Connect with us
Örnek Resim Örnek Resim

Kıbrıs

Resa Budak’ın mirası torunu Aras’a emanet: “Dedemden bu yana amiralimiz dondurmadır”

Published

on

Başkent Lefkoşa’daki Budak Pastanesi, 69 yıllık bir tarih… Sadece Lefkoşalıların değil Lefkoşa’ya gelenlerin de uğrak noktası olan pastanede, tatlıların ve dondurmanın değişmeyen tadı, müdavimleri zamanda yolculuğa çıkarıyor.

Çocukluk yıllarında pastanenin her köşesinde saklanıp, dedesini korkutan çocuk ise, bugün pastanenin başında… Dedesi Resa Budak’ın mirasını, torunu Aras yaşatıyor. Dedesiyle birlikte çalışma şansına sahip olmayan Aras Budak, “Dedemle birlikte çalışsaydım onun vizyonuyla, yardımıyla birlikte büyük ihtimal çok daha farklı yerlerde olurdum” diyor.

Küçüklüğünden beri pastaneciliği çok sevdiğini ve bu işi yapmak istediğini ifade eden Aras Budak, işini “mutluluk satmak” olarak niteliyor, kendisini ise “dondurmacı” olarak tanımlıyor. “Dedemden bu yana amiralimiz dondurmadır. Ben de dondurmacıyım” diyen Aras Budak, dedesinin dondurma yapmak için İtalya’dan aldığı makineyi hala kullanıyor, pastanenin ise artık topluma mal olduğunu düşünüyor.

-Pastanenin ailedeki üç kuşak yolculuğu

Türk Ajansı Kıbrıs’a konuşan Aras Budak, 1956 yılında İstanbul Sokak’ta, mevcut yerinden 50 metre ilerideki apartmanın altında açılan Budak Pastanesi’nin, ailedeki üç kuşak yolculuğunu şöyle özetledi:

“Dedem Resa Budak, 1931, Kırnı doğumludur. 1943-44’lerde Lefkoşa’ya geldi ve Akpınar Pastanesi’nde 12 yılık bir çıraklık geçmişi oldu. 1956 yılında da kendi dükkanını açtı. Dedem, 2004’e kadar pastanenin başındaydı, tabi aile bireyleri de; halam, amcam, babam, babaannem. Amcam 1994’te Londra’ya gitti. Geriye kalan iki kardeş halam ve babam, dedemle birlikte pastaneyi işletmeye devam ettiler.

Pastane, 1956’dan 1972’ye kadar ilk dükkânda hizmet verdi. Dedem, 1970’te mevcut binayı yaptırmaya başladı ve iki yıl sonra bitirdi. Pastanenin en üst katında evimiz de var, 1972’den 1983’e kadar tüm aile burada kaldı. Dedem 2004’te hastalandı, iki yıl sonra rahmetli oldu. 2006 yılından sonra babama kaldı burası, 10 yıl sonra da ben, babamdan devraldım.”

-“Ben hep çok severdim bu işi”

1994 doğumlu olan Aras Budak, Sağlık Meslek Yüksekokulu mezunu olsa da küçüklüğünden beri aslında pastaneciliği çok sevdiğini ve bu işi yapmak istediğini şöyle ifade etti:

“1994 doğumluyum, Sağlık Meslek Yüksekokulu bitirdim. Şu an yaptığım işle hiç alakası yok. Babamın, ‘çocuğum bir üniversite bitirsin’ düşüncesiyle ilk İşletme bölümüne girdim, sonra Sağlık Meslek Yüksekokulu’na geçtim. Üniversiteye gitmesem de olurdu. Ben hep çok severdim bu işi, sürekli gelir, giderdim. Küçüklüğümden beri buradaydım. Dedemin rahmetli oluşundan sonra babamın burada yalnız kalmasından dolayı biz de başladık işe. İki kardeşiz biz, abim pek meraklı değildi, esnaf olmak kolay bir iş de değil aslında… Üniversiteden sonra askere gittim. Hayat benim için hiç durmadı. 2016 Ocak’ta pastanenin başına geçtim. İki yıl abimle ortak bir şeyler yapmaya çalıştık sonra abim ayrıldı, dört yıldır eşimle birlikte yola devam ediyoruz. Eşim Meryem Taner Budak, benim en büyük destekçim.”

-“Dedemle birlikte çalışsaydım çok daha farklı yerlere gelirdik”

Budak Pastanesi’ni kuran dedesi Resa Budak ile pastanede hiç birlikte çalışmayan Aras Budak, dedesiyle ilgili az da olsa hatırladığı anları şöyle dile getirdi:

“Dedemle birlikte pastanede hiç çalışmadım. Zaten çalışmış olsaydım eminim böyle olmazdı, çok daha farklı yerlere gelirdik diye düşünürüm. Onun vizyonuyla, yardımıyla birlikte büyük ihtimal çok daha farklı yerlerde olurdum. Dedem rahmetlik olduğunda ben 12 yaşındaydım, küçüktüm. Tek hatırladığım şey, rutinleri vardı dedemin, belirli günler belirli yerlere giderdi. Lastikçi Coşkun vardı, cuma günleri oraya giderdi, hiç değişmezdi. Pastanede bangolar vardı, altına girip saklanırdım dedemi korkutmaya çalışırdım. Bu küçük anıları, evdeki hallerimizi hatırlarım.”

-“Dedemden bu yana amiralimiz dondurmadır, dondurmayı her zaman biz yaptık”

Resa Budak, pastanenin başında olduğu süre boyunca tatlıdan, dondurma üretimine kadar her noktada yer alırken, torunu Aras kendisini “dondurmacı” olarak tanımladı ve “dondurmacılığı” babasından öğrendiğini şöyle anlattı:

“Dedemle birlikte çalışmadığım için ben bu işi babamdan devraldım. Bizim iş ikiye ayrılır, biz tatlıcı ve dondurmacıyız ama esasen dondurmacıyız. Böyle var olduk. Dedemden bu yana bizim amiralimiz dondurmadır. Babam dondurmacıydı, ben de dondurmacıyım. Babamın, pastaneyi bize devredeceği süreye kadar tatlılarımızı yapan bir ustamız vardı, dondurmayı her zaman biz yaptık, hala da biz yaparız. Dedemin döneminde tatlıları da dedem yapardı. Dedem 48 yıl boyunca ürünlerin imalatından, paketlenmesine kadar her süreçte vardı. O yüzden bugün buradayız ve bu isim yaşıyor.”

-“Bana üfleme geçti”

“Ailede nesilden nesile aktarılan mutfak sırları var mı?” sorusunu, “Bana üfleme geçti” diyerek, yanıtlayan Aras Budak, üflemenin ne olduğunu şöyle açıkladı:

“Bizim Raif hoca var, Raif Örtunç. Ne zaman ben bu işi yapmaya başladım, bana hep ‘aferin, üflemeyi öğrendin’ derdi. Eskilerin bir lafı… Örneğin anne, kızına öğretir molehiya yapmayı ve ‘üflemeyi’ öğrendin der. Lezzeti, o tadı geçirmeyi başardın gibi… Dondurma yaparken reçeteyi hiç değiştirmedim ama herkesin mutfakta farklı işleyişi olur. Bir müddet babamın gösterdiği gibi devam ettim. Ondan sonra kendi yorumumla onu harmanladım.”

-“Pastane artık topluma mal oldu”

“Geçmişten bugüne bizi ayakta tutan daimi müşterilerimizdir” diyen Aras Budak, pastanenin artık topluma mal olduğu düşüncesini şöyle dile getirdi:

“Benim için pastane artık maddiyatın dışında, bir kültür, değer oldu, topluma mal oldu. Dedem yaşında adam gelir buraya eşiyle oturur, sağa sola bakar ve ‘düşün ben 50 sene önce buraya gelirdim’ der. Bunu duyduğumda kendimi çok iyi hissederim. Dedemin bize aktardığı gibi pastane, müşteriler için de nesilden nesile aktarılır. Dışarıda bugün yediğin yemeği yarın yiyemezsin, aynı tatta değil, sürdürülebilirlik yok. İnsanların 50 yıldır buraya gelip, aynı ürünü yiyebildiğini ve onları o günlere götürebildiğinizi düşünün… Arada müşterilerimle sohbet de ederim. Bazen, ‘ağzın değil, elin çalışsın’ derler. Müşteri için pastane kendi evi gibi, evim gibi burası.”

-“Benim işim bu, mutluluk satarım”

Pastaneyi abisiyle birlikte ilk devraldığında satış kısmını yenileyen Aras Budak, sonraki süreçte de inovasyonu hiç eksik etmedi. “İnsanlar her geldiğinde bir şeyi yenilemek, onlara daha iyi daha kaliteli hizmet vermek önemli” diyen Budak, işini, “mutluluk satmak” olarak niteledi, yoğun çalışma temposunu ise şöyle anlattı:

“Benim mesai yok. Gece 11’de biter mesai. Pastane, haftanın altı günü pazar hariç sabah 09.30’dan akşam 22.00’ye kadar açıktır. Yaz dönemi gece 11, 12’ye kadar uzar. İçerisinde bulunduğumuz şartlarda bu tempo zor ama mutlu bir şey, benim için güzel. Steve Jobs da, ‘İnsanları mutlu etmek istiyorsan dondurma sat’ demiş. Benim işim bu, mutluluk satarım.”

“Dedem kimden ne alırsa aynı şekilde, aynı firmalarla çalışmaya devam ediyoruz. Üstüne eklendi ama onun dışında hiçbir şey değişmedi” diyen Aras Budak, işi devraldığında pastanede çalışan üç kişi varken, bugün yedi kişi olduklarını dile getirdi, “Ekibim gün geçtikçe büyür, daha da büyüyeceğini düşünürüm. Ben sadece pastaneyim, yaptığım işi yapan şu an adada yok, kim ne derse desin” ifadelerini kullandı.

-“Dedemin aldığı makineyi bugün hala kullanırım… Kaşık elimde kaldı”

El yordamıyla dondurma yapan Resa Budak, 1982’de İtalya’ya giderek, dondurma için makine alır, böylelikle pastanede yeni bir dönem başlar. Dedesinin aldığı makineyi bugün hala kullanan Aras Budak, bir nevi bugün olduğu yere gelmesinin işareti olan dondurma anısını şu sözlerle dile getirdi:

“En güzel anılarımdan biri dondurma koyma işi. Dondurma buzluğuna benim boyum yetmezdi, kola kasasının üstüne basıp, dondurma koyardım. Dedem bana hep, ‘Ay oğlum, dondurmayı da koyarak öğrenecen’ derdi. Koyduğumu da yerdim. Koya, koya öğrendim, elimde kaldı kaşık günün sonunda…”

-Budak’ta yıllardır bozulmayan gelenek… Yılın ilk dondurması 23 Nisan’da

“Başka bir iş yapmayı hiç düşünmedim. Pastaneyi devralmaktan mutluyum. Geri dönsem yine bu kararı veririm, kesin veririm” diyen Aras Budak, dedesinden bu yana bozulmayan dondurma geleneğini de şöyle dile getirdi:

“Dedem, kış aylarında dondurma yapmayı bırakırdı, dondurma sezonunu her yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda açardı, bu geleneği de yıllardır yaşatıyoruz.”

-“40 çeşit ürün var, hepsinin de kendine ait bir lezzeti var”

Pastanede dedesinin bıraktığı çoğu ürünü yapmaya devam ettiklerini ifade eden Aras Budak’ın, favorisi olmasa da bir prensibi var. Kendi yemediği ürünü müşterisine de satmayan Aras Budak, ürünleriyle ilgili şöyle konuştu:

“Dedemin bize bıraktığı çoğu ürünü yapmaya devam ediyoruz. Mesela kayık pasta, sütlü börek, göbekay, prenses, ekmek kadayıfı, gazandibi, güllaç gibi, bunun yanında kendi eklediğimiz ürünler de var, örneğin sütlaç. Tel kadayıfı, büyük Kıbrıs baklavası gibi ürünleri ise yapmıyoruz. Pastanenin en meşhur ürünleri bence dondurma, kayık pasta, sütlü börek, göbekay, prenses. En çok satılan ürünüm ise kayık pasta. Benim favorim yok, ayırmam. Günüme göre değişir, hepsini yerim çünkü. Vitrine bakarsanız 40 çeşit ürün var, hepsinin de kendine ait bir lezzeti var.”

-“Bu işi yapacaksa aileden biri yapacak”

Yıllar içinde pastanenin yer aldığı mahallenin demografik yapısının çok değiştiğini anlatan Aras Budak, başka bir yerde şube açmayı düşünmediğini söyledi, bunun nedenini şöyle açıkladı:

“Pandemi sonrası surlariçi toparlandı, genç nüfus akmaya başladı, genç yatırımcı geldi. Sokak da canlandı. İnsanların eskiden buraya gelmesindeki tek sebep Budak’tı, Minnoş’tu. Eskiden pastanenin yerini bir handikap olarak görürdüm. Şu an görmem. Girne’den buraya gelen müşteri var. Hiç başka bir yerde şube açmayı veya franchise (satış tekeli hakkı) düşünmedim. Bu isim öyle bir isim değil. Bu işi yapacaksa aileden biri yapacak.”

-“Ben buradan gitsem de bu isim yaşayacak”

“Budak Pastanesi’nin gelecek nesillere aktarılmasında sorumluluk hissediyor musun?” sorusuna, “Evet” yanıtını veren Aras Budak, şunları dile getirdi:

“21 aylık bir kızım var. Bu işi yapmasını ister miyim? İnan bugün istemem, bugün benim yaşadıklarımı yaşamasını istemem, kızımın benim çektiğim sıkıntıları çekmesini istemem. Ama benden sonra bu iş her türlü yaşayacak. Ben buradan gitsem de bu isim yaşayacak. Benim hedefim 45-50 yaşlarında emekli olup, vitrinin arkasına geçip günün dört-beş saati dondurmamı koyup, gitmektir. Yeter ki ürünler aynı tat, aynı lezzette yapılsın, aynı mekan, aynı doku olsun. Vitrinin arkasında kimin olup, olmadığı aslında o kadar önemli değil. Yurt dışında böyle bir şey görmezsiniz, bu bizim memlekete has bir durumdur.”

TAK/BRT

Devamını Oku
Yorum Yapabilirsiniz

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kıbrıs

Published

on

By

Maliye Bakanı Özdemir Berova, 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçesi’nin yeniden yükseliş iradesini ortaya koyduğunu kaydetti; bütçenin temel hedefinin ekonomik istikrarı güçlendirmek ve topluma güven vermek olduğunu söyledi.

Berova, zorlayıcı küresel koşullara rağmen kamunun mali dengesini koruyan, üretim ve istihdamı önceleyen bir çerçeve oluşturduklarını vurguladı.

Bütçede sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesine, dar gelirli kesimlerin korunmasına ve reel sektöre destek sağlanmasına özel önem verildiğini belirten Berova, aynı zamanda dijitalleşme ve çevre odaklı yatırımların ileriki dönemin ana başlıkları arasında yer aldığını kaydetti.

Yerel yönetimlere ayrılan kaynağın yüzde 46,9 oranında artırıldığını ifade eden Berova, bunun vatandaşın günlük yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlayacağını dile getirdi.

Berova, 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçesi’ni “umut, toparlanma ve dönüşüm” ekseninde hazırladıklarını belirterek, kamu maliyesinde disiplinin sürdürüleceğini, vergi adaletini güçlendiren uygulamalarla gelirlerin artırılacağını söyledi.

205,8 milyar TL gider ve 180,6 milyar TL gelir öngörülen bütçede ortaya çıkan 25,2 milyar TL’lik açığın yönetilebilir seviyede olduğunu kaydeden Berova, bu açığın önümüzdeki yıllarda kademeli olarak azaltılmasının hedeflendiğini ifade etti.

2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı’nın görüşüldüğü Meclis Genel Kurulu’nda tasarının bütünü üzerinde görüşmeler yapılıyor. Maliye Bakanı Özdemir Berova, bu kapsamda, sunuş konuşmasını yaptı.

– Berova: “Sadece bir yıllık bir plan değil, çok yıllı bir dönüşümün başlangıcı”

Maliye Bakanı Berova, Meclis Genel Kurulu’nda 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçesi sunumunda, bütçenin zor zamanlardan geçen bir ülkenin yeniden yükseliş iradesini ortaya koyduğunu vurguladı; halka “yarın bugünden daha güçlü olacak” mesajı verdiklerini kaydetti.

Dünya ekonomisindeki dalgalanmalara rağmen ayakta kalmayı başardıklarına dikkat çeken Berova, 2026 bütçesinin “vatandaşa güven veren, toplumun nefes almasını sağlayan ve ekonomik toparlanmayı hızlandırmayı amaçlayan” bir çalışma olduğunu söyledi.

Bütçenin temel amacının mali dengeyi korumak, üretimi artırmak, işsizliği azaltmak, halkın refahını yükseltmek ve geleceğe yatırım yapmak olduğunu ifade eden Berova, bütçenin sadece bir yıllık bir plan değil, çok yıllı bir dönüşümün başlangıcı olduğunu dile getirdi.

–  “Öncelik tasarruf ve verimlilik”

2026 gelir politikalarının vatandaşın devlete olan güvenini artırmaya odaklandığı belirten Berova, vergi adaleti, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve dijital denetim sistemlerinin güçlendirilmesine yönelik adımları sıraladı; “Adil, sade ve anlaşılır bir vergi düzeni kuruyoruz.” dedi.

Berova, son yıllarda artan devlet gelirlerinin devam ettirilmesinin hedeflendiğini de kaydetti.

Berova, kamu kaynaklarının doğru kullanılmasının önemi vurgulayarak, gereksiz harcamaların azaltılacağını, sağlık ve eğitimin öncelikli olacağını, kamu yönetiminde verimliliğin artırılacağını belirtti.

– Üretime destek

2026’da tarım, sanayi, turizm, bilişim ve dijital sektörlerde yatırımların destekleneceği, genç girişimcilere özel paketlerin devreye alınacağı da belirten Berova, küçük işletmelere finansman kolaylığı sağlanacağını ifade etti.

Bakan Berova, bunun yanında dar gelirli ailelere desteklerin artırılacağını, emekli ve çalışanlara yönelik iyileştirmelerin yapılacağını, gençler ve kadınlara yönelik programların genişletileceğini dile getirdi; sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimin güçlendirileceğinin altını çizdi.

– Dijital ve yeşil dönüşüm

“Bütçemizin en umut veren yönlerinden biri, geleceğe dönük yatırımların güçlendirilmiş olmasıdır.” diyen Berova, 2026’da e-devlet hizmetlerinin yaygınlaşacağını, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılacağını ve enerji verimliliği projelerinin destekleneceği de kaydetti; ulaşım ve altyapı yatırımlarının devam edeceğini belirtti.

Mahalli yatırım bütçesinin ciddi şekilde artırıldığı belirten Berova, bu kapsamda belediyelere ayrılan payın da yüzde 46,9 arttığını açıkladı, belediyelerin güçlenmesinin vatandaşın yaşam kalitesine doğrudan etki edeceğini vurguladı.

– “Açık yöneltilebilir düzeydedir, 2027 itibarıyla kademeli olarak düşecektir”

Bakan Berova, 2026 bütçesinde,  “205,8 milyar TL gider, 180,6 milyar TL gelir ve 25,2 milyar TL açık” öngörüldüğünü kaydetti. Berova, açığın yönetilebilir düzeyde olduğunu, 2027’den itibaren kademeli olarak düşeceğini belirtti.

Berova ,”Hedefimiz güçlü kamu maliyesi, güçlü ekonomi, güçlü toplum. Bunun için gerekli tüm adımları atmaya kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

2026 bütçesinin “ umut ve yeniden ayağa kalkış bütçesi” olduğunu vurgulayan Berova, şunları söyledi:

“Üreten bir insanımız var. Girişimci bir gençliğimiz var. Güçlü bir devletimiz var. Daha iyisini hak eden bir halkımız var. Bu bütçeyle birlikte yeni bir başlangıç yapıyoruz. Birlikte çalışırsak, birlikte üretirsek, bu ülkenin çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur.”

Maliye Bakanı Berova, 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçesi’nin ülkeye güç, bereket ve huzur getirmesini dileyerek, konuşmasını tamamladı.

Devamını Oku

Kıbrıs

Published

on

By

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı’nı görüşmek üzere toplandı. Genel Kurul’da konuşan Başbakan Ünal Üstel, hükümetin dört yıllık bütçe sürecini, ekonomik adımları ve 2026 hedeflerini değerlendirdi. Üstel, pandemi sonrası ekonomik toparlanma, yatırımlar ve Türkiye ile yürütülen projelere geniş yer verdi.

“Bugün 150 Bin Çalışan Varsa, Tedbirler Sayesindedir”

Başbakan Üstel, hükümete geldikleri dönemde ülkede 85 bin civarında olan çalışan sayısının bugün 150 bine yükseldiğini belirtti. Bu artışın, ekonomik sıkıntılara rağmen alınan tedbirlerin sonucu olduğunu ifade etti.

Ekonomide yaşanan küresel sarsıntıların KKTC’yi de etkilediğini belirten Üstel, hayat pahalılığı oranlarının çalışanlara tam yansıtıldığını, hiçbir sektörün geride bırakılmadığını vurguladı. Tarım, turizm ve diğer sektörlere verilen teşvik ve desteklerin 2026’da da devam edeceğini söyledi.

“Yatırımlarımızı Yarım Bırakmadık: 2026 Sağlık Yılı Olacak”

Üstel, hükümetin göreve gelir gelmez önceliği yarım kalan projeleri tamamlamaya verdiğini belirterek, Ercan Havalimanı’nın açılışını, yolcu artışını ve sağlık yatırımlarını örnek gösterdi.

Karpaz Pamuklu Hastanesi’nin temelinin atıldığını, Güzelyurt Hastanesi’nin Ocak ayında hizmete gireceğini, Lefkoşa 320 yataklı Devlet Hastanesi’nin temelinin atıldığını ve Girne ile Güzelyurt hastanelerinin 2026’da açılacağını açıkladı.

Maraş ve Değirmenlik bölgelerine yeni sağlık ocakları kazandırıldığını da ifade etti.

“Türkiye ile Protokoller Ekonominin Kalkanı Oldu”

Üstel, Güney Kıbrıs’ın iş insanlarına ve turizmciler üzerinde uyguladığı baskılar nedeniyle oluşan ekonomik tahribatın, Türkiye ile imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolleri sayesinde aşıldığını söyledi.

Ayrıca Türkiye ziyaretinde inşaat, turizm, sanayi, çiftçi ve küçük esnaf için uzun vadeli düşük faizli kredi ve hibe desteklerinin görüşüldüğünü, 2026’da bu desteklerin devreye gireceğini ifade etti.

“Gençlere Yönelik En Büyük Destek Paketi Bizim Dönemimizde Verildi”

Başbakan, gençlere yönelik sosyal sigorta prim desteği, ilk ev kredisi ve girişimcilik kredilerinin hayata geçirildiğini, uzun yıllar sonra sosyal konut projelerinin başlatıldığını anlattı.

Amaçlarının gençlerin ülkeyi terk etmesinin önüne geçmek olduğunu söyledi.

“Reformlar ve Enerji Adımları 2026’da Gündemde Olacak”

Belediyeler reformunun ardından yeni reformların gündeme geleceğini belirten Üstel, enerji alanında yeni açılımların yapılacağını ve 2026’nın altyapı, ulaşım ve enerji projelerinde yoğun bir yıl olacağını kaydetti.

Konuşmasının sonunda, muhalefetin zaman zaman eleştirilerde bulunsa da birçok yasaya katkı koyduğunu ifade eden Üstel, 2026 bütçesinin halkı daha rahat yaşatmayı hedeflediğini söyledi.

Devamını Oku

Kıbrıs

Published

on

By

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı’nı görüşmek üzere toplandı. Genel Kurul’da söz alan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın sunumuna kapsamlı eleştiriler yöneltti. İncirli, bütçenin gerçeklerden kopuk hazırlandığını savundu.

“Kayıt Dışılık Azalmıyor, Aksine Büyüyor”

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, hükümetin kayıt dışı ekonomiyle mücadele konusunda gerçeği yansıtmayan bir tablo çizdiğini söyledi.

Kayıt dışılığın azaltılmadığını, aksine giderek büyüdüğünü ifade eden İncirli, bunun ekonomik, sosyal ve güvenlik krizlerini derinleştirdiğini belirtti. Kayıt dışı ekonominin denetim altına alınamadığını savunan İncirli, bu alanda somut veriler ve sonuçlar ortaya konulması gerektiğini vurguladı.

“Kamuda Yüzlerce Kişi İşe Gitmeden Maaş Alıyor İddiası Açıklanmalı”

İncirli, kamuoyunda uzun süredir konuşulan ancak netlik kazanmayan önemli bir iddiayı Meclis gündemine taşıdı.

Kamuda en az 300 kişinin işe gitmeden maaş aldığı yönünde ciddi iddialar bulunduğunu belirten İncirli, bu konuda hükümetin ve Maliye Bakanı’nın kamuoyuna açık ve net bir açıklama yapması gerektiğini söyledi.

İncirli, bu durumun doğru olması halinde kamu verimliliğinden söz edilemeyeceğini ifade ederek, “Hem bu istihdamı siz yapıyorsunuz hem de sonra çıkıp bundan şikayet ediyorsunuz. Bu kabul edilebilir değil,” dedi.

“Yatırım Bütçesi Son Derece Yetersiz”

2026 bütçesindeki yatırım kalemlerine de değinen İncirli, yatırım bütçesinin toplam bütçe içinde çok düşük bir paya sahip olduğunu kaydetti.

Yaklaşık 9 milyar TL’lik yatırım ödeneğinin ülkenin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu savunan İncirli, bu rakamla hangi yatırımların yapılacağının belirsiz olduğunu dile getirdi.

Gençler ve girişimcilere yönelik söylemlerin de sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirten İncirli, birçok gencin kötü yönetim, liyakatsizlik ve adaletsizlik nedeniyle ülkeyi terk ettiğini söyledi.

“Bu Bütçe Mali Sıkışmışlığın ve Güven Krizinin Aynasıdır”

Konuşmasında bütçenin genel yapısını da değerlendiren İncirli, 2026 bütçesinin ekonomik daralmayı aşacak araçlar içermediğini savundu.

Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının ülke ekonomisine doğrudan zarar verdiğini belirten İncirli, bu durumun bütçe açığının temel nedenlerinden biri olduğunu ifade etti.

İncirli, ülkede yürütülen yolsuzluk soruşturmalarının ciddiyetine dikkat çekerek, mali krizin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını, kötü yönetim, adaletsizlik ve liyakat eksikliğinin de bu tablonun temelinde yer aldığını belirtti.

Konuşmasının sonunda siyasi sorumluluğa işaret eden İncirli, mevcut koşullarda erken seçimin kaçınılmaz hale geldiğini savundu.

Devamını Oku

Trending

Reklam