Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Çavuşoğlu: Gıda güvenliği herkesin ortak sorumluluğu

Published

on

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, gıda güvenliği konusunda, gıdayı üreten, işleyen, taşıyan, depolayan, satan ve tüketen herkesin ortak sorumluluğu olduğuna işaret ederek, “Ortak sorumluluk bilincinin tüm ülkeye yayılmasıyla sağlıklı bir yarını güvence altına alabiliriz” dedi.

Çavuşoğlu, bakanlık olarak, bu konuda üzerlerine düşen görevi yerine getirerek hareket etmeye ve halkın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimi için ciddi, kararlı adımlar atmaya devam edeceklerini vurguladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Çavuşoğlu, 7 Haziran’ın, BM Genel Kurulu tarafından 2018 yılında alınan kararla, 2019’dan itibaren her yıl Dünya Gıda Güvenliği Günü olarak kutlandığını kaydetti.

Nazım Çavuşoğlu, Dünya Gıda Güvenliği Günü’nde gıda kaynaklı risklerin önlenmesine, tespit edilmesine ve yönetilmesine yardımcı olmak, gıda güvenliğine, insan sağlığına, ekonomik refaha, tarıma, pazara erişime, turizme ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmak için dikkat çekmenin amaçlandığını belirtti.

Bu yıl kutlanan Dünya Gıda Güvenliği Günü’nde, “Sağlıklı bir yarın için şimdi güvenli gıda” adlı temayla, güvenli gıda üretimi ve tüketiminin insanlar, gezegen ve ekonomi için acil ve uzun vadeli faydaları olduğunun vurgulandığını ifade eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
“İnsan, hayvan, bitki sağlığı ile çevre ve ekonomi arasındaki bağları tanımanın, geleceğin ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olacağı görüşü ortaya konuyor.

Covid 19 salgını bizlere sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşımın ve bunun yanında sürdürülebilir tarımın ve gıda üretiminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Üretimde pandemi dolayısıyla yaşanan sıkıntılara rağmen, güvenli üretimden taviz verilmemiştir.

Halkımızın güvenli gıdaya erişimi için Bakanlığımız tarafından etkin çalışmalar yapılmaktadır. Tarladan sofraya kadar uzanan süreçte, gerek denetimlerle gerekse çiftçilerimize, hayvan üreticilerimize verilen eğitimlerle gıda güvenliğinin sağlanması için büyük çabalar ortaya konmaktadır.”

“VATANDAŞLARIN GÜVENLİ VE SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİMİ ÖNCELİĞİMİZ”
Çavuşoğlu, vatandaşların güvenli ve sağlıklı gıdaya erişiminin öncelikleri olduğunu belirterek, Tarım Dairesi tarafından yapılan gıda analizlerinde sebze ve meyvedeki ilaç kalıntılarının tespit edildiğini, bunların tüketiciye ulaşmasının önlendiğini kaydetti.
Gıda analiz sonuçlarının ise her hafta kamuoyuyla paylaşıldığını ifade eden Çavuşoğlu, mesajında şunları kaydetti:
“Ülkemizde hayvan üreticilerine, hayvan sağlığı ve refahını korumak için uzmanlar tarafından bölgelerde eğitimler verilmektedir. Bu eğitimlerle hayvan üreticilerinin hayvan sağlığı konusunda bilinçlenmesi, modern hayvancılık tekniklerini uygulanması hedeflenmektedir. Sağlıklı et  ve süt tüketimi noktasında, gıda güvenliğini öne çıkaran uygulamalarla ilgili denetimlerimiz de devam etmektedir.

Gıda güvenliği konusunda gıdayı üreten, işleyen, taşıyan, depolayan, satan ve tüketen herkesin ortak sorumluluğu bulunmaktadır. Ortak sorumluluk bilincinin tüm ülkeye yayılmasıyla sağlıklı bir yarını güvence altına alabiliriz.

Bakanlık olarak üzerimize düşen görevi yerine getirerek hareket etmeye ve halkımızın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimi için ciddi, kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz.”

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Güney Kıbrıs-İsrail-Yunanistan arasında elektrik kablo döşenmesi projesinde “Great Sea Interconnector” (GSI), kullanılacak kabloların teknik denemesinin başarılı olduğu bildirildi.

Alithia ve diğer gazeteler, GSI projesinde kullanılacak elektrik kablolarının üreticisi konumundaki Fransız “Nexans” şirketinden yapılan açıklamada, projede kullanılacak kablonun deniz altı döşenme testinden başarıyla geçtiğinin duyurulduğunu yazdı.

Habere göre şirketten yapılan açıklamada, Güney Kıbrıs ile Yunanistan arasında deniz altı kablo döşenmesi projesi çerçevesinde üretilen kabloların ilk denemesinin İtalya’nın Sicilya adası açıklarında başarıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.

Açıklamada, söz konusu proje için üretilen kablonun 3 bin metre derinlikte işlevsel olduğunun kanıtlanmasının GSI projesinin sürdürülebilirliği konusundaki endişeleri ortadan kaldırdığı belirtilirken, (HDVC) 525 kV’lik kablonun şirketin “Nexans Aurora” gemisiyle döşendiği vurgulandı.

 


Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Türkiye ile KKTC arasında imzalanan fiber optik altyapı işbirliği protokolünü Anayasa Mahkemesi’ne göndermesi siyasi tartışma yarattı. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, katıldığı bir televizyon programında kararın hukuki ve siyasi sonuçlarını değerlendirdi.

Arıklı, Cumhurbaşkanının kararına saygı duyduğunu belirtirken, atılan adımın hem hukuki hem de siyasi açıdan önemli bir tercih anlamına geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanının bu kararla yeni bir siyasi rota çizdiğini savunan Arıklı, özellikle Türkiye ile ilişkiler bakımından bunun sonuçları olabileceğini ifade etti.

“Anayasanın 90. maddesi çok açık”

Arıklı, uluslararası anlaşmaların Anayasa’daki düzenlemesine dikkat çekerek Anayasanın 90. maddesinin çok açık olduğunu söyledi. Maddenin usulüne göre yürürlüğe konulan uluslararası anlaşmaların yasa hükmünde olduğunu belirttiğini ifade eden Arıklı, bu anlaşmalar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamayacağını savundu.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın bu kararla 2016 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın izlediği yolu tercih ettiğini öne süren Arıklı, o dönemde Gençlik ve Spor Koordinasyon Ofisi ile ilgili yaşanan tartışmaları hatırlattı.

Arıklı ayrıca o kararın ardından Türkiye’nin kurmak istediği koordinasyon ofisinin kurulamadığını, buna karşın Avrupa Birliği’nin koordinasyon ofisinin faaliyetlerini sürdürdüğünü dile getirdi.

“Türkiye’yi rencide edecek şekilde bir adım attı”

Arıklı, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın protokolü Anayasa Mahkemesi’ne göndermesini siyasi açıdan da değerlendirdi. Erhürman’ın seçim sonrasında Türkiye ile daha uyumlu bir ilişki yürütmesinin beklendiğini ifade eden Arıklı, buna karşın bu kararla farklı bir tercih yapıldığını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan ve resmi gazetede yayımlanan bir protokolün söz konusu olduğunu hatırlatan Arıklı, kısa süre önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısının KKTC’ye gelerek protokolde eksiklik veya sorun varsa ek protokollerle düzeltilebileceğini ifade ettiğini belirtti.

Buna rağmen protokolün Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesinin Ankara’da rahatsızlık yaratabileceğini dile getiren Arıklı, bunun Türkiye’yi rencide eden bir adım olduğunu savundu.

Arıklı ayrıca geçmişte benzer bir sürecin Mustafa Akıncı döneminde yaşandığını söyledi. Akıncı’nın seçilmesinin ardından Türkiye ile üç önemli konuda gerilim yaşandığını belirten Arıklı, “anavatan-yavru vatan” tartışması ile koordinasyon ofisi meselesinin ilişkileri ciddi şekilde etkilediğini öne sürdü.

Arıklı, o dönemden sonra Türkiye ile ilişkilerin uzun süre düzelmediğini ifade ederek Cumhurbaşkanı Erhürman’ın da benzer bir yolu tercih ettiğini söyledi. Kararın Cumhurbaşkanına ait olduğunu vurgulayan Arıklı, “Karar kendisinin, takdir kendisinin” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Kıbrıs

Birkibris.com

Published

on

By

KKTC Merkez Bankası, vatandaşların, yabancı para banknotuna erişimine ilişkin herhangi bir sınırlama bulunmadığını duyurdu.

Merkez Bankası, bazı basın organlarında yer alan “bankalara ve döviz bürolarına yabancı para banknot (efektif) akışının durdurulduğu” yönündeki haberler üzerine açıklama yaptı.

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, bankanın piyasaya likidite sağlama sorumluluğu çerçevesindeki muhatabının döviz büroları değil bankalar olduğu belirtilerek, bankalara ödenen ve bankalardan tahsil edilen efektif tutarlarına ilişkin veriler paylaşıldı.

Buna göre, 1 Ocak-9 Mart döneminde bankalara 32 milyon 998 bin 490 euro, 28 milyon 817 bin 308 dolar ve 43 milyon 693 bin 765 sterlin ödendiği ve bankalardan 10 milyon 386 bin 770 euro, 4 milyon 11 bin 737 dolar ve 21 milyon 459 bin 475 sterlin tahsil edildiği kaydedildi.

Açıklamada, ekonomik faaliyetler kapsamında bankalar aracılığıyla piyasaya sunulan efektiflerin yine bankacılık sistemi üzerinden büyük oranda Merkez Bankası’na geri dönmesi gerektiği, ancak son dönemde piyasaya sağlanan efektiflerin önemli bir kısmının sistem dışına çıktığı belirtildi.

– “Ülkeden çıkışlarda yolcular yanlarında en fazla 10 bin euro veya muadili nakit bulundurabilir”

Para ve Kambiyo Yasası kapsamında, ülkeden çıkışlarda yolcuların yanlarında en fazla 10 bin euro veya muadili dövizi nakit olarak bulundurabildiği, bu tutarın üzerindeki miktarların KKTC’de faaliyette bulunan bankalar aracılığıyla ülke dışına çıkarılmasının suç olduğu hatırlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bu çerçevede, ekonomide kayıt dışılığın önlenmesi ve ülke kaynaklarının yurt dışına yasal olmadığı değerlendirilen yollarla çıkarılmasının engellenmesi amacıyla, 2025 yılının ortasından itibaren, casino ve kripto varlık ile ilişkili olduğu düşünülen efektif talepleri sınırlı ölçüde karşılanmaktadır. Bu işlemlerin bankalar aracılığıyla hesaben gerçekleştirilmesi ve kayıt dışılığın önüne geçilmesi hedeflenmektedir.”

Açıklamada, vatandaşların günlük işlemleriyle ilgili herhangi bir sınırlama bulunmadığı, ancak işlemlerin hesaben yapılmasının hem nakit taşıma risklerini hem de bankaların operasyonel yükünü azaltacağı vurgulandı.

 

Devamını Oku

Trending

Reklam