayanlara ziyaretçi izni verilmesi ve yurt dışından ülkeye giriş yapıp da 60 günlük vize verilmesi halinde ön izinden muaf tutularak işlem yapılması, izinsiz ikamet ettiğinin ve/veya izinsiz çalıştığının tespit edilmesi üzerine hakkında ihraç kararı verilen veya cezalı çıkış yapan yabancıların durumu, bunların eş ve çocuklarının durumu, cezalı durumda oldukları sonradan tespit edilen izinli yabancı kişiler ile, işlemleri tamamlanamayanların durumu ve mücbir sebeplerden dolayı süre uzatımı yapılması ile ilgili düzenlenmelerdir.

Bu bağlamda; daha önceden para cezası kesilmiş olsun veya olmasın izin almış ve/veya alamamış olanlar, ülkede bulunan ve geçmişe yönelik cezaya düşmüş olanları kapsayacak şekilde bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Keza, bu kişilerin eş veya 25 yaşından küçük bekar çocukları ve 18 yaşından büyük olan engelli çocukları da bu haklardan faydalanabilecektir.

Hakkında ikamet izni veya çalışma izninden dolayı ihraç kararı çıkanlar ve hakkında ihraç kararı çıkıp da uygulanamayan kişiler Bakanlığa başvurmaları halinde durumlarının değerlendirileceği düzenlenmiştir.

Yukarıda belirtilenler ışığında; işbu Yabancılar ve Muhaceret (Değişiklik) Yasa Tasarısı hazırlanmıştır.”

Açıklamada, Evlilik Dışı Çocuklar Yasası Önerisi’nin Genel Gerekçesi şöyle belirtildi:

“KKTC Cumhuriyet Meclisi, 6/1996 sayılı Yasa ile Çocuk Haklarına İlişkin Uluslararası Sözleşmeyi onaylayıp iç hukukumuzun bir parçası haline getirerek bu sözleşmenin giriş kısmında ifade edilen aşağıdaki düşünceleri paylaştığını ilan etmiştir:

‘Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilan edilen ilkeler uyarınca insanlık ailesinin tüm üyelerinin, doğuştan varlıklarına özgü bulunan haysiyetle birlikte eşit ve devredilemez haklara sahip olmalarının tanınmasının, dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu…’

Birleşmiş Milletlerin, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde ve Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde herkesin bu metinlerde yer alan hak ve özgürlüklerden ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal ya da toplumsal köken mülkiyet, doğuştan veya başka durumdan kaynaklanan ayırımlar dâhil hiçbir ayırım gözetilmeksizin yararlanma hakkına sahip olduklarını benimsediklerini ve ilan ettiklerini…”

KKTC Devleti, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin onaylamakla, kendisini sözleşme metninde yer alan aşağıdaki hakları sağlamakla yükümlü kılmıştır:

Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” (Madde 2/1)
“Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. (Madde 3/1)

Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına bir vatandaşlık kazanma ve mümkün olduğu ölçüde ana babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır. (Madde 7/1)

Taraf Devletler ana babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler. (Madde 9/3)

Taraf Devletler çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler. (Madde 18/1)

Meclisimizce kabul edilen BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin bu ilkelerine mukabil,  yürürlükteki Fasıl 278 Evlilik Dışı Çocuklar Yasası, evlilik dışında doğan çocukların soydanlığının düzeltilmeden, soydanlığı düzgün olan çocuklarla aynı yasal statüye kavuşamayacakları temel mantığı üzerine kurgulanmıştır. Yasa’nın bu düzenlemesi, doğdukları anda anne ve babalarının evli olup olmadıkları kriteri üzerinden çocukların “soydanlığı düzgün olan – olmayan” “nesebi sahih – gayrısahih”  “meşru – gayrımeşru” gibi ayrımlara tabi tutulmasının temelini oluşturmuştur.

Bu onur kırıcı tanımsal ayırımların varlığı bile kabul edilemez iken; mevcut Yasa’nın çocukların kaydı, soyadı, velayeti ve/veya vesayeti, baba ile kişisel münasebet kurması, eğitim ve bakım masraflarının karşılanması gibi en temel konularda evlilik dışı çocuklara ilişkin ya farklı statüler tanımlayarak ya da hiçbir düzenleme içermeyerek ciddi bir ayırıma yol açtığı tecrübe edilmektedir.

Bu durumun, gerek yukarıda alıntısı yapılan hakları içeren Çocuk Hakları Sözleşmesi ile üstlenilen taahhütlere aykırı; gerekse yaşamakta olduğumuz çağdaki sosyal ve insani ilişkilerin gerekleriyle uyumsuz olduğu açıktır.

Bu Yasa ile evlilik dışında doğan çocuklara yönelik bu haksızlığı sona erdirme amacı güdülmüştür. Yasa, tüm çocukların doğum anından itibaren eşit olduğu fikri üzerine kurgulanmış ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan haklara ve evlilik içinde doğan çocukların statüsünü düzenleyen Aile Yasası’ndaki düzenlemelere paralel düzenlemeleri içermesi sağlanmıştır.”

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Başbakan Ünal Üstel, Akıllı Ulaşım Sistemleri Lansman Töreni’nde yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Anavatan Türkiye iş birliğinde hayata geçirilen yapay zekâ destekli trafik güvenliği sistemlerinin temel amacının ceza kesmek değil, vatandaşların can güvenliğini sağlamak olduğunu vurguladı.

Törende konuşan Üstel, hükümet olarak göreve geldikleri ilk günden bu yana halkın ihtiyaçlarını esas alan yatırımlara öncelik verdiklerini belirterek, “Vatandaşlarımızın can güvenliğini ve huzurunu koruyan tüm yatırımları öncelikli alanlarımız arasında tuttuk. Trafik güvenliği de bu anlayışın en önemli başlıklarından biridir” dedi.

“Asıl sorun sürücü davranışları”

Üstel, son yıllarda altyapı ve teknik imkânların önemli ölçüde iyileştirildiğini ancak trafik kazalarının hâlâ can yakmaya devam ettiğini ifade ederek, polis raporlarına göre kazaların büyük bölümünün dikkatsiz sürüş ve aşırı hızdan kaynaklandığını söyledi.

“Trafikte temel sorun sürücü davranışlarıdır. Bu sorunu ortadan kaldırmak devletin sorumluluğudur” diyen Üstel, bu anlayışla hız kaynaklı can kayıplarını azaltmak amacıyla yeni nesil teknolojik sistemlerin devreye alındığını kaydetti.

“Bu kameralar ceza makinesi değil”

Yapay zekâ destekli sabit hız kameralarının yalnızca ceza yazan sistemler olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Üstel, “Bu sistemlerin amacı ceza kesmek değil, can kurtarmaktır. Trafikte kaybedilen her can, bir annenin evladını, bir ailenin geleceğini kaybetmesi demektir. Bu kayıplar aynı zamanda ülkenin geleceğinden kopan parçalardır” ifadelerini kullandı.

Trafik kazalarının ekonomik boyutuna da değinen Üstel, kazaların önlenmesiyle birlikte kaynakların eğitim, sağlık ve altyapı gibi alanlara daha fazla aktarılabileceğini dile getirdi.

“Yerli ve milli teknoloji ulusal güvenlik meselesidir”

Üstel, akıllı ulaşım sistemlerinin yalnızca trafik güvenliği açısından değil, iç güvenlik bakımından da stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Bugün kullanılan teknolojilerin yerli ve milli olması bir tercih değil, ulusal güvenlik zorunluluğudur. Dışa bağımlı sistemlerle gerçek güvenlik sağlanamaz” dedi.

Sistemlerin, aranan ve şüpheli araçları tespit edebildiğini, güzergâh analizleri yapabildiğini ve emniyet birimlerine anlık, güvenli veri sunduğunu belirten Üstel, bu altyapının iç güvenliğe de önemli katkı sağladığını söyledi.

“Lisans ücreti yok, kontrol tamamen bizde”

Türkiye Cumhuriyeti’nin yerli ve milli savunma sanayi vizyonuna işaret eden Üstel, Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu bu vizyon sayesinde Türkiye’nin dünyayla yarışan bir teknoloji seviyesine ulaştığını ifade etti.

“Kurulan bu sistemlerle artık yazılımlar bize ait, veriler bizim kontrolümüzde. Lisans ücreti ödemiyoruz ve en önemlisi dışa bağımlılık sona eriyor” diyen Üstel, bu adımın egemenlik ve iç güvenlik açısından da son derece önemli olduğunu vurguladı.

130 sabit, 20 mobil kamera devrede

Teknik detayları da paylaşan Üstel, 2006 yılında kurulan eski sabit hız tespit kameralarının tamamen devreden çıkarıldığını, yerlerine yapay zekâ destekli akıllı hız tespit sistemlerinin kurulduğunu açıkladı.

Mevcut noktalara ek olarak 30 yeni noktaya kamera yerleştirildiğini belirten Üstel, “Toplamda 130 sabit kamera ile Polis Genel Müdürlüğü’ne teslim edilen 20 mobil kamera aktif durumdadır. Bu sistemlerin tamamı, yazılımı ve altyapısıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC’ye hibe edilmiştir” dedi.

Son dört aydır test sürecinde olan sistemlerle ilgili kamuoyunda dile getirilen “arızalı”, “güneşe dayanamadı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Üstel, bu süreçte herhangi bir cezai işlem uygulanmadığını ve toplu ceza kesilmesinin söz konusu olmayacağını da özellikle ifade etti.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesinde yer alan görüşme yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

İlk olarak heyetler arası, ardından baş başa gerçekleşen görüşmenin ardından Erhürman ve Yılmaz açıklamalarda bulundu.

” ZAMAN ZAMAN BİR ARAYA GELEREK KONULARI İSTİŞARE ETMEK BİZİM İÇİN ÖNEMLİ”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkinin “başka herhangi iki devlet arasındaki ilişkilere benzetilemeyeceğini” vurgulayarak, zaman zaman bir araya gelebilmenin ve konuları konuların istişare içinde yürütmenin önemine dikkat çekti.

“EŞİT EGEMENLİK HAKLARIMIZIN SAHADA İHLAL EDİLMESİNE TAHAMMÜL GÖSTERMEYECEĞİZ”

Erhürman, Kıbrıs konusuna yaklaşımında “görüşme masası” ile “müzakere masasını” ayırdığını kaydederek, bu süreçte geçmişte yaşananların göz önünde bulundurulduğunu belirtti. Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olarak eşit egemenlik haklarına sahip olduğuna işaret eden Erhürman, bu hakların sahada ihlal edilmesine tahammül göstermeyeceklerini söyledi. Erhürman, özellikle son dönemde AB Dönem Başkanlığıyla birlikte bazı yaklaşımların daha da kabul edilemez noktalara taşındığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının tarih boyunca hiçbir dönemde masadan kaçmadığını, ancak masada olmanın haklardan, menfaatlerden ve siyasi eşitlikten vazgeçmek anlamına gelmeyeceğini vurguladı.

Masa dışında da bir “dünya” bulunduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin diplomatik yollarla Kıbrıs Türk halkının dünyayla ilişki kurmasına katkı koyduğunu söyleyen Erhürman, göreve geldiği gün itibarıyla bu anlayışla beraber çalışmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti; iş birliğinin devamını diledi.

CEVDET YILMAZ: HEM KIBRIS KONUSU HEM DE KKTC’İN KALKINMASI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da, bugün tekrar Cumhurbaşkanlığı’nda bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkilerinin “çok özel” olduğunu söyledi; bu kapsamda yapılan görüşmelerin her zaman faydalı olduğunu dile getirdi.

Yılmaz, bir yandan Kıbrıs davasıyla ilgili ortak çalışmaların sürdüğünü, diğer yandan KKTC’nin kalkınması ve refahı için mali iş birliği programları çerçevesinde birçok projede ortak çalışma yürütüldüğünü belirterek, gelecek dönemde bunları artırarak devam ettirmeyi hedeflediklerini söyledi.

“ÜRETİMİN GELİŞTİRİLECEĞİ, KKTC’NİN KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURABİLECEĞİ BİR EKONOMİK YAPI ÜZERİNDE ÇALIŞACAĞIZ”

Kamu yatırımlarının yanında girişimcilik konusuna da daha fazla odaklanmak istediklerini kaydeden Yılmaz, özellikle kadın ve genç girişimciler başta olmak üzere üretimin geliştirileceği, Kuzey Kıbrıs’ın kendi ayakları üzerinde durabileceği bir ekonomik yapıyı nasıl sağlayacağı üzerinde çalışacaklarını belirtti. Yılmaz, bu kapsamda bugün hükümet yetkilileri ve iş dünyasıyla bir toplantı yapılacağını hatırlattı.

Türkiye’nin ana vatan ve garantör ülke olarak Kıbrıs’la ilgili konuları yakından takip ettiğini ve Cumhurbaşkanı Erhürman’la diyalog içerisinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Yılmaz, “Kıbrıs Türkleri hiçbir zaman yalnız değildir.” vurgusu yaptı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, özellikle AB Dönem Başkanlığı vesilesiyle Rum kesiminin yaptığı açıklamaları kınadı; bu açıklamaların geçmişle ve bugünün gerçekleriyle örtüşmediğini söyledi. Yılmaz, “Haklı pozisyonumuzu sonuna kadar her platformda savunmaya devam edeceğiz.” dedi.

“EŞİT EGEMENİK ANLAYIŞINI İÇİNE SİNDİREMEYENLERİN ÇÖZÜMDEN BAHSETMEMESİ GEREKİR”

Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkının tartışılamaz olduğunu söyleyen Yılmaz, “Eşit egemenlik anlayışını içine sindiremeyenlerin çözümden bahsetmemesi gerekir. Adanın gerçekleri ortadadır. İki ayrı devlet, iki ayrı halk vardır. Dolayısıyla bu gerçekleri tanımadan, görmeden ortaya konan söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur.” ifadelerini kullandı.

İki ayrı devlet olmasının iş birliği yapılmayacağı anlamına gelmediğini de vurgulayan Yılmaz, “en küçük iş birliği konusunda atım atmayanların imaj çabalarının boş olduğunu” ve iş birliği alanlarında adım atılmasını beklediklerini kaydetti. Yılmaz bunun aynı zamanda bir “samimiyet testi” olduğunu söyledi.

Dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğini, bu tür dönemlerde daha güçlü bir birlik ve beraberliğin önem kazandığını dile getiren Yılmaz, Rum tarafının adadaki Türk askeri varlığına ilişkin söylemlerini kabul etmediklerini ifade etti; tek taraflı yapılan ve adanın güvenliğini olumsuz etkileyen adımlarının görülmesi gerektiğini dile getirdi.

Yılmaz, Türk askerinin varlığının adaya istikrar ve güven getirdiğini, bunun yalnız Kıbrıs Türklerine değil Rumlara da katkı sağladığını belirtti.

Kuzey Kıbrıs’ın son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere çeşitli platformlarda daha görünür olmasının memnuniyet verici olduğunu söyleyen Yılmaz, Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda daha aktif ve daha görünür hale gelmesi için desteğin süreceğini kaydetti.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Akıllı Ulaşım Sistemleri, Elektronik Denetim ve Akıllı Kavşak Projesi Lansman Töreni’nde yaptığı konuşmada, projenin yalnızca trafik güvenliğine değil, aynı zamanda iç güvenliğe, dijital egemenliğe ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağladığını vurguladı.

Yılmaz, törende yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Kıbrıs Türk halkının kalkınma sürecinin en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sizlere en kalbi selamlarını ve muhabbetlerini iletiyorum” dedi.

“Savunma sanayisindeki birikim sivil hayata taşınıyor”

Akıllı ulaşım sistemlerinin, çağın imkânlarının yenilikçi kamu politikalarıyla buluştuğu somut bir örnek olduğunu belirten Yılmaz, savunma sanayisinde geliştirilen teknoloji, disiplin ve mühendislik kültürünün sivil alanda günlük hayata yansıdığını söyledi.

Bu projenin, KKTC’de trafik güvenliğini güçlendiren ve vatandaşların günlük yaşamında doğrudan karşılık bulan önemli bir uygulama olduğunu ifade eden Yılmaz, Türkiye’nin savunma sanayisinde son 20 yılda büyük bir dönüşüm yaşadığını vurguladı.

“Yüzde 80 dışa bağımlılıktan yüzde 80 yerli üretime”

Yılmaz, 2002 yılında savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı olan Türkiye’nin, bugün yüzde 80’in üzerinde yerli ve milli üretim kapasitesine ulaştığını belirterek, “Bu sadece güvenliğimize ve bağımsız dış politikamıza değil, refahımıza da katkı sağlıyor. Savunma sanayi ihracatımız 10 milyar doları aşmış durumda” dedi.

Eskiden parasını ödedikleri halde kendilerine satılmayan ürünleri bugün dünyanın dört bir yanına ihraç eden bir ülke konumuna geldiklerini belirten Yılmaz, savunma sanayisinde elde edilen kazanımların diğer sektörlere yayılarak topyekûn kalkınmaya hizmet ettiğini ifade etti.

“KKTC ile iş birliği net takvim ve net kaynakla ilerliyor”

Türkiye’nin, KKTC’nin ekonomik yapısını güçlendirmeyi net takvim ve net kaynak esasına dayanan bir devlet politikası olarak ele aldığını vurgulayan Yılmaz, bu yaklaşımın temelini 1 Mart 2025’te imzalanan İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşmaları’nın oluşturduğunu söyledi.

2025 yılı anlaşmasının yaklaşık 21 milyar TL büyüklüğünde olduğunu belirten Yılmaz, bu kapsamda sağlık, eğitim, tarım, ulaştırma ve dijitalleşme başta olmak üzere birçok alanda vatandaşların hayatına doğrudan dokunan projelerin hayata geçirildiğini kaydetti.

“Sağlık ve eğitim yatırımları öncelikli”

Lefkoşa Devlet Hastanesi projesine özel önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, Girne ve Güzelyurt’taki sağlık yatırımları ile Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin modernizasyonunun tamamlanmasıyla KKTC’nin sağlık alanında farklı bir seviyeye ulaşacağını söyledi.

Eğitim alanında da okul yatırımlarına öncelik verdiklerini belirten Yılmaz, tarımsal üretimin desteklenmesi ve e-Devlet uygulamalarının yaygınlaştırılmasının kalkınma politikalarının temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti.

“Türkiye e-Devlet’te dünyada öncü ülkeler arasında”

Türkiye’nin e-Devlet alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını belirten Yılmaz, Avrupa Birliği endekslerinde Türkiye’nin 30 gelişmiş ülke arasında ilk 10’da bulunduğunu kaydetti.

“Bizden önde olan ülkelerin toplam nüfusu Türkiye’nin yarısına bile ulaşmıyor” diyen Yılmaz, Türkiye’nin e-Devlet sistemlerinin artık ihraç edilebilir bir seviyeye ulaştığını ve bu alanda önceliğin kardeş ülkelere verilmesi gerektiğini vurguladı.

“822 kilometrelik yol ağı tamamlandı”

Ulaştırma alanındaki yatırımlara da değinen Yılmaz, bugüne kadar İktisadi ve Mali İş Birliği Programları kapsamında 213 kilometresi bölünmüş yol, 433 kilometresi tek yol ve 176 kilometresi üçüncü sınıf yol olmak üzere toplam 822 kilometrelik yol ağının tamamlanarak trafiğe açıldığını söyledi.

Lefkoşa Çevre Yolu, Girne Köprülü Kavşağı ve Dağ Yolu Projesi gibi kritik projelerin KKTC halkının günlük yaşamına doğrudan katkı sağladığını belirten Yılmaz, köy yollarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğünü kaydetti.

“150 yeni nesil yapay zekâ destekli sistem kuruldu”

Yılmaz, yol yatırımlarının yanında trafik güvenliğinin sağlanmasının da hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarından yaklaşık 5 milyon dolar ayrılarak KKTC genelinde 130 sabit ve 20 mobil olmak üzere toplam 150 yeni nesil hız tespit sisteminin kurulduğunu açıkladı.

Bu sistemlerin sonradan yapay zekâya entegre edilen değil, tasarım aşamasından itibaren yapay zekâ temelli olarak geliştirilen teknolojiler olduğunu vurgulayan Yılmaz, ada genelinde bütüncül ve merkezi bir denetim altyapısı oluşturulduğunu ifade etti.

“Yerli ve milli teknoloji siber güvenlik açısından hayati”

Sistemin tamamen yerli donanım ve yazılım bileşenleriyle kurulduğunu belirten Yılmaz, siber güvenliğin günümüzde en az fiziki güvenlik kadar önemli olduğunu söyledi.

Türkiye’de kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’na da değinen Yılmaz, “Yerli ve milli çözümleriniz yoksa finansal sistemlerinizden enerji altyapılarınıza kadar birçok alanda ciddi risklerle karşı karşıya kalırsınız” dedi.

“Toplumu gözetleyen değil, veriyi analiz eden bir sistem”

Akıllı ulaşım sistemlerinin bireyleri gözetleyen bir yapı olmadığına özellikle dikkat çeken Yılmaz, sistemin riskli sürüş davranışlarını, trafik yoğunluğunu ve tehlikeleri analiz ederek denetimi planlı ve öngörülebilir hale getirdiğini söyledi.

Bu yaklaşımın emniyet birimlerinin sahadaki etkinliğini artırırken operasyonel yükü de azalttığını ifade eden Yılmaz, elektronik denetim altyapısının akıllı kavşak uygulamalarıyla entegre şekilde çalışacağını kaydetti.

Radarsan vurgusu

Projenin, Savunma Sanayii Başkanlığı iştiraki olan Radarsan tarafından hayata geçirildiğini belirten Yılmaz, algılama, görüntü işleme, sensör entegrasyonu ve ileri veri analizi kabiliyetlerinin trafik güvenliği için sahaya uyarlandığını sözlerine ekledi.

Devamını Oku

Trending

Reklam